Haftalardır şehir meydanlarından üniversitelere kadar stantların açıldığı, afişlerin asıldığı, videoların hazırlandığı konferans sıkı bir hazırlık aşamasından geçti. CHP Kadın Kolları, DİP’li Kadınlar, Ege 78'liler Derneği, Emek ve Özgürlük Cephesi, HTKP’li Kadınlar, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, Kadın Partisi İzmir İl Yönetim Kurulu, Koşuyolu Yaşam Parkı Forumu, Muğla Emek Benim Kadın Derneği, Odak Dergisi, Şişli Gülbağ Forumu'nun imzacısı olduğu çağrı metniyle birlikte kadınlar Kadın Konferans'a davet edilmişti.

Konferans “Kadınlar konuşursa ne değişir” adlı video gösterimi ile başladı. Açılış konuşmasını yapan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu İstanbul Temsilcisi Fidan Ataselim; toplumun bütün kesiminden gelen kadınlarla birlikte kadın cinayetlerinin durdurabileceğini söyleyerek konferansa çağrı metnini okundu.
Konferansın ilk oturumunda kurum temsilcileri konuştu. Forum kısmında konuşma yapmak isteyen kadınlar söz aldı. Son oturumda ise konuşmalar ve çıkan öneriler doğrultusunda oylama yapılarak sonuç metni okundu.
CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Hilal Dokuzcan:
“Biz kadınların her alanda emeğimiz var, emeğimiz varsa sözümüz olacak, sözümüz olursa gücümüz olacak. Erkek şiddetinin karanlık bir tarafı var, asıl sorun bu karanlığı nasıl aydınlatacağımız. Divanda genç kardeşlerimizi görmek umut verici. Çözüm arıyorsak çözümün parçası olmak zorundayız. Son olarak söylemek istediğim insanlık iki kanatlı bir kuştur bunun sol kanadı kadın diğer kanadı erkeklerdir; o yüzden kadınlar solcudur burada olmaktan büyük mutluluk duyuyorum” şeklinde konuştu.

Devrimci İşçi Parti'li kadınlar adına Neşe Öztürk:
Gün geçmiyor ki gazete sayfalarında ve haberlerde bir kadın cinayeti haberi almayalım. Özellikle 10 yıldır AKP Hükümeti döneminde artmış durumda. Kadın cinayetleri kadınların başına gelen en son nokta. Bunun başka boyutları da özgürlüklerin sınırlandırılması vs. Devlet aygıtı ise sokağa en çok çıkan kadınları hedef almakta. Kadın cinayetlerine karşı yasal düzenlemeler çok sınırlı ve bürokratik engeller var. Bunlara karşı taleplerimiz; kadın sığınma evlerinin bir ana önce sayısının arttırılmalı ve kötü koşullar düzeltilmeli. Bürokratik engeller kaldırılmalı, koruma talebi eden kadınlarımızın her türlü sosyal haklardan mahrum kalmaması için devlet desteği gerekir. Kadına yönelik şiddete karşı caydırıcı cezalar verilmeli.

78'liler Derneği adına Emine Sözüdoğru:
78’leri hepimiz biliyoruz. Çoğumuz 78 kuşağının çocuklarıyız ve o dönemde üzerimizden bir silindir geçti. Yıllar sonra kendimize geldiğimizde kendimizi burada bulduk. 12 Eylül döneminde kadınlar hem içerde hem dışarıda çok işkencelere maruz kaldılar. Özellikle hapishanelerde cinsel saldırılara maruz kalındı; ancak kadınlar bu işkenceleri dile getiremedi. Sanki sebebi bizmişiz gibi utandık anlatamadık, yapılan cinsel tacizlerinden dolayı kadınlıklarını kaybedenler oldu. Önce bize dayatılan erkek mantığından kurtulmamız gerekiyor, kendi gücümüzün farkında olmamız gerekiyor. Rojova’da burnumuzun dibinde devrim oldu ve bu devrimi kadınlar yarattı. IŞİD’ekarşı savaşan kadınlaradır ve devrimlerin yolu kadınlardan geçer.

