İstanbul Sözleşmesi yürürlüğe girdi
1.8.2014
Kadınlara yönelik şiddeti uluslararası platformda raporlamak ve buna karşı yürütülen mücadele ve kanunsal alt yapının değerlendirilmesi ve denetlenmesi için hazırlanan İstanbul Sözleşmesi, 12 ülkenin taraf olmasıyla 1 Ağustos 2014 tarihi itibariyle yürürlüğe girdi. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Gülsüm Kav ve CHP Milletvekili Ayşe Gülsüm Bilgehan, komisyonda yürürlüğe konulan sözleşmeyi Yarın Haber'e değerlendirdi.

Kadınlara yönelik şiddetle mücadelede imzacısı bulunan ülkelerle yardımlaşma, dayanışma ve sürekli denetim mekanizması altında olmayı öngören sözleşme 12 ülkenin imzasıyla 1 Ağustos 2014’te yürürlüğe girdi. 3 yıllık değerlendirme sürecinin ardından sözleşmeyi imzalayan ülkeler ;Türkiye, Arnavutluk, Avusturya, Bosna-Hersek, Danimarka, İtalya, Karadağ, Portekiz, Sırbistan ve Andora. Fransa oldu.

 

Kadına yönelik şiddeti ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğini bitirmeyi öngören sözleşmenin şartlarıysa sırasıyla şu şekilde oldu ;

 

Taraf ülkelerin aldığı önlemlerin ve karar gerekçeli uygulamaların uluslar arası denetiminin yapılmasının öngörüldüğü sözleşmede konuya ilişkin imzacı ülkeler Avrupa Konseyi merkezli 4 yıl süreyle görev yapan bir birim tarafından uluslar arası düzeyde denetlenecek. GREVIO adı verilen bu birim 6 ay içinde Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından belirlenecek.

 

Kadınların iç hukuk yollarının tamamen uygulanmasına karşın hayati tehlikesinin sürdüğü durumlarda hayatını sürdürebilmek adına ülkeden çıkışının sağlanması konusunda Sözleşme’ye taraf devletler, şiddet gören kadınlara da mülteci olma hakkı verebilecek. Bu anlamda sözleşme küresel ölçekte kadına şiddetle mücadeleyi öngörüyor.

 

Şiddet gören kadına ikametini değiştirmesi için destek verilecek. Mağdur korunacak ve psikolojik destek alacak. Mağdurun faille temas etmemesi sağlanacak. Şiddet mağduru kadına asgari ücretin günlük tutarına göre devlet tarafından geçici maddi destek verilecek.

 

Kadına şiddetin fiilen yok edilmesinin yanında toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin toplumun tamamı üzerine etkilerinide yok etmeyi amaçlayan sözleşmede kadına yönelik şiddete yataklık edenler de cezalandırılacak.

 

Sözleşme, fiili yaptırımların yanı sıra eğitim alanında da değişimler öngörüyor. Bu konudaki çalışmalarda devlet radyo ve televizyonlarında her ay en az 90 dakika toplumsal cinsiyet eşitliğine dair yayın yapılacak ve ilk ve ortaöğretim müfredatına, kadının insan hakları ve kadın erkek eşitliği konusunda eğitime yönelik dersler konulacak.

 

Aile baskısı yada toplum baskısıyla istemediği halde zorla evlendirmelerin suç sayılması için gereken hukuki, idari ve cezai önlemler alınacak.

 

Mağdurların faillerden tazminat talep etmesi konusunda gerekli yasal düzenlemeler yapılacak.

 

