Toplumun kadın hareketine direnemezsiniz
25.8.2014
Toplum Hasret'in kapısında nöbet tutarken, yaşam mücadelesi veren kadınların yanında yürürken hükümet korunmayı zorlaştırarak kadınların yaşam hakkını kabul etmiyor. Toplumun haykırışına rağmen etkin koruma için yetkililerin harekete geçmediği her gün bir kadının canından olmasıyla sonuçlanıyor.

Kadınların haklarını almak için büyüyen mücadelesi sürerken karşılaştıkları öldürülmeye varan şiddeti ortadan kaldırmak bu şiddetin yaşandığı ülkedeki herkesin meselesi. Hasret kardeşimizin canı için bir mahallenin kadınlarla birlikte nöbet tutması böyledir. Bu topraklardan sorumlu olduğu iddiasındaki hükümetin, bakanlıkların, valiliklerin, emniyetin meselesi olması gereken tam da toplumun meselesidir. Mahallelinin merdanesi, köpeğiyle Hasret'in yaşam hakkını korumak için seferber olması artık kör göze parmaktır. Tüm yetkili organların sorumluluğunu yerine getirip kadınların yaşam hakkı için seferber olması gereği ortadadır.

 

Kadın cinayetlerini durdurmak için yıllardır verdiğimiz mücadeleye tepkisiz kalamayan yetkililer, kadınların korunmasına dair kendilerine attırabildiğimiz adımları yaşam hakkımızın öneminin ve mücadelenin toplumsallaşmasının ciddiyetiyle atmıyor. Kadınların korunması ile ilgili 6284 sayılı kanunun uygulanmaya başlaması için 1 sene bekletilmesi buna bir örnektir. Koruma kararı çıktığında etkin uygulanmaması buna örnektir. Sorumlu birimlerin kanuna aykırı hareket edip koruma kararını kağıt üstünde bile almayı zorlaştırması ve bunu denetlememesi, kadınlar yaşasın diye bu adımları attırırken hükümetin ayağını sürümesine örneklerdir.  
 
Toplum Hasret’in kapısında nöbet tutarken, yaşam mücadelesi veren kadınların yanında yürürken hükümet korunmayı zorlaştırarak kadınların yaşam hakkını kabul etmiyor. Toplumun haykırışına rağmen etkin koruma için yetkililerin harekete geçmediği her gün bir kadının canından olmasıyla sonuçlanıyor. Hükümet ve bütün organları, toplumun hareketi olmuş kadın hareketinin taleplerini yerine getirmediği için her gün kadınların yaşamlarının tehdit altında oluşundan, yaşam haklarının ellerinden alınmasından sorumludur.
 
Ankara’da Hülya Çelik kardeşimiz korunmak için defalarca başvuru yaptığı halde öldürüldü. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu olarak Hülya’ya sahip çıkıyoruz ve katilinin en ağır cezayı alması için mücadele edeceğiz. Ancak biliyoruz ki etkin koruma uygulansaydı Hülya yaşayabilirdi. Savcıya, polise gidip korunmak istemiş olan Hülya Türkiye’de yaşarken Türkiye’deki yasaya göre korunmak ve dünya üstündeki en temel hakkına, yaşamına sahip çıkmak istedi. Ancak etkin olmayan korumayı devletin getirdiği nokta, hiçbir yetkili birimin korunma başvurusunu almaması düzeyinde.
 
Eskişehir’de 2 Eylül’de davası görülecek olan Yasemin, koruma altındayken öldürüldü. Katil koruma yasasına göre verilmiş karardaki uzaklaştırma cezasını ihlal edip ceza almış olmasına rağmen, Yasemin defalarca polisi aramış olmasına rağmen evinin önünde günlerce bekleyebildi. Polis, tutuklamaktan öte, katili evden uzaklaştırmaya dahi çalışmadı. Koruma kararı işleyen bir denetimle etkin uygulansaydı Yasemin kardeşimiz yaşayabilirdi.
 
Kadınların yaşam mücadelesindeki deneyimlere dayanarak oluşturduğumuz korunma taleplerinin her adımının titizlikle etkin uygulanması Yaseminlerin, Hülyaların yaşaması demektir. Hasretler yaşasın diye kapıda nöbet tutan toplumun taleplerine direnemezsiniz.