25 Aralık Cuma akşamı Edirne’nin Yolüstü Köyü’nde erkek arkadaşı C.Ö.tarafından darp edilen ve ertesi gün komşuların baygın halde görmesiyle birlikte hastaneye kaldırılan Özge B.’nin vücudunun çeşitli yerlerinde morluklar görülmüş ve tecavüze uğradığı anlaşılmıştır. Uğradığı şiddet nedeniyle yoğun bakıma kaldırılan ve başına aldığı darbeler nedeniyle yoğun bakım servisinde yaşam savaşı veren Özge’nin, dayanabildiği 5 günün sonunda beyin ölümü gerçekleşmiştir.
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Özge’nin öldürüldüğü gün İstanbul’da okuldan dönerken bindiği halk otobüsünde sevgilisi tarafından öldürülen 21 yaşındaki Özge Gündoğan’ın hesabını sormak için eylem yaparak Özge’yi korumak isterken bir Özge’yi daha kaybettik. İstanbul’da öldürülen Özge Gündoğan’ın sevgilisi tarafından önü kesilip elinden telefonu zorla alınmıştı, kapısına “Seni öldüreceğim” yazılı tehdit notları bırakılıyordu. Edirne’de erkek arkadaşı tarafından tecavüz edilip işkence gören Özge B. (21)’nin yaşadıkları ise ne erkek arkadaşı tarafından otobüste vurulan Özge Gündoğan’ın ne de işkence gören, sokak ortasında eşleri tarafından dövülen, boğazları bıçakla kesilip işkenceye maruz kalan kadınların yaşadıklarından farklı değil.
3 Mart 2009 gecesi başı gövdesinden ayrılarak gitar kutusuna konulan ve cesedi bir çöp konteynerinde bulunan 18 yaşındaki Münevver Karabulut cinayetinden bu yana ne değişti? Devlet kadın cinayetlerini önlemek için ne gibi önlemler aldı? Münevverin cinayeti üzerine dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah öldürülen 18 yaşındaki Münevverin ailesine yönelik “Kızlarını neden takip etmemişler.” sözlerini söylemişti.
Her aileden üç çocuk isteyen hükümet, yaşayan insanlara sahip çıkmayarak insan haklarını ihlal ediyor. Dünya ekonomik Forumu’nun toplumsal cinsiyet eşitliği verilerine göre; 134 ülke arasından 126.sırada olan Türkiye’de 2011 verilerine göre: yedi yılda kadın cinayetleri yüzde 1400 artmış, sadece 2011 yılının son altı ayında 26 bin aile içi şiddet vakası yaşanmış, 180 günde öldürülen kadın sayısı 130’a ulaşmış ve 2005-2011 yıllarında 4000’e yakın kadın cinayete kurban gitmişti.
Günümüzde kadınlar hala tehdit edilebiliyor, işkence görebiliyor, darp edilebiliyor, sokak ortasında öldürülebiliyor devlet kadınları korumak adına hiçbir adım atmıyor. Caydırıcı yasaların eksikliği, kadın haklarına ve yaşamına gereken önemin verilmemesi her gün bir kadının yaşamına daha son veriyor. Öldürülen kadın sayısının hala hızla arttığı ve katillerin yargılanmadığı, ellerini kollarını sallayarak sokaklarda gezdiği günümüzde geçmiş cinayetlerden dersler alınarak kadına yönelik her türlü hak ihlali acilen önlemelidir. Devlet kadın düşmanı politikasından vazgeçip kadınların yaşam haklarına sahip çıkmalıdır.
Bizler platform olarak Kadını koruyan yasaların aileyi değil birey olarak “kadını” koruması gerektiğini ve 6824 sayılı Koruma Yasasının kadınları etkin bir şekilde koruyacak şekilde uygulanmasını istiyoruz. “Kadın cinayetlerinin” Türk Ceza Kanunu’na girmesini, kadınlara şiddet ve işkence uygulayan, tecavüz eden, öldüren tüm suçlu ve katillerin indirimlerden faydalanmaksızın cezalandırılmasını istiyoruz. Devletin kadın cinayetlerini durdurmayı bir politika olarak benimseyerek kadın cinayetlerine son vermek için tüm olanaklarını kullanmasını ve kadın katillerine ağırlaştırılmış müebbet cezası veren yasaları uygulamaya koymasını talep ediyoruz.