Tüm kadınlar kurtulana kadar
14.11.2014
Her kadının her kadın için yükselttiği sestedir, mücadele ve de gösterdiği direnişte. Her sözün karşısına bir söz, her hareketin karşısına bir hareket koymaktır ki bugün süren mücadele de bunun en keskin göstergesidir. Kadınlarımız her bir durum karşısında gösterilecek olanı gösteriyor. Bu yüzden gerçeğin ne kadar net olduğunu ve kadın cinayetlerinin çözümünün açılmayı bekleyen bir sır perdesi olmadığını biliyoruz. Hep söyledik yine söyleyeceğiz. Eğer gerekli olanlar yapılırsa kadın cinayetlerini durdurmak mümkün. Birlikte yürünecek ise istenilen şeye yapılacak olan belli: Farkları bırakarak ortak bir paydada güç ile hareket etmek.

 Kadının özgürlük hareketi ve buna dayalı mücadelesi, hiçbir şekilde hâkim olan-bağlı olan arasındaki ilişkiye rastlanılmayacak bir toplumu yaratmanın parçasıdır. Böylesi olmayan bir toplumda kadının karar verme durumu engellenir. Kadının özne durumunda olmasına geçit vermeyen bir toplumun kadınları ‘Hayır’ dediğinde sonuç, ekim ayında 29 kadın kardeşimizin öldürülmesi ve dahası bilinmeyenler. Peki, Koruma Kanunu uygulansaydı? Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Meclis’teki bütün parti liderleri çok zor olmayan yapması gerekenleri yapsaydı ve kadına yönelik şiddeti kınasaydı? Öldürülen kadın kardeşlerimizin ailelerinin canı yanmışken bir kez daha caydırıcı ceza vermeyerek ailelerin canını yakmasaydı ve Ceza Kanunu’nda gerekenler olsaydı? Ekim ayında 29 kadın kardeşimiz daha öldürülür müydü? Hayır. Ama kasım ayının başlarında Bursa’da 65 yaşında bir adam, çamaşırlarını iyi kurutmadı gerekçesiyle tartıştığı karısını boğarak öldürdü.

 

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, görevini gerçekleştirmekten her zaman uzak olan AKP hükümetinin kadınlar üzerine söylemiş olduğu her şeyle ve elbette söylenilenlerin daha da taban hazırladığı erkeklerin egemenliğinin artmasıyla mücadele edecek ve her bir durumu gözler önüne sermeye devam edecektir. Türkiye’de kadınlar, canları pahasına kendi yaşamlarını seçme mücadelesi veriyorken AKP hükümeti yapması gerekenleri bırakıyor, kadınların yaşamlarına fütursuzca müdahale ediyor ve kadın kardeşlerimizin öldürülmesinin önünü keseceğine tam tersi önünü açıyor. Kadınlar koruma altındayken dahi öldürülebiliyor. Ama kadınlar mücadeleye devam ettikçe, bıkmadan usanmadan savaştıkça tıpkı Hasret kardeşimizin mücadelesinde olduğu gibi iyi sonuçlar da alacağız.

 

AKP döneminde kadın cinayetlerinin yüzde binlerde artış göstermesi, AKP’nin ‘adalet istiyorum’, ‘kızıma koruma verilseydi…’, ‘hükümet yetkilileri gerekeni yapsaydı…’ cümlelerini ve daha birçok şeyi göz ardı etmesinden ve kulaklarını tıkamasındandır. Kulaklarını tıkamasa AKP hükümeti ve gerekenleri yapsa, boşanmak istediği kocası tarafından 13 kez bıçaklanarak öldürülen Firdevs kardeşimizin katili “Öldürmek hakkımı kullandım. Böyle bir hakkı yeni öğrendim” diyemezdi. Her defasında caydırıcı ceza yerine indirim yollarının kapısını aralayan hükümet, yapılması gerekli olan taleplerimizi yerine getirseydi, Firdevs kardeşimiz öldürülür müydü?

 

Her kadının her kadın için yükselttiği sestedir, mücadele ve de gösterdiği direnişte. Her sözün karşısına bir söz, her hareketin karşısına bir hareket koymaktır ki bugün süren mücadele de bunun en keskin göstergesidir. Kadınlarımız her bir durum karşısında gösterilecek olanı gösteriyor. Bu yüzden gerçeğin ne kadar net olduğunu ve kadın cinayetlerinin çözümünün açılmayı bekleyen bir sır perdesi olmadığını biliyoruz. Hep söyledik yine söyleyeceğiz. Eğer gerekli olanlar yapılırsa kadın cinayetlerini durdurmak mümkün. Birlikte yürünecek ise istenilen şeye yapılacak olan belli: Farkları bırakarak ortak bir paydada güç ile hareket etmek.

 

Türkiye’nin en önemli, aciliyet arz eden toplumsal meselesi olan kadın cinayetlerinin çözüm yollarına dair 15 Kasım Cumartesi günü yapılacak olan Kadın Konferansı’nın çağrı metninde de denildiği gibi, “Kadınlar erkek egemenliğini geriletmek, sonuç almak için güçlerini birleştiriyor.” Bu yüzden tüm kadınlar kurtulana ve yaşam hakları ellerinden alınmayana kadar mücadelemiz sürecek.