Biz Gezi'ye gittik siz ölebilirsiniz
28.11.2013
28 Haziran'da öldürülen Muhterem Göçmen kardeşimiz korunma talebiyle polise gittiğinde "Tüm polisler Gezi'de" cevabını almıştı. Muhterem Göçmen davası Birgün gazetesinin manşetinde yer aldı.

Haziran ayında eşi tarafından defalarca bıçaklanarak öldürülen Muhterem Göçmen’e, cinayetten 8 gün önce korunma kararının uygulanması için başvurduğu karakoldan “Bütün polisler Gezi’de” yanıtı verildiği ortaya çıktı.

Gezi direnişi boyunca her meydanı, sokağı halka saldırarak kapatan polis Muhterem Göçmen’i katilinden koruyamadı. Korunma talebiyle karakola başvuran Göçmen’e “Bütün polisler Gezi’de” yanıtı verildi. Göçmen 8 gün sonra aylardır tehditlerine maruz kaldığı eşi tarafından bıçaklanarak öldürüldü.

Eskişehir’de yaşayan Muhterem Göçmen, öldürüldüğü 28 Haziran tarihinden 5 ay önce sürekli fiziksel ve psikolojik şiddetine maruz kaldığı kocası Serdar Göçmen’e boşanma davası açarak iki küçük çocuğuyla birlikte İstanbul’daki ailesinin yanına yerleşti. Göçmen, Etiler’deki bir kuaförde işe başlarken, boşanmayı kabul etmeyen eşi işyerine gelerek taciz ve tehditlerini sürdürdü. Şikayetler üzerine eşi hakkında 4 ay süreyle evine, işyerine, kendisine ve çocuklarına yaklaşmama kararı çıkarıldı. Muhterem Göçmen ölümünden 8 gün önce 20 Haziran’da eşinin evinin etrafında dolaşması nedeniyle ablası Çiğdem Evcil ile birlikte Beşiktaş Asayiş Şubesi’ne başvurarak korunma kararının uygulanmasını talep etti. Ancak  yeterli personel bulunmadığı söylendi. Abla Evcil’in ‘Nerede bu polisler’ diye sorması üzerine “Bütün polisler Gezi’de” yanıtını aldılar.

Ölüme terk edildi

Cinayetten 2 gün önce işyerini arayan kocası patronuna “Muhterem’i senin işyerinde vuracağım. Senin de reklamını yapacağım. Reklamın iyisi kötüsü olmaz” dedi. Bunun üzerine patronu polise şikayette bulundu. Serdar Göçmen’in tacizlerinin devam etmesi üzerine tekrar polisi arayan Muhterem eşininin onu rahatsız ettiğini söyledi. Polis tarafından gözaltına alınan Serdar hakkında çıkarılan yaklaşmama cezasını çiğnediği için 10 gün hapis cezası alması gerekirken savcılık tarafından ‘fiziksel bir zarar vermediği’ gerekçesiyle serbest bırakıldı. Serdar Göçmen serbest bırakılır bırakılmaz Muhterem’i arayarak “Ben dışardayım, yapacağımı yapacağım” dedi ve ertesi gün işyerine gelerek müşterilerin gözü önünde onu defalarca bıçaklayarak öldürdü.

İndirimden faydalanma çabası
Cinayete ilişkin davanın 4 Ekim’de görülen ilk duruşmasında katil zanlısı Serdar Göçmen eşini “Çocuklar senden değil” dediği için öldürdüğünü iddia ederek ‘haksız tahrik indirimi’nden faydalanmaya çalıştı. Davanın dün görülen duruşmasında ise tanık ifadeleri dinlendi. Duruşmada katil eş Serdar Göçmen cezai indirimlerden yararlanmak için yine büyük çaba gösterdi. Tanık ifadeleri ise zanlı Göçmen’in anlattıklarını yalanladı. Muhterem Göçmen’in öldürüldüğü işyerinin sahibi sanığın sadece eşini değil, kendisini de tehdit ettiğini belirtti.

Korunsaydı öldürülmeyecekti
Göçmen’in avukatı Gökçesu Özgül, “Muhterem için koruma kararı vardı. Ancak bu kararı yerine getiren, kişinin can güvenliğinden mesul olan karakol. Hakkındaki koruma kararı tam olarak uygulansaydı öldürülmeyecekti. Yine haziran ayında eşinden şiddet gören ve koruma kararı olan bir başka kadın için başvurduğumuz Kuştepe Karakolu’nda da evrak işlemleri çok uzun sürünce de ‘bütün polisler Gezi’de’ cevabı aldık” dedi.

HSYK'ya şikeyet edeceğiz
Cinayetten 2 gün önce Serdar Göçmen’i fiziki zarar vermediği gerekçesiyle serbest bırakan savcıyı Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu’na (HSYK) şikayet edeceklerini belirten avukat Gökçesu Özgül, “Türkiye’de savcılar, hakimler ve polis kadına yönelik şiddeti bir teknik asayiş sorunu, evrak meselesi gibi görülüyor. Gerçekten toplumsal bir sorun olarak ele almıyorlar. Asıl sorun bu” diye konuştu. Dava 5 Aralık’a ertelendi.