Halkın Türkiye Komünist Partisi’nden kadınlar adına Hanife Şahan:
Bizim burada gerçekçi bir tablo çizmemiz gerektiğini düşünüyorum. 12 yıldır bir AKP karanlığı yaşıyoruz. AKP, biz kadınların sadece anne olduğumuz zaman toplumda kimliğe sahip olacağımızı iddia ediyor. Şiddet artık günlük hayatımızın bir parçası haline gelmişken biz bu ‘Yeni Türkiye’yi ret ediyoruz. Bu düzende kadınlar birlikte nefes almalı ve mücadele etmelidir. Kadın artık kendi başına bir birey değil, Haziranda sokağa çıkan bizlerin en büyük sloganı “Hükümet istifa” oldu. Biz biliyoruz ki düşmanımız ortaktır ve inadına yaşamak için mücadele edeceğiz, inadına hepimiz konuşacağız.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Gülsüm Kav:
Bugün burada kadın mücadelesinde konferansımızın önemli bir adım olduğunu düşünüyorum. Şimdiye kadar birçok sorun dile getirildi ancak kadın cinayetleri ihlal edilen birçok hakkımızın önemli bir sembolü. Şimdiye kadar kadın haklarına bu kadar saldırı olduğu bir dönemi geçiriyoruz. Kadının ismini hiç ağzına almayarak bu kelimeyi bakanlığın adından çıkaran bir Hükümet var. Bu sene de ekim ayı itibariyle birçok kadını kaybetmiş durumdayız. Şimdi hep birlikte bir cephe örmenin zamanı. Öldürülen kadın kardeşlerimize baktığımızda kendi hayatları hakkında karar almak istedikleri için öldürüldüğünü görüyoruz. Kadınların öldürüldüğü gerçeği diğer sorunlarla birlikte iç içe duruyor. Gezi direnişinde de bedenimizle de bir direniş gösterdik. Çözüm üretmek için konuşacağız şimdiye kadar bin tane sorunumuz varsa kadınların da bin tane çözüm önerisi vardır.

Odak Dergisi adına Yeşim Kantekin:
Öncelikle biz bu sürece katılmadan birçok şey gerçekleşti, bu süreci ören EHP’li kadınlara ve burada bulunan bütün kadınlara teşekkür ediyoruz. Bu konferansta kaybettiğimiz bütün kadınları da anıyorum. Irak ve Suriye’de yaşanan baskılar Türkiye’ye de yansıyacaktır. Bir erkek egemen zihniyetle karşı karşıyayız. Sevim Belli, ‘Erkek sorunlu olduğu için kadın sorunu vardır’ demişti. Her sorun aynı zamanda kendi çözümünü de içinde barındırıyor. Kadınlar köleleştiğinde aslında erkekler de köleleşiyor. Bu yüzden erkeğin kurtuluşu da kadının özgürleşmesinden geçiyor. Bizler özne olmak istiyoruz.

İstanbul Milletvekili Sedef Küçük:
Değerli dostlar kadınlar susarsa bugüne kadar neler olduğunu hep birlikte gördük, çok şey düğümlendi bu güne kadar; ama bugün konuşacağız. Bütün kadınlar konuşursa iklimler değişir, Akdeniz olur. Kadınlar konuşursa insanlık konuşur. Bu yüzden susmayacağız, artık barış diyorsak, bu düzen böyle gitmez diyorsak susmayacağız.

CHP İzmir Milletvekili Hülya Güven:
Öncelikle sizleri bizlerle buluşturan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformumuza teşekkür ediyorum. Kadınlar olarak zor bir süreç geçiriyoruz. Eskiden 3. Sayfalarda bir tane kadın cinayeti görüyorduk. Fakat kürtaj yasağı başladı, ardından 3 çocuk denildi, kadını sosyal hayattan uzaklaştırma ve siyasal haklarını sınırladılar ve artık daha fazla kadın ölmeye başladı. Erken yaşta evlilikler için hükümet bir şey diyor mu? Çok soru önergeleri verildi ama AKP’den hiç ses yok. Bunlara karşı hep birlikte kadın cinayetlerini durduralım. Burada kalmamamız lazım bundan sonra yürümemiz lazım.

Kurum temsilcilerinin konuşmasının ardından bir ara verildikten sonra forum kısmına geçildi.
Gül Serhan:
Bir şiirle başlangıç yaparak umut yüklü mektupların yazarı olduğunu söyledi. “Eğer bir ülkenin gelişme durumunu öğrenmek istiyorsak önce kadınların gelişmişlik düzeyine bakmamız gerekiyor.” şeklinde konuştu.