İç kanunda kadın yaşamını koruma altına almaya ilişkin hazırlanan 6284 sayılı kanunun uygulanışı, sözleşmenin somut getirileri ve kadına yönelik şiddete karşı uluslararası mücadele konularında, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Gülsüm Kav yaptığı açıklamada ; “Genel olarak böyle bir dönemde gelmesi olumlu bir gelişme, kadın cinayetlerinin devam ettiği ve politik olarak kadına yönelik saldırının olduğu dönemlerde devreye girmesi, gündeme düşmesi gayet olumlu oldu. Aslına bakıldığında bizim koruma kanunu 6284’ün pek çok maddesi bu sözleşme ruhundan esinlenerek yazılmış durumda. Yani elimizde uygulanırsa etkili olabilecek mevcut bir kanun var. Hiçbir şey yoktu da sözleşmeyle değişecek gibi bir durum değil. Kanunla aynı dönemde 2011’de sözleşmeye Türkiye ilk imza atan ülke olmuştu. Bu sırada koruma kanunu da gündemdeydi, sözleşmeden de esinlenen maddeleri vardır. Sözleşmenin getirdiği birçok şeyin bizim mevcut 6284 sayılı kanunda da bulunduğunu düşünüyorum ben. Ama kanunda bulunmayan, bir boşluk olan; Türkiye’de kadınları korumak için alınabilecek bütün tedbirleri almamıza rağmen burada korunamadığını düşündüğü, tedbirlerin yetersiz kaldığı bir anlamda çaresiz kaldığı durumda kadın kardeşlerimize önemli bir yol açılmış oldu." ifadelerini kullandı.

 

“Erkek egemenliği karşısında güçlü bir devlet görürse geri adım atacaktır”

 

Kadınların gerekli önlemler alınmadığı, yasal yaptırımlar ve koruma kararları uygulanmadığı için öldürüldüğünü belirten Kav, sözleşmenin devlet tarafından güçlü bir şekilde uygulanmasının erkek egemenliğine geri adım attıracağını söyledi. Konuşmasında konuya ilişkin ; “İstanbul sözleşmesinde öne çıkan şey niteliği o yüzden buradan başladık. Kadınlar için kendi hayatını bırakıp da başka bir yerde kurmakta zorluklar içeriyor. Ama hayatlarını korumak için bunu da yaparım diyen bir zihniyetle ele alınıyor olması önemlidir çünkü hem kadınların hayatı kurtulacak hem de aslında dolaylı bir biçimde caydırıcılık etkisi olacağını düşünüyorum ben. Erkek egemenliğine, şiddet uygulayan erkeğe karşı kadınların haklarını, hayatlarını gerekirse bu şekilde koruyorum diyen ve bunu gerçekten uygulayan bir devlet görürse erkek egemenliği de geri adım atar, geriler diye düşünüyorum. Bu yönden de önemlidir bizim için. Uygulanması önemli olan ve bunu tam olarak uygulatmak için, kadınlar için imkânların seferber olması için elimizden geleni yapacağız. Bizim koruma kanunumuzda, sözleşmedeki maddelerin bir kısmı bulunuyor zaten. Bununla birlikte yeni devreye giren, şiddete yardım ve yataklık yapanlara da ceza getiriyor bu önemli diye düşünüyorum. “dedi.

 

“Kadına yönelik şiddet artık uluslararası bir sorun”

 

Yürürlüğe giren sözleşmeyi Yarın Haber’e değerlendiren CHP Milletvekili Ayşe Gülsüm Bilgehan, kadına yönelik şiddet konusunun artık sadece ulusal değil uluslararası bir sorun olarak değerlendirilmesinin önemli olduğunu belirti. Açıklamasında ; “Şuanda zaten kısıtlı sayıda ülke bu sözleşmeyi kabul etti. Fakat kabul eden ve taraf olan ülkelerde mutlaka bir değişiklik olacak. Kadınlara yönelik şiddetle ilgili mücadele uluslar arası boyuta taşınıyor. Yani bu artık sadece ulusal bir sorun değil uluslararası bir sorun olarakta görülüyor. Ülkeler bir dayanışma içinde oluyorlar. Ortak kararlar alıyorlar. En önemlisi bir denetleme mekanizması kuruluyor. Ve uzmanlardan oluşan bir komite 4 yıl boyunca taraf olan ülkelerdeki kadına yönelik şiddetin oranlarını, çeşitli kampanyaların sonuçlarını oluşan olayları inceleyecekler ve raporlayacaklar. Bu bizim ülkemiz için özellikle önemli. Çünki Avrupa Konseyi’nin bünyesinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de var. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bu güne kadar bir konuda bir ülkeyi mahkum etti kadınların yaşam hakkını koruyamadığı için Türkiye. Eğer bu sözleşmenin koşullarına ve kurallarına uyulmazsa Türkiye’nin ödediği tazminat miktarları artacaktır. Bunun için önce iç hukuktaki koruma maddeleri yerine getirilerek mücadele devam ettirilecek. Bence konu bu haliyle olumlu herşeye rağmen. Tabiki sağlanabilmesi için siyasi irade gerekli.” dedi.