15.7.2014
Cumhurbaşkanlığı için yarış başladı. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, Gül'ün yapmadığını yaparak kadın düşmanı yargı paketini "veto" etmişti, sandıkta da kadın düşmanlarını seçtirtmeyecek.
İlk defa halk tarafından seçilecek cumhurbaşkanı sadece kimin çok oy alacağından mütevellit bir seçim olmaktan çok, Türkiye’nin tarihini belirleyecek bir seçim olması ile dikkatleri çekiyor. Seçimin en önemli belirleyenlerinden olacak kadınlar daha adaylar netleşmeden şimdiki Cumhurbaşkanı Gül’ü de protesto ederek; kadının adı bile geçmeyen yeni yargı paketini “Veto” etmişlerdi. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun pek çok ilde gerçekleştirdiği eylemlerde sözü oldukça net: Kadınlar, kadın düşmanı yasalara karşı mücadeleye devam edecek. Kadın düşmanı adayları ise seçtirtmeyecek.
Kadınlar Erdoğan’ı neden seçtirmeyecek
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu verilerine göre, AKP iktidara geldiğinden bu yana kadın cinayetlerinde ciddi bir artış var. Bu artışın hükümet eliyle kadın düşmanı söylemler sarf edildiğinde ciddi sıçrayışlar gösterdiği ise ortada. Özellikle Başbakan Erdoğan’ın sarf ettiği her söz, son dört yılda, hâkim karşısında ifade veren kadın katilerinin savunma tutanaklarında yerini aldı. Erdoğan’ın “kürtaj cinayettir” açıklamasının hemen akabinde Adana’da 19 yaşındaki bir genç kadının katili indirim alabilmek için Erdoğan’ın ifadelerini kullandı. Erdoğan’ın Kabataş yalanları ardından ise, gerileyen kadın cinayetleri tekrar yükselişe geçerek pek çok kadının yaşam hakkını elinden aldı. Erdoğan’dan feyz alan Hüseyin Çelik’in dekolte açıklaması sadece bir sunucuyu işinden etmedi, bir kadının sırf gelinliği beğenmediği için öldürülmesine yol açtı. Eski Aile ve Sosyal politikalar Bakanı Şahin, Erdoğan’ın sözünden bir kez olsun çıkmayarak kadın örgütlerini “abartmakla” suçladı. Ardından gelen Ayşenur İslam ise çocuk yaşta evlilikleri “masumane” ilan etti. Sadece bu açıklamanın yapıldığı ay öldürülen her dört kadından biri çocuk yaşta idi. Gezi Direnişi ve ardından tüm Türkiye’yi saran eylemler sırasında “vur emri”ni verdiğini söyleyen Erdoğan’dan aldığı güvenle İslam’da Erdoğan’ın Kabataş yalanının daha da ilerisine giderek, koruma altında öldürülen kadın olmadığını söyleyebildi.
Erdoğan’ı sakın seçme
Erdoğan başbakanlığı dönemi boyunca ağzını kadınlar lehine sadece iki kez açtı. Birinde kadınların korunmadığı ve gereken talimatı verdiğini iddia etti. Sözde talimatların tek bir uygulayıcısı bulunmazken, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun mücadelesi sonucu Erdoğan’a rağmen koruma hakkı ile ilgili önemli aşamalar kat edildi. Adana’daki küçük Gizem’in ölümü ardından son kez kadınlar lehine konuşan Erdoğan yine mangalda kül bırakmadı. Sonuç ise kadınları korumak bir yana katillere, tecavüzcülere yeni indirim olanakları açan bir yasanın yürürlüğe girmesi oldu. Erdoğan’ın diğer konuşmalarını sıralamaya bile gerek yok. Çünkü tamamının içeriği ya kadınların kaç çocuk doğurması gerektiği, ya nasıl doğurması gerektiği ya da “kızlı erkekli” kalmayarak AKP’nin muhafazakâr politikaları çerçevesinde yaşaması gerektiği üzerine idi.
Kadın cinayetlerini durdurmak için Erdoğan’ı seçme
Kadın cinayetlerini durdurmanın yolunun Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olmamasından geçtiği ortada. Erdoğan sadece halka uyguladığı şiddetle, kadına yönelik şiddet uygulayanların, kadın katillerinin yol göstericisi olmakla yetinmiyor. Başkanlık sistemini getirerek, kadınlar için yaşam demek olan yasaları çıkarması gereken meclisin yetkilerini de kısıtlamanın peşinde. Kadınlar, işçiler, gençler, ezilenler lehine yasalar çıkaran bir meclis “demokrasi” demek. Demokrasi, kadınların yaşam hakkı demek. Erdoğan’ın hayalini kurduğu diktatörlük ise daha çok kadın cinayeti demek. Tam da bu nokta da yayınladığı her açıklamada, yaptığı her eylemde Erdoğan’ı seçtirtmeyeceğini ilan eden Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de kadınları mücadeleye, Erdoğan’a karşı yaşam haklarına sahip çıkmaya çağırıyor.