LÜTUF DEĞİL YAŞAM HAKKIMIZ, KADIN CİNAYETLERİNİ DURDURACAĞIZ
28.2.2026
***

Tarihsel bir direnişin simgesi olan 8 Mart’ı, bugün her zamankinden de çok cepheli bir yaşam mücadelesinin ortasında karşılıyoruz. Kadınların yaşam hakkını korumayan, şüpheli kadın ölümlerini aydınlatmayan, failleri cezasızlıkla ödüllendiren, şiddeti önlemekle yükümlü devlet mekanizmalarını bilerek işletmeyen ve LGBTIQ+'ların varoluşunu kriminalize eden politikalar tesadüf değildir. Siyasi iktidarın kadın düşmanı politikaları, dünyanın dört bir yanında kadınları yerinden eden emperyalist savaşlar, derinleşen yoksulluk, failleri cesaretlendiren cezasızlık sistemi ve kazanılmış haklarımıza yönelik aralıksız saldırılar bize sadece hayatta kalmayı bir lütuf gibi sunan aynı karanlık düzenin eseridir. Bizler, bu düzene karşı özgür ve eşit bir yaşamı örgütlemek için yeniden bir aradayız. 

 

Bugün karşımızda sadece failler değil, şiddeti kurumsallaştıran sistematik bir yapı duruyor. Yargı, "şüpheli kadın ölümlerini" aydınlatmak yerine dosyaları hızla kapatırken; cezasızlık politikaları yeni cinayetlerin önünü açıyor. Bu şiddet sarmalı, hukuki düzenlemelerle destekleniyor. Giderek artan yoksulluk kadınları ekonomik olarak bağımlı kılarken, bir de nafaka hakkına saldıranlar kadınları boşanmaya cesaret edemez hale getirmek istiyor. "Boşanmaların hızlandırılması" söylemiyle kadınları güvencesiz, korumasız ve yoksul bırakacak düzenlemeler yapılırken; boşanmada arabuluculuk adı altında şiddet “uzlaşma” masasına taşınmak isteniyor. Bütün dünyada savaş politikalarıyla yaşam değersizleştiriliyor. Militarizm, erkek egemenliğini büyütüyor; şiddeti meşrulaştırıyor. Savaşta da, en ağır bedeli kadınlar ödüyor.

 

Bir ülkede kadınlar öldürülüyorsa, şüpheli ölümler karanlıkta kalıyorsa, medeni haklara saldırılıyorsa bu bir tercihtir. Biz o tercihi görüyoruz ve 8 Mart’ta bir kez daha ilan ediyoruz: Kadınlar; kendilerine siyasi iktidar tarafından dayatılan şiddet, yoksulluk ve hak gasplarıyla kuşatılmış bir yaşama asla razı olmayacak. Ne haklarımızdan feragat edeceğiz ne de hayatlarımızı sizin 'uzlaşma' masalarınıza feda edeceğiz. Kadınların iradesi, siyasi iktidarın ördüğü bu yoksulluk ve şiddet kuşatmasını parçalayacak güce sahiptir. 

 

Bu 8 Mart'ta da, bizi yaşamdan koparmaya çalışan bu karanlığı sokak sokak, meydan meydan büyüteceğimiz mücadelemizle yırtıp atacağız. Yaşamımız, emeğimiz ve kimliğimiz üzerindeki tüm tahakküm zincirlerini söküp atana, kadın cinayetleri son bulana dek mücadelemiz sürecek. Barışın, eşitliğin ve özgürlüğün hüküm sürdüğü yaşamı biz kuracağız. Meydanlardan yankılanan sesimiz, şiddet üreten saraylarınızı kuşatacak: Lütuf değil yaşam hakkımız, kadın cinayetlerini durduracağız!

 




21.2.2026

Gülbahar Kaya Davasında Bakanlık Nafaka Talebinden Geri Adım Attı