Gün gelir ateş kadınların canlarına değil, o koltuklara...
26.10.2014
Bir kadın kardeşimiz daha geçtiğimiz günlerde öldürüldü. Eşi tarafından, aldattığı şüphesiyle, bir pompalı tüfekle. İsmi Huriye.

Artık katillere göre cana kıymak hakları; zira aldatılmışlardır ya da aldatıldıklarını düşünüyorlardır (!) Sırf bu sebeplerle hakim karşısında savunma yapmaktan bile çekinmiyor oluşları ve aldatılmanın indirim nedeni olarak görülmesi, akıllarında bir kadını öldürme fikri yatan erkekleri de teşvik etmekte. Gelişen ülkelerde insan ilişkilerindeki sorunlara verilecek cevap adalet sisteminde karşılığını bulmaktadır. Tarafların kendi aralarında halledemedikleri sorunlara karşı arabuluculuk yapmak ya da  kendince halletmeye çalışmak, sorunu daha da çözülemez hale getirmektedir. Boşanmak bu konuda temel sorunu halledebilecek bir yol iken  kadın bunu istediğinde ölümle burun buruna geliyorsa; bunun nedenlerinden biri de devletin hukuk, sosyal ve modern olma niteliklerini yerine getirememesidir. Halbuki baktığımızda sosyal, modern ve hukuk devletiyiz. “Devlet baba” bireyleri korur, ihtiyaç duyduklarında bireyin yanındadır.

 

Peki Yasemin ya da Muhterem Göçmen öldürüldüğünde veya Hasret’i tüm mahalleli korurken neredeydi? Huriye öldü şimdi nerede, ne söylüyor ve ne yapıyor olacaksınız?

 

Kadın kardeşlerimiz her geçen gün öldürülürken nasıl oluyor da sadece kamu malını, kendi cebinize giren parayı hiç unutmuyor; ancak halkın taleplerini yok sayabiliyorsunuz?

 

Sözle değil, kanunla nefes alacağız

Ayşenur İslam kadın cinayetlerini kınayarak katillere beddua etti. Bu kınama, bizlerin uzun uğraşları sonucunda söz konusu oldu. Taleplerimizden birinin en azından gerçekleşmesinin bu kadar da imkansız olmadığına dair bir adım kabul edeceğimiz bu sözler ne yazık ki yeterli değil. Tüm açıklamaların anlam kazanması ancak somut verilere bağlıdır. Katillerin elleri kıralacağına ağır cezaya hükmolmaları ve “kadın saiki” ile insan öldürme suçunun, nitelikli haller kapsamında kanunda yerini alması gerekmektedir. Bunun için daha ne kadar kan dökülmeli, daha kaç kadın kardeşimiz sırf “var olan” hakkını ararken ciğerinden giren kurşunla canından olmalı?

 

Tıpkı “Eğitim şart” sözünün bir klişeye dönüşmesi gibi... Evet, bu konuda bilinçlendirme çalışmaları elimizdeki tüm olanaklarla yürütülmelidir; ancak bunun sonuçları birkaç kuşak sonra alınabilir. Bugün şiddetin her türlüsüne mağruz kalan kadın kardeşlerimiz için ne yapmalıyız? Hukuken karşılığını bulabilecek sözlerimizin birer klişeye dönüşmemesi için ne yapılabilir?

 

Bizler için acil olan birbirimizle olan iletişimimizi güçlendirmek ve sesimizin gücüne karşılık somut çözüm yollarına başvurmaktır.Tıpkı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın kadın cineyetlerini kınadığı gibi tüm bakanların bu talebimizi yerine getirmesi, kadın katillerine ağır ceza verilmesi, “ kadın saiki ile öldürme”nin nitelikli suçlar kapsamında yer alması ve diğer tüm taleplerimizin gerçekleştirilmesiyle kadın cinayetleri durdurulur.Yoksa lafla peynir gemisi yürümüyor!


  • YAZAR
  • Editor