İstanbul’da 2009 Mart ayında işlenen Münevver Karabulut cinayetinin ardından, bu cinayetin dava sürecinde ilk adımları atılan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, o zamandan bugüne öldürülen kadınların ailelerine verdikleri destek ve yaptıkları eylemlerle, kadına uygulanan şiddet ve kadın cinayetlerine toplumun dikkatini çekti. Platformun Manisa İl Temsilcisi Semiha Hasgör, platformun kuruluşundan platforma nasıl katıldığına, platformun amacından,kazanımlarına ve Manisa’da işlenen kadın cinayetlerine kadar birçok konuda değerlendirme yaptı.
Türkiye gündeminden aylarca düşmeyen Münevver Karabulut cinayetinin ardından kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerine tepki her geçen gün artmıştı. Bu süreçte kurulan Kadın Cinayetlerine Durduracağız Platformu o günden bu yana ciddi yol kat etti. Platformun içinde iki yıldır yer alan ve Manisa il temsilciliğini üstlenen Semiha Hasgör, platformla ilgili birçok bilgiyi paylaştı.
Hasgör, ilk olarak, platformun içerisinde ne zaman ve nasıl yer aldığını anlatmakla başladı. Hasgör, “Platformla 2012 yılında bir tv programında tanıştım. Platform temsilcisi konuşuyordu. İnternetten nasıl bir platform olduğunu araştırdım. Daha sonra müracaat ettim. Sonra beni aradılar. İzmir temsilcisi Sanem Deniz Kural Manisa’ya geldi. Tanıştık, konuştuk ve platform hakkında bana daha geniş bilgiler verdi. Bu şekilde platformun Manisa temsilciğini aldım ve o günden bu yana gönüllü arkadaşlarımla ve ailelerle bu uğurda mücadele veriyoruz” dedi.
“VERİLER KAMUOYU İLE PAYLAŞILMIYOR”
Hasgör, en büyük kazanımlarının 6284 sayılı koruma kanunu olarak görüyor. Töre saiki ile işlenen cinayetlerin artık nitelikli suç olarak kabul edilmesi ile birlikte, töre cinayetlerine verilen cezalar ağırlaştırıldığını ve bunun da önemli sonuçlar verdiğini, medyada daha önce yer alan töre cinayetleri iler ilgili haberlerin azaldığını söyleyerek, “Kadın cinayetleri ile ilgili birçok kurumun elinde yeterli veri yok. Devletin ilgili bakanlıkları ise ellerindeki verileri kamuoyuyla paylaşmıyor. Platform olarak konunun sözcülüğünü yaptık, görevlerini hatırlattık, koruma yasasının yönetmeliğinin çıkmasını sağladık. Kadınların, kazandığımız haklarını ilgili bilgilendirmesi ve haklarını arayan öznelere dönüşmesi görevini devlet yerine getirmediği için biz yerine getiriyoruz. Koruma yasasının uygulamasının takipçisi oluyoruz” diye konuştu.
“HAKİMİN KARŞISINDA KRAVAT TAKAN KATİL İYİ HAL İNDİRİMİ ALIYOR”
Hasgör, en büyük hedeflerinin ise kadın cinayetleri davalarında ağırlaştırılmış müebbet kararının çıkması ve hiçbir şekilde indirim yapılmaması ve bunun yasa da yer alması olarak ifade etti. Davalarda verilen kararlara isyan eden Hasgör, “Kendi hayatlarına dair tek başına karar almak isteyen kadınlarımız saldırılara maruz kalıyor. Kadınlar kendi hayatlarına kendileri karar verebilmelidir. Eşinden, sevgilisinden ayrılan kadınlar öldürülüyor. Eşinden boşandığı ya da sevgilinden ayrıldığı için öldürülen kadınların katilleri, örf, adet, gelenek, namus gibi sebepler ceza indirimleri olarak kabul ediliyor. Bizim yasalarımızda tahrik ve iyi hal indirimi gibi saçma sapan şeyler var. Kadın katilleri, tahrik indirimlerinden faydalanmak için her türlü karalamayı ve çamur atmayı yapıyorlar. Davalarda iyi hal indiriminden ağırlaştırılmış müebbet kararları çıkıyor. Hakimin karşısında kravat taktı diye iyi hal indirimi alıp cezası müebbede çevriliyor. Yani böyle garip kararlar veriliyor. Biz bu cinayetlerin son bulması için gerekli tedbirlerin alınması için tüm gücümüzle mücadele etmeye devam edeceğiz. Kadınlar kamusal alandan, üretimden çekilip evlerine hapsedilmek isteniyor. Bunlara karşı tüm toplumu ve kadınları bizimle yürümeye davet ediyoruz” dedi.
MANİSA’DA KARAR ÇIKAN VE SÜREN DAVALAR
Manisa’da işlenen kadın cinayetlerinin davaları ile ilgili son gelişmeleri de paylaşan Hasgör, ailelere verdikleri desteğin onları gayet memnun ettiğini, ailelerin platformu tanıdıktan sonra platforma dahil olarak kendileri ile birlikte diğer ailelerin davalarına ve gerçekleştirilen eylemlere katıldıklarını ifade ederek, “Fetiye Gökçen davasında katil müebbet hapis cezası aldı. Ama itiraz edildi. Ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını istiyoruz. Ailesi dava sonuçlandığında, bize ‘İyi ki varsınız. Siz olmasaydınız belki de biz davalara bile gelemezdik’ diyerek teşekkür ettiler. Turgutlu’da ikiz çocuklarının gözleri önünde öldürülen Gülcan Çelen’in babasına ikinci duruşmada ulaşabildik. Duruşmaya tek başına gelmişti. Bizi görünce yalnız olmadığını hisseti ve çok memnun oldu. Ondan sonra ki duruşmalara da katıldık. O da bizim eylemlerimize katılmaya başladı. Onun davası da müebbet hapisle sonuçlandı. Ona da itiraz edildi. Şuan temyiz de, ağırlaştırılmış müebbet talep edildi. Akhisar’da Gülşah Kurban davası var. Aile bize ulaştı. 17 yaşında evlenmiş 19 yaşında ayrılmak istemiş. Eşi tarafından öldürülüyor. Akhisar ağır cezada dava görülüyor. Mahkeme müdahil olma talebimizi kabul etti. Bu bizim için iyi bir gelişme, 25 Eylül’de karar duruşması var. Savcı mütalaasında ağırlaştırılmış müebbet hapis istedi. O davaya da gideceğiz. İnşallah karar ağırlaştırılmış müebbet olarak çıkacak. Barbaros Mahallesi’nde oturan Burcu Çapar dövülerek komaya sokulmuştu ve 7 aylık hamileydi. Eşi hastaneye götürdüğünde trafik kazası geçirdik demiş. Dört yaşındaki kızının dedesine babam annemi dövdü demesiyle gerçek ortaya çıktı. Burcu on beş günlük hayat mücadelesini kaybederek vefat etti.13 Kasım’da ilk duruşması olacak ve biz de orada olacağız” diye konuştu.
Ege'de verdiğimiz mücadele Yeni Asır'da
