Yargı Paketleri Değil, Kadınların Mücadelesi Kazanacak
26.6.2026
***

 Bu ülkede iktidarın gündeminin, kadınların gündeminden ve gerçek sorunlarından ne kadar ayrıksı olduğunu biliyoruz ve hep dile getiriyoruz. İktidarın son zamanlarda kadınlarla ilgili politikaları ve özellikle 12. Yargı Paketi ile geçmesine izin vermediğimiz düzenlemeler de bunu daha fazla ayyuka çıkarıyor.

Yargı paketleri 2019 yılından beri hayatımızda. İktidarın Yargı Reformu Stratejisi'nin ilk adımı olan 1. Yargı Paketi, 2019 yılında TBMM'den geçmişti. Bunun ardından çıkarılan yargı paketlerinin sonuncusu ise, geçtiğimiz günlerde içinde kazanımlarımıza dokunulmasına izin vermediğimiz düzenlemelerin de yer aldığı 12. Yargı Paketi oldu.


Bu paketlerde onlarca hukuki alana ilişkin konu ile kadınların, çocukların, LGBTIQ+ların ve günün sonunda da tüm bir toplumun hayatını ve haklarını doğrudan etkileyecek düzenlemeler birlikte değerlendiriliyor. 12. Yargı Paketi’nin ilk taslağında icra hukukundan, borçlar hukukundan bahsederken, iki satır altında LGBTİQ+’ların yaşamlarını ve varoluşlarını suç sayan, çocukların cezai sorumluluklarını hiçbir uluslararası hukuk ilkesini gözetmeksizin genişleten, kadınların yaşam haklarını gasp edecek düzenlemelere yer veriliyordu. Yine 11. Yargı paketinde ise af niteliğinde ve  doğal olarak kadınlara yönelik suçlar işleyenlerin de yararlanacağı bir düzenleme getirilmeye çalışılmıştı. 


Cezasızlığın hat safhada olduğu, kadın cinayetlerinin, şüpheli kadın ölümlerinin arttığı bir atmosferde hiç düşünmeksizin infaz düzenlemeleri yapılmıştı. Bu düzenleme de kadınların mücadelesi sonucunda en kapsamlı ilk haliyle paket kapsamına alınmamıştı. Kadına yönelik cinsel saldırı ve öldürme suçları pakete dahil edilmemişti ancak kadına yönelik işlenen tehdit, hakaret, ısrarlı takip gibi suçlar paket kapsamına girmişti. Diğer suçlara ve tüm bu infaz düzenlemesinin tamamına ilişkin düzenlemelere dair uygulamada nasıl sorunlarla karşılaşılabilir diye değerlendirilmeden söz konusu maddeler hayata geçirilmişti. Hemen birkaç gün sonrasında Yargı Paketi kapsamında tahliye edilen Okay Gür, Rojda Yakışıklı’yı boğarak öldürmüştü. 


İktidarın iddia ettiğinin aksine paket düzenlemesi hak ihlallerini önlemek bir yana dursun yaşam hakkı başta olmak üzere birçok hakkın ihlaline sebep vermişti, vermeye de devam ediyor. İktidarın özensiz paketlerle sürdürdüğü  tüm bu tutumu ve uygulamada yaşananlar açıkça, "Biz kadınların hayatlarını, bu ülkede yaşayanların yaşamlarını ve haklarını, çocukların üstün yararını hiçbir şekilde düşünmüyoruz. Bunlara kafa yormuyoruz. Bunlar hakkındaki düzenlemelerin de uygulamada nasıl sonuçlar yaratacağını umursamıyoruz." demektir.


İktidar, yargılamalarda kendi sorumluluğundan ve kendisine bağlı kurumların işleyişinden kaynaklanan sorunları çözmek adına herhangi bir adım atmadığı gibi, sayfalarca hazırlanan reform belgelerinde ve bu kapsamda çıkarılan yargı paketlerinde; çocuk adaletini sağlamaya, kadınların yaşadığı sorunları çözmeye, ceza yargılamalarındaki uygulama sorunlarını ve hak ihlallerini gidermeye yönelik düzenlemeler yapılacağını iddia ediyor. Zaten iddia edildiğine göre bu paket düzenlemelerini uygulamaya geçiren Yargı Reformu Stratejisi’nin de amacı bu idi. Ancak bugün geldiğimiz noktada ne bu yargı paketlerinde ne de herhangi bir yasal düzenlemede çocuk adaletine uygun, kadınların yaşamlarını koruyacak ya da temel hak ve özgürlüklerimizi güvence altına alacak gerçek bir adım atılmıyor.


