Gülsüm Kav Meclis toplantısını değerlendirdi
6.2.2015
TBMM Şiddet Araştırma Komisyonu kuruldugunda, bu adimi yıllardır dile getirdigimiz bir talebin yerine getirilmesi olarak gördük. Türkiye'de giderek artan kadın cinayetlerini durdurma mucadelesi veren bizler icin gecikmis bir adim olmakla birlikte, Meclis teki dört partinin de ortak görüşü ile oluşturulan komisyon önemliydi. Bu yonde bir aciklama da yaparak, Komisyonun ilk önüne alması gereken konunun kadin cinayetleri oldugunu soyledik, takip ettigimiz davalara davet ettik, göreve cagirdigimiz Komisyonun Ocak ayinda baslayan toplantilarini da yakindan takip ettik.

5 Şubat tarihli Komisyon toplantısına ise görüşlerimizi aktararak davetli olarak katıldık.  Katıldığımız toplantıdan ve tutanaklardan izlediğimiz kadarıyla önceki toplantiıardan edindiğimiz izlenimler şunlardır

 

Olumlu bulduğumuz ve ilerletilmesi gereken yönler şunlardır:

1. Kadına yönelik şiddet ve  en üst seviyesi olarak kadın cinayetleri komisyondaki AKP vekilleri dahil olmak üzere tüm bileşenler tarafından lanetleniyor, bu olumludur. Kuşkusuz bunu sağlayan en başta ne yazık ki can vermiş olan yüzlerce kadın kardeşimizdir. Onların ardından önemli bir mücadele ortaya konmuş olması,kadınlarin ve ailelerin kararlı mücadelesi sonucunda sorunu gerçekten de "sağır sultan bile duymuş", çözüm de AKP'yi zorluyor hale gelmiş durumda. Zorunluluk gereği de olsa toplantılarda AKP'nin hatta kamuoyu gündemine komisyona getirdiği önerilerde girmiş olan İsmet Uçma'nın dahi sorunun yakıcılığı karşısında çözüm arayışı konumunda olması önemli. Ayrıca zaman zaman AKP de doğruyu savunmak durumunda kalabiliyor; örneğin  Istanbul Sözleşmesi ile ilgili gelen sorular üzerine Komisyon Başkanı Alev Dedeligil sözleşmeyi savunması ya da Adalet Bakanlığı görevlileri bizim de önerimiz olan caydırıcı ceza düzenlemesi önermeleri önemlidir.

 

2. Komisyonun genel olarak soyut bir yaklaşıma değil,  somut - tikel - gerçek önerilere önem vermesi,  tabiri caiz ise "sahada " olanları çözmeye açık olması da olumlu bir özelliğidir. Örneğin biz takip ettiğimiz davalara ısrarla Aile Ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nı davet ediyoruz ve bazen katılıyorlar. Bunun önemini dile getirdik, geliştirmeyi önerdik, bu öneri kabul gördü. Bizim ve katılan diğer kadın kurumlarının dile getirdiği diğer somut öneriler için de bu geçerli.

 

3. Katıldığımız toplantıda zaman zaman şiddeti haklı çıkartmaya çalışan söylemler olduğunda buna refleks gösterilmesi, komisyon başkanının bu konudaki duyarlılığı ve komisyonun bütününün şiddet kadar tehlikeli bulduğumuz "şiddeti normalleştirme" hatasını düşmemesi gözlemledigimiz olumlu yönler oldu.

 

Bununla birlikte  önemli eksikler ve eleştirilerimiz de var:

1. Komisyon sürekli zaman baskısı altında davranıyor. Bu bir an önce hayat kurtarmayı gereğinden kaynaklı değil çünkü toplantı sürelerinin önemli bir kısmı da, hak kaybını yaşayan tarafa değil erkek vekillere ya da erkeklerin haklarını savunan bir derneğe ayrılabildi. 5 Şubat toplantısına davet edilmiş olan "Boşanmış Babalar Dernegi" ne kadınlardan önce söz verilmiş olması,  onlar davet edildikleri halde şiddete maruz kalan,  can kaybı yaşayan gerçek muhatabların komisyona henüz davet bile edilmemiş olmasi çok önemli bir eksiktir. Madem çocuklarıyla görüşememekten dolayı mağdur olduklarını iddia eden bu babalar dinleniyor, öldürülen kadın kardeşlerimizin aileleri; annelerini bir daha hiç göremeyecek olan çocuklar,  evladını göremeyecek anneler, babalar, kardeşler de dinlenmeli ve öncelikli olmalıydı.

 

2. Komisyon, şiddetin erkekler üzerinde de olumsuz sonuçları olmasıni one sürerek çok fazla erkeklerin basıncı ile davranıyor. Oysa sorunu gerçekten çözmek için,  tam bu konuda cesur olmasi, asıl hak kaybına uğrayan taraf olan "kadın" ı tereddütsüz savunması gerekir. Evet erkeklerin de sürecin bir kurbanı olmaları gerçek olabilir ama bu sorun böyle sübjektif ele alış ile çözülmez. Komisyona düşen gerçek bir objektif duruş ve şiddetin objektif tarafının kadınlar olduğu gerçeğini kabul etmesidir.

