Devlet Koruyamadığı Gülbahar Kaya'nın Babasından Nafaka İstiyor
7.2.2026
***

Arif Kaplan’ın kızı Gülbahar Kaya, 2022 yılında evli olduğu erkek Baki Kaya tarafından, üç çocuğunun gözü önünde 18 kez bıçaklanarak öldürüldü. Gülbahar, faile karşı boşanma davası açmış ve uzaklaştırma kararı aldırmıştı. Fail, uzaklaştırma kararının sona erdikten 1 gün sonra annesiyle birlikte Gülbahar’ın evine gitti ve annesinin de yardımıyla Gülbahar’ı öldürdü. Şimdi ise Arif Amca, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından kendisine açılan dava ile uğraşıyor. Bu devletin yetkilileri, ihmallerle bir kadının öldürülmesine sebebiyet veriyor ve sonrasında annesiz kalan üç çocuk için, öldürülen kadının babasından bu çocukların bakımı için nafaka talep ediyor.Bu devletin Anayasası’nda bu devlet bir sosyal devlettir yazıyor.  Gülbahar’ı korumak bu devletin sorumluluğuydu. Bu çocuklara bakmak bu devletin sorumluluğu. Arif Amca’nın geçinebileceği bir emekli maaşı belirlemek de bu devletin sorumluluğu. Öldürülen bir kadının çocukları ve onların yaşlı dedesi ne yer ne içer, eğitimleri sekteye uğrar mı bunu düşünmek ve çözümler üretmek sosyal devlet olduğunu iddia eden bu devletin sorumluluğu. Ancak bunların tamamı görmezden geliniyor. Devlet, kendi ihmallerini tazmin etmek için harekete geçmesi gerekirken, koruyamadığı bir kadının çocuklarına bakmak için geçinemeyen bir dededen nafaka almanın peşine düşüyor. Bu ülkenin insanları açlıkla,yoksullukla şiddetle,cinayetle baş başa bırakılıyor.

Gülbahar’ın babası Arif Kaplan, öldürülen tüm kadınların aileleri gibi, acısını dahi yaşayamadan adalet mücadelesine başladı. Failler yargılandı. Fail ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, failin annesi ise müebbet hapis cezası aldı. Yargıtay, yargılama sürecinde verilen kararı onadı. Arif Kaplan, iki yıl boyunca kızından geriye kalan üç torununa baktı. Dağ köyünde, yalnızca emekli maaşıyla üç torununa bakmaya çalıştı ve aynı zamanda adalet mücadelesi verdi. Köydeki eğitim ve sağlık imkânlarının kısıtlı olması ve Arif Kaplan’ın emekli maaşının üç çocuğun bakımı için yetersiz kalması nedeniyle, çocuklardan ikisi hakkında bu sebepler ve diğer imkânsızlıklar gerekçe gösterilerek Aile Mahkemesi’nden tedbir kararı alındı ve çocukların sosyal hizmetler bünyesinde bakılmasına karar verildi. Bir süre sonra Arif Kaplan’a Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından dava açıldı. Dava, Türk Medeni Kanunu’ndaki “Korunmaya muhtaç kişilerin bakımı, bununla yükümlü kurumlar tarafından sağlanır. Bu kurumlar, yaptıkları masrafları nafaka yükümlüsü hısımlardan isteyebilir.” hükmüne dayanılarak açıldı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın dava dilekçesinde, ücretsiz bakım altında bulunan çocukların her biri için 5.000 TL olmak üzere toplam 10.000 TL nafakanın Arif Amca’dan alınarak Bakanlığa verilmesi talep edildi. Dava sonuçlandı ve Bakanlığın nafaka talebi Samsun 3. Aile Mahkemesi tarafından kabul edildi. Arif Amca şimdi bu kararın istinaf edilmesiyle uğraşıyor.

Devlet, kolluğuyla, yargısıyla ve diğer tüm kurumlarıyla Arif Amca’nın kızı Gülbahar’ı koruyamadı. Gülbahar’ın yaşamak için verdiği tüm mücadeleye rağmen, uzaklaştırma kararının akıbeti takip edilmedi ve uzaklaştırma kararının bitmesinden bir gün sonra Gülbahar Kaya öldürüldü. Gülbahar, o sırada koronavirüs testi pozitif çıktığı için karantinadaydı. Yani evde olduğu ve olacağı belliydi. Buna rağmen, uzaklaştırma kararının sona erdiği gün durum hiçbir şekilde devletin kurumları tarafından değerlendirilmedi ve tüm bu ihmaller zinciri sonucunda Gülbahar öldürüldü. Serpil Erfındık davasını hatırlarsınız. Koruma kararının bittiği gün, boşandığı erkek tarafından öldürülmüştü. O dönem takip ettiğimiz davayı Anayasa Mahkemesi’ne taşımıştık. O davada sorumlu Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı İl Müdürü, Serpil Erfındık’ın aldırdığı koruma kararının süresinin bittiğini söyleyerek sorumluluktan kurtulmaya çalışmıştı. Ancak Anayasa Mahkemesi, koruma kararı bitmiş olsa dahi Serpil ile görüşülmesi gerektiğine, Serpil bunu yapmasa bile bunun kamu görevlisi tarafından resen yapılmasının zorunlu olduğuna karar vermişti. Yetkililer sorumluluktan kaçamamıştı. Bu karar emsaldir. Gülbahar’ın ölümünde, uzaklaştırma kararı sona erdiğinde bunu hiç değerlendirmeyenler, Gülbahar ile hiçbir görüşme yapmayanlar ve ölümüne sebep olanlar bu devletin yetkilileridir. Böyle bir sorumluluğu varken, öldürülen bir kadının çocuklarına bakmak için o kadının ailesinden para isteyen, ona dava açan tüm sorumluların karşısındayız.. Bu sürecin takipçisi olacağız. Acısını yaşayamadan onca davayla uğraşmak zorunda kalan Arif Amca asla yalnız yürümeyecek. Yetkililer sorumluluktan kaçamayacak.