Aksine kazanılmış haklarımızın kullanımını kısıtlayacak, hatta imkansız kılabilecek düzenlemelere yer verilmeye çalışılıyor.


Her ne kadar 12. Yargı Paketi ile LGBTİQ+ların yaşam hakkını tehdit edecek birtakım düzenlemelerin kanunlaşmasına izin vermemiş olsak da söz konusu düzenlemeler, sanki kanunda yer alıyormuş gibi fiilen uygulanıyor. Daha geçen hafta farklı illerde Onur Ayı kapsamında yapılan etkinliklerdeki hukuksuz müdahaleleri ve LGBTIQ+ların haklarına ilişkin paylaşım yapan hesaplara BTK kararıyla getirilen erişim engellerini gördük. 


Bir kez daha görmüş olduk ki sanki LGBTİQ+ların en temel haklarını kullanmalarını engellemek, işkenceye maruz bırakmak, haksız yere gözaltına almak ve ayrımcı uygulamalar adeta hukukun bir gereğiymiş gibi hareket ediliyor.


Sanki devletin tüm kurumları ve görevlileri bunları uygulamakla görevli. Yani kanunlaşmasını engellediğimiz düzenlemeler, fiiliyatta en ağır biçimiyle uygulamaya konulmaya çalışılıyor. Tıpkı Anayasa Mahkemesi’nin süresiz nafaka düzenlemesinin iptali kararını vermesinin öncesinde dahi mahkemelerde nafakaların dönemlik olarak hükmedilmeye başlaması gibi. Yani aslında bu iktidarın söylemleri ve tutumu tüm yargılama süreçlerine sirayet ediyor. Ancak tüm bu süreçlere sirayet eden şey daha var: Kadınların yarattığı hukuk.


Bu ülkede 6284 sayılı Kanun'un yazılması, yüzlerce kadının yaşamdan koparılmasına dayanan bir sürecin sonucudur. Şüpheli kadın ölümlerindeki emsal kararlar kadın mücadelesinin sonucudur. 


Kadını yalnızca aile içindeyse koruyacağını vaadeden, pratikte yine de koruyamayan 4320 sayılı Kanun, kadınların çalışabilmek için evli oldukları erkeklerin iznine tabi olduğu, erkeğin evin reisi sayıldığı Medeni Kanun, kadınların evlendikleri erkeklerin soyadını kullanmak zorunda olduğu düzenlemeler aslında tarihin tozlu sayfalarından bildiğimiz şeyler değil. Bunların hiçbiri bize o kadar uzak da değil, bunların bugün yasalarda olmayışı ve bu alandaki tüm ilerlemeler kadınların yıllardır sürdürdüğü mücadelenin sonucudur.


Yani ülkedeki kadın hareketi her şeye yön verdiği gibi hukuka da yön vermiştir ve vermeye de devam ediyor. Yargının bağımsızlığını hiçe sayan, yalnızca kendi çıkarına yarayacak kanuni düzenlemeler yapmaya çalışan iktidarın karşısında da bugün dimdik kadınlar duruyor.


Fiili uygulama ne olursa olsun, ne 12. Yargı Paketi, ne de iktidar adına ne derse desin başka bir girişim kazanılmış haklarımızı gasp etmede araç olarak kullanılamaz. Çünkü ortadan kaldırılmaya, değiştirilmeye çalışılan şey yalnızca kanunlar değildir. O maddeleri, eşitliği sağlamak adına yazılmış o cümleleri bu ülkenin hukukuna ve yasalarına geçiren ve de uygulattıran, uygulanmayınca da hesap soran yüzlerce yıllık mücadelemizdir. Buna dokunmanıza da geçit vermedik, vermeyeceğiz. Eşit ve özgür yaşadığımız günleri getireceğiz.





10.7.2026

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Haziran 2026 Raporu