Öldürülen Muhterem Göçmen'in ablası Çiğdem Evcil:
Kadınlar olarak bugün burada olmak benim için çok önemli. Biz Muhteremle birlikte 2 kadın yola çıktık ve pek başaramadık, Muhterem’i kaybettik. Şimdi burada birçok kadınla birlikteyim. Dünyaya geliyoruz; bir yük ve emanetle geliyoruz. Bekaretlik yükü ile ve bu yük ömür boyu devam ediyor. Evlendiriliyorsun; eşinin ve çocuklarının yükü biniyor omularına. Bu beden benim, bu hayat benim, ben istediğim zaman ağlar, istediğim zaman gülerim. Bizler konuşursak hepimiz çok güzel günler geçireceğiz.

Koruma altındaki kadın öğretmen:
Kadın cinayetine kurban giden bütün kadın kardeşlerimi sevgi ve saygıyla anıyorum. Mücadeleye başladığında karşı taraf maddi ve manevi gücünü kullanıyor. Ben sokak ortasında sekiz yerimden bıçaklandığımda Erdoğan ‘Benim adalet bakanım nerde’ dedi. Sanık sadece 3 yıl ceza aldı fakat hala serbest. En büyük gerekçe ise Hükümet’in aile birliğini korumaya yönelik politikası. Yaşamak sadece nefes almak değildir, benim için en az nefes almak kadar önemli olan şey özgürlüğümdür. Peki, ne yapacağız? Öncelikle 6284 sayılı koruma yasasının uygulanması gerek. Çözüm olarak verilen cezalar ağırlaştırılmalı. Bugün buradan çıkan kararlar birçok kadının hayatını kurtaracak. O ateşten evde yaşamanın ölümden hiçbir farkı yok…

Kadın cinayetleriyle ilgili oyun hazırlayan tiyatrocu Zeynep Özyağcılar:
Ben de bu kadın cinayetlere karşı bir tiyatroyla çığlık attım. Sosyal sorumluluk projelerine yöneldim. Bu oyunun adı “Uçlar” kadının çaresizliği kadının kadını nasıl yalnızlaştığını gösteren bir oyun. Tekrardan burada olmaktan gurur duydum. Mesleğime göre aklınıza bir şey gelirse her alanda destek vermeye devam edeceğim.

Kadın cinayetleriyle ilgili kitap yazan Özlem Akşit Kuşcan:
Kadın cinayetleriyle ilgili kitap yazmaya karar verdiğimde şiddeti görsel olarak araştırdığımda dehşete kapıldım ve bu ekiple çalışmam gerektiğini düşündüm. Tüm kadın yazarlarda kadın cinayetlerini anlatmalı.

68'lerden Gülay Ünüvar
68’den de bir ses gelsin dediler. 60 yıllarında devrimci hareketle tanıştım ve çok isteyerek okuduğum meslekle bir tercih yapmam gerektiğinde devrimci olmayı seçtim, hiç de pişman değilim. Ben ODTÜ’de okurken dava arkadaşlarım; Sinan Cemgil, Yusuf Aslan, Ulaş Bardakçı, Hüseyin İnanlardı. Şimdi hala Sinan Cemgil’in elini omzumda hissederim. O zamanlarda Cemgil’in kadın haklarına yönelik düşüncelerine bakıyorum bir de şimdiye ve hiçbir fark bulamıyorum. Hüseyin İnan’ın “Kadınlar olmadan devrim olmaz” sözünü ilk kez ondan duydum. Onların teşvikiyle kadın mücadelesi daha da ilerledi.
Atakent'te bir mahallede seçilen kadın muhtar:
Dünyanın en güçlü canlılarına merhaba diyorum. Mahalle muhtarı olarak bu sene seçildim. Birçok zorlukla karşılaştım ama pes etmedik. Azalarımızın çoğu kadındı ve bu seçimleri çapulcu muhtar olarak aldık. Mahallede kadın sorunlarıyla ilgilenirken karakolluk oldum, mahkemelerde tanık oldum şimdi de pes etmeden mücadeleye devam ediyoruz.

Ressam Yasemin Banu:
Uzun süre yurt dışında kaldım; ancak Türkiye’ye gelince erkek zihniyetine çarptım. Ben 6 senedir kızımla kızımın kocasıyla mücadele ettim. Çok şiddet gördüm fakat elimde adli raporlar olmasına rağmen mahkeme bu çocuğu hala babayla görüştürüyor. 6 yaşındaki kızım babasıyla görüşmek istemediği halde hem o hem ben kanunlar zoruyla görüşmek zorunda kalıyoruz. Tıbbi konulara bakmıyor. Hepimizin çözüme ihtiyacı var.

Buse Kılıç Demir:
"Kadınlar susmasın" diyerek şiir okudu. “Artık susmayın artık susmayalım eğer biz emeğimizi birleştirirsek kazanırız” şeklinde konuştu.