 

3. Benzer biçimde "kadını" görünmez kılan "ailenin bütünlüğü" yaklaşımıyla "boşanma ehliyeti" gibi yeni öneriler getirilmesi, çözüm değil engel oluşturuyor. Aciktir ki şimdiye kadar  bu yaklaşımla uygulanan politikaların sorunu çözmemis derinlestirmistir. AKP bu yolla korumak istedigi aileyi de koruyamadigidir artık görmelidir. Kadinlarin modern hak arayisi, bu toplumun  bir gerçeğidir, bu kabul edilmeden ilerlenemez.

 

4.  Komisyon toplantılarında 6284 sayılı Koruma Kanunu nun revize edilmesi gerektiği çok sık dile getiriliyor. Kanunun uygulanması ile ilgili sorunlar ortada dururken, AKP kanadindan surekli kanunun bizim kültürümüze uymayan yönleri oldugunun dile getirilmesi, işe yarar olup olmadığının ölçüleceginin ve buna göre guncelleneceginin açıkça söylenmesi tehlikelidir. Henüz tam olarak uygulanmamis olan bir kanunun etkinliği de olculemez. Şu anda kanun uygulanamaz olduğu için değil,  bu konuda net bir irade ve kararlilik ortaya konmadigi için kadınlar korunmuyor ve korunma altındayken dahi öldürülebiliyor. Yapılması gereken kanunu önce gerçekten uygulamak, kalırsa aksayan bir yönü ancak bundan sonra ele almaktır.

 

5. Kamuoyuna yansıyan şiddeti çözmek için  "mahalli önlemler " konusu ise sadece Ismet Uçma tarafından değil, Binnaz Toprak gibi kadın vekiller tarafından da öneriliyor.  Mahallesinde şiddete uğrayan bir kadın olduğunda onu savunacak- Hasret Kara örneğinde olduğu gibi gereginde nöbet tutarak kadının hayatını  koruyacak - bir mahalleli olması elbette istenir. Ancak Türkiye'de yaygın olan bunun tam tersi iken, özgürlükleri kısıtlayan anlamda "mahalle baskisi"  hemen her gün gündemde iken asıl 6284 un değil bu onerinin uygulanması zordur.  Önce merkezi olarak kadınlar. lehine yasalar tam kararlılıkla uygulanmalı ki toplum da bu yönde refleks kazansın. Komisyon toplantılarında çok sık  gündeme. getirilen toplum eğitiminin de en etkili yolu, devletin net ve kararlı biçimde kadınların yanında yer aldığını göstermesidir.

 

5 Şubat toplantısında yukarıda sıraladığımiz değerlendirmeleri ve mücadele içerisinde oluşturduğumuz çözüm önerilerini; 5 temel talebi paylaştık.  Sorunun çözümünde ilk ve en önemli adımın ayrı bir hak öznesi olarak "kadının varlığını ve karar hakkini" tanımak oldugunu, öldürülen tüm kadın kardeşlerimiz ve tüm kadınlar adına ifade ettik.

 

Çözümün mümkün,  Komisyonun da bunun için önemli bir imkan ve umut olduğunu,  bu konuda Türkiye'nin önceki yıllarda sistematik  işkence ile mücadelesinin örnek olabileceğini soyledik. Kadına yönelik şiddet de benzer bir insanlik suçudur. Geriletilmesi için o yıllarda işkencenin mutlak yasak kabul edilmesi, "sıfır tolerans" diyen bir siyasi irade geliştirilmesi gibi bir siyasal tavır gereklidir. 

 

Takip ettiğimiz davalarda edindiğimiz tecrübeyi aktarıp, caydırıcı cezayı öngören TCK Ek Madde önerimizi tekrar sunduk. Komisyonu ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nı bir kez daha sürmekte olan davalarımızi birlikte takip etmeye davet ettik

 

Biz Kadın Cinayetlerini Durduracagiz Platformu olarak elimizde olan sınırlı imkânlarla yapabileceklerimiz yapmış durumdayız. Bundan sonra da mücadelemiz devam edecek ve kadın kardeşlerimiz öldürülmesin diye  elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz.  Ama bütün bunları Meclis çatısı altında sorumlu komisyon ile paylaştıktan sonra elinde asıl imkanları bulunduran devletin en az bizim kadar soruna sahip çıkmasını bekleyeceğiz,  takipçisi olacağız. Çünkü imkanlar ve dolayısıyla çözüm bu sorumlu tarafların elindedir ve önerdiğimiz adımlar atılır ise hızla gerçekleşecektir, bunu biliyoruz. Şimdiye kadar örtülen bir sorunun gündeme gelmesini ve adının konması sağladığımiz gibi, çözümü de mücadelemizle sağlayacağız, eminiz.