Ayşenur İslam'la ilgili Platform açıklama yaptı
Dünya Ekonomik Forumu’nun 2014 Küresel Cinsiyet Uçurumu raporu geçtiğimiz günlerde yayınlandı. Aralarında Avrupa ülkelerinden, Yemen, Uganda gibi ülkelerinin de olduğu tam 142 ülke içerisinde Türkiye 125. Sırada yer aldı. Orta Doğu’nun abisi olduğunu iddia eden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın cahiliye dönemi kadın politikaları bir kez daha yüzü aşkın ülkenin gerisinde bıraktı Türkiye’yi.
Türkiye’de kadınların yaşam hakkı yok
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu olarak bir kez daha söylüyoruz: bu ülkede kadınların yaşam hakkı yok. Bu ülkede kadınlar kendi hayatlarına karar vermek istediği için, yani ne giyeceğine, nereye gideceğini, çalışmaya, eğer artık mutlu değillerse ayrılamaya karar verdikleri için öldürülüyor. Bu ülkede kadınların kendi hayatlarına karar verme hakkı tanınmıyor.
Yalanlarınız gerçekleri örtmedi
Geçtiğimiz hafta kadın cinayetlerinin “insanlık suçu” olduğunu ilan eden Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam, kadınların yaşam hakkını zerre kadar umursamadığını, her konuşmasında sadece ele güne karşı ayıp olmasın diye bazı beylik laflar ettiğini bir kez daha ortaya koydu. Kadın Erkek Eşitsizliği raporunda neden 124. Sırada olduğumuzun hesabını vermek yerine “tek işimiz kadınlar mı?” dedi. Eğer toplumun yarısını oluşturan kadınlar temel insan haklarını kullanmak istedikleri için şiddet görüyor, yaşam hakları ellerinden alınıyorsa, kusura bakmayın ama İslam, tek işiniz kadınlar olmalı! Eğer her 40 saatte bir, kadın cinayetleri nedeniyle bir kadın kardeşimiz kaybediyorsak, tek işiniz kadınlar olmalı!
Kadınları korumak zorundasın
Kadınların etkin bir şekilde korunmasının kadın cinayetlerini önlemenin en önemli adımı olduğunu anlatmaktan dilimizde tüy bitti. Panik butonu gibi uygulamaların, çağrılı koruma sisteminin yeterli olmadığını biz de biliyoruz. Ancak konuşmasında bu uygulamaların yetersizliğinden dert yanacak kişinin İslam olmadığını bir kez daha hatırlatmak isteriz. Devletin tüm imkânlarını elinde tutan İslam mevcut korunma hakkının bile erkekleri caydırdığını görmeli ve üstüne tüm imkânlarını seferber ederek kadınları koruyacak uygulamaları hayata geçirmeli. Eğer kendisi bu konuda şikâyet etmekten ötesini yapamayacaksa, kadın hareketinin taleplerini dinlemesi yeterli. Ne yapılması gerektiğini de, neden yapılmasını gerektiğini bu toplum çok net izah ediyor, kadınları korumak için devletin yapmadığını yapıp seferber oluyor.
Kadın cinayetlerinin “makul” sebebi olamaz
İslam, kadına yönelik şiddeti engellemek için, şiddetten zarar gören, dezavantajlı olan tarafı yani kadınları güçlendirecek tedbirleri almak yerine, erkekleri rehabilite etmek derdinde. “Kadına yönelik şiddeti”, erkeklerin bilinçsizliğine indirgemek demek, erkeklerin kadınları öldürmesine “makul” sebepler yaratmaktan başka bir şey değil. Biz kadınlar, caydırıcı cezaların öneminin altını çizdikçe, “iyileştirme” diyen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı acaba katillerin bakanlığını yaptığının farkında mı?
Kadınların çoğu boşanmak istediği için öldürülen ülkenin Aile Bakanı, aile kurumunun zayıfladığını, güçlendirilmesi gerektiğini söyleyerek, kadınların yaşam haklarını hiçe sayan bir toplumsal yapılanmayı dayatmakta kararlı olduğunu ilan ediyor.
Toplumun yarısı öldürülüyorsa tek işin bu olmalı
İslam, kadına yönelik şiddetin gündem olmasından ve eleştiri almaktan da ne kadar rahatsız olduğunu, “Sanki tek problemi buymuş, uğraştığı tek iş buymuş gibi bir görüntü ortaya çıkıyor” sözleri ile belirtiyor. O zaman bir kez daha söyleyelim: toplumun yarısı öldürülüyorsa, evet tek işin “yaşam hakkını savunmak” olmalı. Kadına yönelik şiddette dünya sırlamalarında sona doğru koşuyorsak, artık bu ülkenin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı’nın da kendine çeki düzen verip kadınlar için çalışmaya başlaması gerekli. Kadın hareketinin beş talebi, kadınlar yaşasın diye acilen hayata geçirilmeli.
5 temel talebimiz
1) Cumhurbaşkanı, Başbakan, Meclis’teki tüm parti liderlerinin kadına yönelik şiddeti kınaması.
2) Koruma kanununun etkin uygulanması.
3) Ceza Kanunu’nda caydırıcı ceza.
4) Kadın bakanlığının kurulması.
5) Cinsiyet ve cinsel yönelim eşitliğini esas alan yeni anayasa.