29.8.2013
Erkek şiddeti Çilemleri diri diri yakarken susanlardan, kadınları korumayanlardan, caydırıcı ceza vermeyenlerden hesap soruyoruz.
Kadın cinayetlerini azaldığını iddia eden Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin acaba Çilem’in ölümünün haberini aldı mı? Şahin Mısır’da, Suriye’de öldürülen halklar için gözyaşı dökerken yanı başında bir kadını daha kaybettik. İnsanlık ayıpları karşısında duygularına hâkim olamayıp üzülen Şahin eğer gerçekten samimiyse Çilem için de, öldürülen tüm kadın kardeşlerimiz için de aynı gözyaşlarını dökmesi gerekmiyor mu?
Erkek şiddeti kadınları yakıyor
Çilem Hülya Berkil’i tatil için sevgilisiyle yola çıktığı Antalya’da kaybettik. Çilem Abdurrahman Göçer’e tabi olmadığı için, itiraz ettiği için, söylediklerine razı gelmediği için çıkan tartışmada diri diri yakılarak öldürüldü. Her gün bir başkanı kadını yakan erkek şiddetinin alevleri bu kez Çilem’i yaktı. Çevredekilerin tüm müdahalesine rağmen kurtarılamadı.
Bu insanlık suçu değil mi?
Kadınları korumayan, katillere caydırıcı cezalar vermeyen, üstüne üstlük bir de kadınların yaşamlarına sınırlama üzerine sınırlama getirmeye çalışan AKP hükümeti ve onun denetlediği kurumların yetkililerine bir kez daha sesleniyoruz! İnsanlık suçlarına tepki göstermeniz olması gerekendir. Hatta tüm dünyayı tepki göstermeye çağırmanız doğaldır. Ancak yanı başınızdaki insanlık suçlarına sesinizi bile çıkarmazken çağrınızın yanıt bulmasını, halkın samimiyetinize güvenmesini nasıl bekliyorsunuz? Bir kadının diri diri yakılması, dövülerek öldürülmesi, sokak ortasında defalarca bıçaklanması, üstelik bunun sadece ve sadece kendi hayatına karar vermek istediği için yapılması en büyük insanlık suçu değil midir? Birleşmiş Milletleri Mısır için harekete geçmeye çağıran Diyanet, neden Beyaz öldürülürken 100 metre ötesinde kılını bile kıpırdatmayan polisi göreve çağırmıyor?
Cevabınızı çok iyi biliyoruz
Kadınlar cevabınızı çok iyi biliyor. Beyaz öldürüldüğünde, çağrılı koruma sistemiyle koruduğunuzu iddia ettiniz. 100 metre dibindeki polisin neden korumadığını sorduğumuzda, 155’i aramadığı için onu suçladınız. Muhterem Göçmen’in ailesi öldürülmeden önce kapınıza geldiğinde, polislerinizin Taksim’de olduğunu söylediniz. Polisleriniz halkı gaza boğmakla meşgulken, Muhterem’in ölümüne göz yumdunuz. Genç bir kadın tecavüze uğradığında, rızası vardır dediniz. Şirin öğretmen sokak ortasında bıçaklandığında, yakın koruma istediğinde, vereceğiniz korumanın parasını istediniz. Kadınlar yasa istediğinde evli olamayan kadınları korumamak için ayak dirediniz. Yasayı çıkarmak zorunda kaldığınızda yönetmeliğini yürürlüğe koymadınız. Yetmiyor dediğimizde ise ekranların karşısına “abartıyorsunuz” açıklamalarıyla geldiniz.
Abartmıyoruz, yaşamak istiyoruz
Her gün bir kadın kardeşimiz daha kendi hayatına dair karar vermek istediğinde eşi, babası, sevgilisi veya tanımadığı bir erkek tarafından öldürülüyor. Kadınların diri diri yakılabildiği bir ülkede ne kadınalrdan sorumlu olduğunu söyleyen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, ne insanlık suçlarını önlemek için dünyayı görevi çağıran Diyanet işleri başkanı, ne de AKP hükümetinin her hangi bir kurmayı abarttığımız söyleyemez. Kadın katillerini, kadına yönelik suç işleyen erkekleri koruyanlara daha fazla tahammülümüz kalmadı. Çilem’in ölümünün esas sorumluları sizlersiniz. Öldürülen tüm kadın kardeşlerimiz için hesap verene kadar da mücadele yürütmeye devam edeceğiz.
Çilem’in ailesi yalnız değildir
Çilem Hülya Berkil’in ailesi yalnız değildir. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu olarak mücadelemizi birleştirdiğimiz ailelerle birlikte kadınlar için adalet sağlanana kadar meydanlarda, adliye önlerinde olmaya devam ediyoruz. Çilem’in hesabını birlikte soralım. Tek bir kadın kardeşimizin daha şiddet görmediği, öldürülmediği günlere kadar mücadele etmeye devam edeceğiz.