Kadınların bacakları kırılıyor, AKP'den çıt çıkmıyor
20.11.2014
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü'ne 5 gün kala Türkiye'de kadına şiddet ve kadın cinayeti vakalarının günbegün artış haberleriyle karşı karşıya kalıyoruz. Geçtiğimiz günlerde Yozgat'ta gerçekleşen kadına şiddet vakası ise son derece hesaplı yapılmış bir durum. Bir kuma ile yaşamak istemeyen ve boşanmak isteyen Arzu Boztaş'ı, kocası başkasıyla evlenmesin diye kol ve bacak dirseklerinden vurarak yatağa mahkum ediyor. Türkiye'de kadına şiddet vakaları bu düzeydeyken "AKP Hükümeti ve Bakanlık nerede?" sorusu akıllara geliyor.

Arzu Boztaş 15 yaşında evlenmiş olan, 6 çocuk annesi bir kadın. Kocası eve kuma getirmek istiyor ancak Arzu çok doğal olarak bir kuma ile birlikte yaşamak istemiyor. “Benden boşan nikahına onu al. Ben çocuklarımla gideyim” diyor. Ancak kocası, Arzu’nun en doğal taleplerinden biri olan boşanma isteğine karşı, başka biriyle evlenmemesi için 2 kolu ve 2 bacağından pompalı tüfek ile Arzu’yu yatağa mahkum ediyor.

Bakanlıktan hiçbir yardım eli uzanmadı
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü çok yaklaşmışken, bu tür şiddet ve cinayet vakalarının gittikçe artıyor olması, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın ve AKP Hükümeti’nin acil alarm vermesi gerektiğini akıllara getiriyor. Özellikle şiddetin bu boyutlara kadar vardığı bir noktada maalesef ne bakanlık, ne de AKP Hükümeti kadına hiç bir yardım eli uzatmıyor.
 
Kadına şiddet önlenecekti ama giderek artıyor
Arzu’yu bizzat hastaneye giderek ziyaret eden CHP İstanbul Milletvekili Melda Onur ise İstanbul Sözleşmesi’nin henüz imzalandığı şu günlerde bu tür vakaların önlenmesi yerine gittikçe arttığına vurgu yapıyor. Yarın Haber’e konuşan Melda Onur şunları söylüyor: “Bizim TBMM’de yeni dönem başladığında meclisteki 4 büyük partinin de uzlaşarak imzaladığı İstanbul Sözleşmesi vardı. Ona istinaden Kadına Şiddeti Önleme Yasası ile ilgili yönetmelikler çıktı. Bunlar önlenecekti ama önlenmediği gibi giderek hızla artıyor. Eskiden günde bir tane kadına şiddet veya kadın cinayeti vakası duyardık, şimdi 2-3 tane duymaya başladık. Bunların 1 kısmı ölümle sonuçlanıyor, bir kısmı yaralanma oluyor. Ama daha sonra şiddete uğrayan kadınlar ölüyorlarsa da, kadın cinayeti kapsamına alınmıyor.”  
 
Bir kadını bu hale getirip öldürmemek de hafifletici neden olmamalı
Arzu Boztaş’ın yaşadıklarını anlatan Melda Onur, bir kadını nnbu hale getirip öldürmemenin hafifletici neden olmadığına vurgu yapıyor: “Buradaki durumda adam “benden sonra başka bir hayatın olmayacak” deyip pompalı tüfekle Arzu’yu resmen vuruyor. Şu anda kadının tek bacağı kesik; diğer iki kolu ve bacağı son derece riskli durumda. Resmen kadını kolları ve bacakları kopartılan bir oyuncak bebek gibi bırakmak istemiş. Tabii böyle bir olay olduktan sonra adamın ailesi, şikayetçi olma durumuna karşı kadının ailesini bir şekilde huzursuz ediyor. Şimdi 6 çocuk, çocuk esirgeme kurumunda kalıyor. Kadın çok çaresiz durumda. Öyle aşağılıkça yapılmış ki, kadının iki bacağı ve iki kolu hareket etmesin diye dirsekten vurmuş. O yüzden bu adama en ağır cezanın verilmesi için bizden yardım istediler. Biz de bunu meclis gündemine taşıyacağız. Sağolsun Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu bu vaka ile ilgilendi. Bir kadını bu hale getirip öldürmemek de hafifletici neden olmamalı. Bu bir kadını öldürmeden mezara koymak adeta. Kolsuz, bacaksız bırakıp yaşama mahkum etmek.”
 
AKP kadın cinayetlerini durdurmak istemiyor
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu da bu süreçte Arzu Boztaş ile birlikte hareket ediyor. Platform’un Ankara Temsilcisi Ayşen Ece Kavas, Arzu’nun kardeşinin bile cezaların ağırlaştırılması yönünde sitem ettiğine vurgu yapıyor: “Şu anda 25 Kasım’a doğru gidiyoruz. Güya Uluslararası kadına şiddetle mücadele günü . Biz mücadelemizi veriyoruz ancak bu tür kadına şiddet, kadın cinayetleri çok ciddi boyuta ulaştırılmış durumda. Bizim bir çözüm önerimiz var. TCK’da kadın cinayetleri nitelikli halden sayılırsa, Arzu gibi kardeşlerimiz bu şekilde olmayabilir. Kaldı ki kız kardeşi de aynen böyle söyledi: “Bir kaç kişiye daha böyle ceza verilseydi benim kardeşim bu şekilde yaşamak zorunda kalmazdı” dedi. Öldürülen kadın kardeşlerimizin aileleri de aynen bu şekilde söylüyorlar. Hepsi adaletin yerini bulması için, hem de başkalarının başına bu ve benzeri bir olay gelmesin diye ağır cezaları istiyorlar. Bu AKP’nin kadın cinayetlerini durdurmak istemediğinden dolayı oluyor.”
 
25 Kasım’da meclis ve bakanlığın önünde olacağız
Kavas, Türk Ceza Kanunu’na bir cümle eklenmesiyle bir çok kadına şiddet vakasının çözüleceğini söylüyor: “Binlerce yasa çıktı ve Türkiye’deki kadın cinayetleri artık dünya çapında görünür hale geldi. Örneğin İstanbul Sözleşmesi imzalandı, Anayasa’da kadın-erkek in eşit olduğu söyleniyor ancak bir türlü bir cümle eklenmiyor TCK’ya. Eklemeyince de sonuç böyle oluyor. Biz sonuçta kadınların kurtulması için bir mücadele veriyoruz. Zor bela hayatta kalmış kadınlar, öldürülen kadınların aileleri de mücadelelerini bu yönde veriyorlar. Kısacası toplumun her kesimi mücadele veriyor. Ancak bunların olmaması için hep birlikte 25 Kasım’da meclis önünde ya da Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın önünde olacağız. Çünkü bu işin muhatapları onlardır. Arzu kardeşimizin bu durumunun da sorumluları onlardır. O yüzden er geç biz çözüm önerimizin gerçekleşmesini sağlayacağız ve kadın kardeşlerimizin hayatını kurtaracağız.”