Bugün 23 Nisan.
Çocukların bayramı diyoruz; ancak bu ülkede çocukların nasıl yaşadığına baktığımızda başka bir tabloyla karşılaşıyoruz.
Türkiye’de çocuklar uzun süredir şiddetle karşı karşıya. Bu şiddet yalnızca doğrudan saldırılarla değil; alınmayan önlemlerle, görmezden gelinen risklerle ve çocukları korumayan uygulamalarla da sürüyor. Gerekli tedbirlerin alınmadığı ortamlarda çocuklar hayatını kaybediyor, en basit güvenlik önlemlerinin eksik olduğu yerlerde ciddi risklerle baş başa bırakılıyor. Bu kayıplar tek tek yaşanan olaylar değil; süreklilik kazanan bir şiddet ortamının sonucu.
Çocukların bulunduğu alanlarda denetim yetersiz, açık tehlikeler göz ardı ediliyor ve sorumluların hesap verdiği bir düzen işletilmiyor. Her olayın ardından benzer açıklamalar yapılıyor, ancak çocuklara yönelen şiddeti durduracak adımlar atılmıyor.
Çocuklara yönelik istismar ise bu şiddetin en görünür biçimlerinden biri. Bu durum yalnızca bireysel suçlarla açıklanamaz; kamusal alanlarda ve kurumlar içinde de karşımıza çıkıyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde dahi gündeme gelen cinsel istismar iddiaları, çocukların temas ettiği hiçbir alanın şiddetten arındırılmadığını gösteriyor.
Bu koşullar altında büyüyen çocukların önemli bir bölümü aynı zamanda yoksullukla mücadele ediyor. Türkiye’de çocukların %36,8’i yoksulluk içinde yaşıyor. Yoksulluk, çocukları daha kırılgan hale getiriyor; onları şiddete, ihmale ve istismara karşı daha savunmasız bırakıyor.
Bütün bu başlıklar birbirinden bağımsız değil. Çocukların maruz kaldığı şiddet, alınmayan önlemler, etkisiz kalan süreçler ve derinleşen yoksulluk aynı yaklaşımın sonucu. Çocuğun üstün yararı esas alınmadığında, şiddet farklı biçimlerde yeniden üretilmeye devam ediyor.
23 Nisan’da çocukların bayramından söz edebilmek için önce bu gerçeklikle yüzleşmek zorundayız. Çocukların şiddetten uzak, yaşam haklarının güvence altına alındığı ve yoksulluğun ortadan kaldırıldığı bir ülke mümkündür. Bunun için çocuklara yönelik şiddeti önleyen politikaların hayata geçirilmesi, gerekli önlemlerin alınması, denetimlerin etkin hale getirilmesi ve cezasızlığın son bulması gerekmektedir.
Bu tabloyu kabul etmiyoruz. Çocuklara yönelen şiddetin karşısında durmaya, yaşanan her ihlalin takipçisi olmaya ve çocukların eşit, özgür ve güvenli bir yaşam sürdüğü bir ülke için mücadele etmeye devam edeceğiz.