Ayşe Yıldırım:
AKP’nin kadın bedeni üzerinden yapmış olduğu politikalara karşı kadın korunmalıdır. Kapitalizmin çirkin yüzü evimizde yaşadığımız koşuşturma, iş hayatında, bir süreden sonra sosyal hayatla tanışıyor, eşinden ayrılmak isteyen kadınlar öldürülüyor. En çok çözüm önerileri toplumsal hareket ve alt bilinçten geçiyor. Verilen eğitimle erkeklerin de bilinçlenmesi gerek. Bundan önce konuşanların da söylediği gibi kadın solcudur solcu olmak da zorundadır.
Muğla’dan gelen Ayten Ersoy:
Muğla Fethiye’de yaşadığı bir olayı anlatarak erkek egemen hakim, avukat ve devlet aygıtlarının kadına bakış açısının aynı olduğunu söyledi.

Fevziye Çoban:
Hepimiz tek tek kalıyoruz, biz birlikte olmamız için mahallelerde muhtarlık gibi bir yer açmamız gerekiyor. Sorunların çözüldüğü bir büro açılırsa yararlı olacağını düşünüyorum.
Ayfer Özkoç:
Kadın konuşursa neyi konuşur? Verdiği mücadeleyi konuşur. Mücadelemiz katillere indirim veren adaletle olmalı. Kendisine bin odalı saraylar kurarken sizden ve işçilerden tek bir yaşam odasını esirgeyen zihniyetle mücadele etmeliyiz. İtibar saraylarda değildir.
CHP Beşiktaş İlçe Kadın Kolları'ndan forum katılımcısı:
Mahalle çalışmalarında kızlarımızın okutulmadığını gözlemlemiştim. Aileleri tarafından okutulmadıkları için eğitimden mahrum bırakılıyor. AKP döneminde kadınların okuma oranı iyice düştü.

Elife Kaya:
İlk önce hak verilmez alınır diyorum. Sadece emirlere itibar edelim istiyorlar ve karşı çıkınca da şiddet başlıyor. Gerekli yasala olsa da uygulama yok. Kendi haklarımızı bilmeli ve hakkımızı almalıyız. Bunu biz başaracağız.

Avukat İpek Bozkurt:
Platformda gönüllü avukat yapıyorum. Pratikte gördüklerimi paylaşmak istiyorum; 6284 yasa kadının korunmasını niyet ediyor fakat pratikte gördüğümüz uygulanmayan bir husus var. Birincisi cezasızlık kültürü var. Bilgi de önemli, bilgi elde etmek için bakanlığa soruyoruz ama sonuç verilmiyor. Örneğin Ali İsmail’in davası halktan bu bilgileri kaçırmak istedikleri için kaçırılıyor. Koruma isteyen kadınlar için bütçe lazım. İstanbul Sözleşmesi’ne bakılması gerekiyor.

Cansu Demirbağ:
Erkek egemen bir sistem var, özel mülkiyetten beri bu şekilde devam etti ve kadının ezilmişliği hep baki kaldı. Emekçi kadınlar hem evlerinde hem de işyerlerinde bu şiddeti yaşıyorlar. Bu bir sistem sorunu, buna karşı da en büyük mücadele emekçi kadın ve ev kadınlarından geçiyor.

Işıl kurt:
Bugünkü konferans beni çok mutlu etti. Her kuşaktan kadın var burada, bizler de ancak kadın cinayetlerini toplumsal bir mücadele ile çözebiliriz. Burada çözüm önerilerine dair çeşitli fikirle çıktı, bunların uygulanması için mücadelemizi sürdürmeliyiz; ancak bu hakları elde etmemiz için ciddi bir engel var; Ülkede artık diktatörlüğe giden bir AKP var. Bizler de mücadelenin temeline AKP ve Erdoğan’ı almalıyız. Artık yargıyı da eline geçirdi ve IŞİD’e destek veren bir hükümetle yönetiliyoruz. Biz bu katil sürüsüne karşı mücadele etmeliyiz, Önümüzde 25 kasım var, burada oluşturduğumuz iyi bir atmosfer var. Şimdi bu katil sürüsünü susturmak için harekete geçmeliyiz, yolumuz açık olsun.

Nur Banu Güner:
Büroların oluşturulması önemli ancak buraya gidemeyen kadınlar var. Kadının emeğinin sömürülmesine engel olmalıyız. Mecliste de bunun seslerini yükseltmelerini istiyorum.

