Nafaka Hakkı, Eşitsizlik Ortadan Kaldırılmadan Tartışılamaz
10.6.2026
***

 

uz ki bugün tamamen farklı bir sonuca varılabilmesi, mevcut siyasi atmosferin bir sonucudur. Nafaka hakkında verilen bu karar, 12. Yargı Paketi ile de getirilmek istenen aile arabuluculuğu, boşanmaların hızlandırılması düzenlemelerinin bir öncüsüdür. Bu karar kadınların tüm kazanılmış haklarını gasp edebilecek hukuki düzenlemelere  ve tüm bir Medeni Kanun’un tartışılmasına yol açabilecek niteliktedir. 

Her ne kadar kadınların bir yıl evli kaldıktan sonra erkeklerin o kadınlara hayatı boyunca bakmak zorunda olduğu, bu yüzden erkeklerin mağdur olup yoksullaştığı, bunun da adaletsiz olduğu iddia edilse de gerçekler asla böyle değil. Birkaç istisnai dava ve çok yüksek gelir elde eden birkaç kişi üzerinden yıllardır bir propaganda yürütülse de kanundaki düzenlemenin söz konusu iddialarla hiçbir ilgisi yok. Pratikte de kanunun düzenlenme amacına hizmet eder nitelikte nafaka kararlarına hükmedildiğinden bahsetmek mümkün değil. Tüm iddiaların aksine belirtmekte fayda var ki Medeni Kanun'a göre yoksulluk nafakası, evlilik birliğinin sona ermesi ardından maddi zorluğa düşen tarafa, diğer tarafın gelirine göre bir oranla yapılan geçimlik ödemesidir. Her boşanmada nafaka kararı çıkmayabilir. Koşullar değiştiğinde mahkeme kararı ile kaldırılabilir, miktarı yeniden düzenlenebilir.

Nafaka tartışmaları yıllardır önümüze geliyor ve her tartışmaya açıldığında, şimdiki gibi bir iptal kararı olmamasına rağmen, mahkeme kararlarının kadınlar aleyhine bir yön aldığını görüyorduk. Şimdi ise açıkça bir iptal kararı verilmiş olmasının mevcut durumdaki eşitsizlikleri derinleştireceği açıktır.

Nafaka hakkını, herhangi bir özel hukuk düzenlemesi gibi, parasal bir oran gibi ele alanlar bilmeli ki nafaka hakkı, yaşam hakkıyla doğrudan bağlantılı bir haktır. İptal kararı verenler, kadınların yüzde 60'ından fazlasının evli oldukları, boşanmaya çalıştıkları ya da boşandıkları erkekler tarafından öldürüldüğünü bilmedikleri için bunun böyle olmadığını düşünebilirler. Ancak biz biliyoruz ki nafaka hakkının gasp edilmesi demek, kadınların şiddet gördükleri ve öldürülme riskiyle karşı karşıya kaldıkları evliliklere mahkûm edilmesi demektir. O evliliklerden çıkamaması, ekonomik bağımsızlığını kuramaması ve günün sonunda kadınların yaşamlarını kaybetmesi, öldürülmesi anlamına gelir.

Ancak bir gerçek var: Bu ülkede nafakalara çoğunlukla kadınlar lehine hükmediliyor. Çünkü boşanma sonrasında yoksulluğa düşen taraf çoğunlukla kadınlar oluyor. Çocukların bakım yükü kadınların omzuna bırakılıyor; yaşlı, hasta ve çocuk bakımını üstlenen kadınlar istihdamdan dışlanıyor. Evlilik sona erdiğinde ekonomik olarak dezavantajlı konuma düşen taraf çoğu zaman kadınlar oluyor. Dolayısıyla burada tartışılması ve sorgulanması gereken şey, nafaka hakkının hukuka ya da Anayasa’ya aykırı olup olmadığı değil, maddi zorluğa düşen tarafın neden çoğunlukla kadınlar olduğudur. Asıl tartışılması gereken, devletin herkesin maddi zorluğa düşmeyeceği çalışma koşullarını oluşturmak için neden hiçbir adım atmadığıdır, ücretleri neden buna göre belirlemek için çalışmadığıdır. Kadınların, fıtrat diye niteledikleri toplumsal cinsiyet rolleri ileri sürülerek, istihdama ve eğitime neden uzak bırakıldığıdır.

Bakım yükü kamusal bir hak olarak karşılandıktan, ücretsiz yemekhaneler, çamaşırhaneler ve nitelikli kreşler için çalışmalar yapıldıktan, kadınlara tam zamanlı, güvenceli, eşit işe eşit ücret aldıkları çalışma koşulları sağlandıktan, kadın kelimesi yalnızca "aile" ile ağza alınmaktan vazgeçildikten ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması noktasında yol alınıp eşitlik sağlandıktan sonra hukuki düzenlemeler tekrar konuşulabilir. Ama şimdi, yani bakım emeği tamamen kadının omuzlarına yüklenirken, kamusal haklar kısıtlanırken ve kadınlar dört duvar arasına; esnek, güvencesiz çalışma yoluyla aile içine hapsedilip en sonunda da o evlerde şiddete uğrayıp öldürülürken kimse nafaka hakkımızı tartışmaya açamaz.

Kadınların nafaka hakları için de nafakaya ihtiyaç duyulmayacak eşit ve özgür günler için de mücadele edeceğiz. Devletin kendisine çok gördüğü nafakayla bakmakla yükümlü olduğu çocuğunun masraflarını karşılayanlar, zar zor kirasını denkleştirenler, boşandıktan sonra anne babasının yanına dönüp o nafakayla mutfak masrafına destek olanlar, yetersiz de olsa yaşamak için en temel ihtiyaçlarını karşılamaya çalışanlar asla yalnız yürümeyecekler.