Faillerin Silahlarına Neden El Konulmuyor?
29.1.2026
***

 İzmir’de Gözde Akbaba, Lokman Etken tarafından, hakkında uzaklaştırma kararı bulunmasına rağmen evinin önünde ateşli silahla vuruldu. Gözde Akbaba, ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi. Manisa’da da 7 çocuk annesi 37 yaşındaki Pınar Karataş, boşanma aşamasında olduğu Hayrettin Karataş tarafından sokak ortasında silahla vurularak öldürüldü. Pınar Karataş'ın da öldürüldüğü sırada uzaklaştırma kararı vardı. Gözde’yi ve Pınar’ı öldüren faillerin hem uzaklaştırma kararları hem de ateşli silaha erişimleri vardı. Soruyoruz: Failler, uzaklaştırma kararına rağmen nasıl kadınlara ulaşabiliyor? Uzaklaştırma kararına rağmen neden Gözde’nin ve Pınar’ın faillerinin silahlarına el koymadınız? İstanbul Sözleşmesi, devletlere faillerin ateşli silah bulundurma durumunu dikkate alarak gerekli tedbirleri alma yükümlülüğü getiriyor. 6284 sayılı yasa da hâkime, şiddet uygulayanın silahlarının kolluğa teslim edilmesi yönünde karar verme yetkisi tanıyor. Bunun için silahın önceden kullanılmış olması da gerekmiyor; silaha erişim ihtimali, şiddete uğrama ihtimali yeterli. Ayrıca, 2521 sayılı Kanun ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar Kanunu’na göre, 6284 kapsamında hakkında tedbir kararı verilen kişilere silah taşıma veya bulundurma izni verilmez, mevcut ruhsat işlemleri durdurulur ve silahlar karar kalkıncaya kadar kolluk tarafından muhafaza altına alınır. Bu hükümleri uygulayarak kadınları koruması gerekenler, kadınları korumamaktadır. Gözde’nin de Pınar'ın da ölümü engellenebilirdi. “Önlenebilirdi” dediğimiz her cinayetin sorumlusu yalnızca fail değil; kadınları korumakla yükümlü olup görevini yerine getirmeyen siyasi iktidardır.  Bu uzaklaştırma kararları birer kâğıt parçası değildir; uygulanması, denetlenmesi ve gerektiğinde genişletilmesi devletin sorumluluğundadır. Ancak Türkiye’de bu tedbirler alınmıyor, alındığında uygulanmıyor; kadınlar, uzaklaştırma kararı bulunan erkekler tarafından öldürülüyor. 2025 yılı verilerimize göre kadınların %57’si ateşli silahla öldürüldü. Bu kadınlardan bazıları failleri hakkında uzaklaştırma kararı da almıştı. Geçtiğimiz yıl, tıpkı Gözde Akbaba gibi, Pınar Karataş gibi Fatma Köklü, Müesser Ünal, Sinem Somuncu, Sabriye Türköz, Eser Karaca ve daha niceleri de haklarında uzaklaştırma kararı alınan erkekler tarafından ateşli silahla öldürüldü. Eğer 6284 sayılı yasa etkin uygulansaydı, İstanbul Sözleşmesi yürürlükte olsaydı, aile ve cezasızlık politikaları yerine yasalar işletilseydi, bu cinayetlerin hiçbiri yaşanmayacaktı. Bizler biliyoruz ki kadınları yaşatacak olan 6284’tür; 6284'ü biz yazdık, onu etkin şekilde uygulatacak olanlar da bizleriz. 6284’ün ihmal edildiği her kadın cinayetinde yetkililerin peşinde olacağız. En temel hakkımızı, “yaşam hakkımızı”, koruyacağız. 6284’ü uygulatacağız, o uzaklaştırma kararlarını aldırtacağız, ateşli silahlarla ilgili gereken tüm tedbirleri aldırtacağız, Gözde’nin de Pınar’ın da hesabını soracağız, kadın cinayetlerini durduracağız.




28.2.2026

LÜTUF DEĞİL YAŞAM HAKKIMIZ, KADIN CİNAYETLERİNİ DURDURACAĞIZ