Melis Çalı:
Ben üniversiteye hazırlanıyorum. İlk defa hayatımda bu düzeni değiştirecek gücün karşısında konuşuyorum. Ben 17 yaşındayım bu yaşıma kadar emekçi bir annenin çocuğuyum. Ermenek’te Yırca’da anneleri gördüm, Soma’da 301 işçinin acı çeken kadınları gördüm. Değişimi kadınlarda görüyorsam, büyüdüğümü kanıtlamaya gerek yok diyorum.

Uğur Arıman:
Ne güzel ki kadın cinayetlerine karşı böyle bir platform var ve kadınlar tek tek mücadele ederken bugün burada birleştiler. AKP, hayatları durduruyorsa bizler de onları durdurmalıyız. Çözüm ne olabilir biz de hayatı durdurmalıyız. AKP’ye karşı birleşik bir muhalefeti kurmak durumundayız. Kadın cinayetlerini durdurmayan hükümet istifa!

İpek Erdoğan:
İTÜ’de okuyorum ve 19 yaşında olmama rağmen birçok tacize uğradım. Kampüse kadar girmiş bir vakadan bahsediyoruz. Kadın bedenin metelaşması da çok ciddi bir sorun aslında. Daha önce 3 çocuk deyip bugün 5 çocuk diyen bir Erdoğan var. Kapitalizmin ucuz iş gücüne ihtiyacı vardır ve 3 çocuk politikası buradan gelir. Bu sorunların temelinde kapitalizm vardır, biz bu sisteme direnmedikçe verdiğimiz mücadele çiğ kalacaktır.

Özge Uyanık:
Bu baskılar aynı zamanda üniversiteli genç kadınlara yönelik de olan baskılardır. Bu mücadele İstanbul Üniversitesi’nde öldürülen Özge Gündoğan için verilen bir mücadelesidir. Erdoğan, “Gülistandan eliniz boş çıkmayın” demişti. AKP’nin kadın düşmanı söylemlerine karşı Gezi’de olduğumuz gibi yine birlikte mücadele edebiliriz.

Sevda Sevilmiş:
Bugün burada çözüm yollarını konuşmak daha önemlidir. Ben de küçük öneriler yapmak istiyorum. En büyük ayrım olan kamu ve özel alan ayrımına karşı mücadele etmeliyiz. Diğer ülkelerden analizler çıkardım. Ulusal ve bölgesel düzeyde eylemler düzenlemek gerekir. Üniversitelerde şiddet içerikli sorunların ne olduğuyla ilgili araştırmalar yapılması gerek.

Fatma Kurt:
Türkiye’deki kadın mücadelesi için bir bihenk taşıdır bu konferans. Biz kadınlar mezara girmek istemiyoruz. Aynı kararlılıkla bu günü devam ettirelim.
Birgül Akın:
Özgürce konuşmak için buraya gelmekten gurur duydum. Çok büyük amaçlarla yola çıktık. Bizler burada sadece kadın haklarımız için buradayız. Bizler düşünen kadınlarız. Kadın sığınma evi ismi beni ürkütüyor. Kadın sığınacak bir varlık değildir. Bu ismin değişmesini istiyorum.
Nurseli Gözüaçık:
Birçok öneri oldu ancak kadın düşmanlarının karşısında bu mücadeleyi büyütmek önemli olan. Yürüttüğümüz mücadele sonuç veriyor. Bu cinayetler ancak toplumsallaşırsa duracak.
Merve Altun:
Benden önce ablalarımız gördükleri şiddet örneklerini verdiler. 12 yıllık süreçte kadın cinayetleri önü alınamaz bir şekilde yüzde bin dört yüz arttı. Bunların hepsi iktidarın stratejisinden kaynaklı. Erkekler sapık ve katil doğmak yerine sistemin dayatmasıyla bunlara dönüşüyor. Çözüm yolu ise siyasi bir mücadele vermektir.
Işıl Demir:
Öncelikle kadın cinayetlerini durduracak tek şey burada saatlerce oturan kadınların mücadelesidir. Kadın cinayetleri ağır cezalarla önlenir. Şuan devlet büyükleri kadınları hedef aldıkça kadın cinayetleri de artıyor. Liselerimizde de karma eğitimi kaldırmaya çalışıyorlar. Bizler de liselerden 70’e kadar mücadele etmeliyiz.
Forumun son sözü:
Öncelikle platformu kurduğu için Gülsüm Kav’a minnettarım. Örgütlenmeliyiz çoğalmalıyız. Adaletin terazisi asla eşit değil.