Sibel Uzun yazdı: Yaşam hakkımız için büyüyoruz
20.11.2014
Ne doymak bilmezlikmiş insan hayrete düşüyor. Ceberrut padişahların, halkın sırtında, saraylarda nasıl yaşadığını okurduk da bu kadarını bilmezdik. Yarın iki gün sonra da "sarayı koruyorum" diyerek tonlarca tehdit yöntemi geliştirecekler. Toplumda yaşanan tüm sorunlar ve acılar bir yana Erdoğan'ın sarayı bir yana dönemine girdik.

Mimarlar Odası yeni bir açıklamasında Ak Saray’da ‘en az’ 2000 oda olduğunu belirtmiş. Her açıklanan boyut ve maliyeti gittikçe artan saray tüm çelişkilerin en tepe noktası ve hedefi haline geldi. Ne doymak bilmezlikmiş insan hayrete düşüyor. Ceberrut padişahların, halkın sırtında, saraylarda nasıl yaşadığını okurduk da bu kadarını bilmezdik. Yarın iki gün sonra da “sarayı koruyorum” diyerek tonlarca tehdit yöntemi geliştirecekler. Toplumda yaşanan tüm sorunlar ve acılar bir yana Erdoğan’ın sarayı bir yana dönemine girdik.

 

***
 
Allah aşkına AKP artık sarayını mı korusun kadınları mı korusun? Her gün hem de acımasızlaşan boyutlarıyla kadın cinayeti olurken, 25 Kasım’a giderken soruyoruz, herkes sorsun istiyoruz. Saray’a harcanan para kadınlar kurtulsun diye neden harcanmaz? Kaçta kaçı ile kaç kadının hayatı kurtulur? Binlerce kadın korunmak için devlete sığınırken imkanlar kısıtlıdır da neden Erdoğan’a sular seller şeklinde akmaktadır? Devlet onlarca kadına sığınma evi diye tek göz odalı ev verir de neden Erdoğan’a binlerce odalı saray yapar? Düzeni biliyoruz. Kapitalizm halktan topladıklarını halka hizmet olarak vermez önce cebe indirir, sonrasına “allah kerim” der. Ama saraya paralar dökülmesi için kadınların yaşamlarının gözden çıkarılması tamamen AKP siyasetine has bir özellik.
 
***
 
AKP’li yobaz siyasetçiler Erdoğan önderliğinde kadınların evden çıkmamasını, kahkaha atmamasını vaaz ederek durmaksızın çalıştılar. Kadınları hayattan, devletten, kanundan, mahkemeden silecek ne varsa yaptılar. AKP her yere yerleşirken kadınların yaşamlarından vazgeçmelerini, pes etmelerini beklediler. Kadın cinayetlerini falçata atar gibi kesecek TCK yasasını göz göre göre yapmadılar. Ama kadın mücadelesi asla yılmadı tek tek dava dava yol aldılar.
 
Mahkemeler, kadın cinayetleri mücadelesi sonucunda pek çok kadın cinayeti davasında en ağır cezaları vermek zorunda kaldı. TCK’deki kadın katillerini cesaretlendiren indirimleri kullanmaya hakimler cesaret edemez oldular. Yargıtay defalarca indirim kararı verilmiş davaları bozarak kadın katillerinin affedilemeyeceğini gösterdi, açıkladı. Şimdi AKP kadın katillerini affettirecek düzeni mahkemelere yeniden salmaya çalışıyor. HSYK’yı ele geçiren AKP derhal kadın cinayetleri davalarında da kadını yok sayan siyasetini estirme peşine düştü.
 
***
 
Ortalıkta Ayşenur İslam adında bir bakan dolaşıyor. Her “kadın” denildiğinde bembeyaz oluyor “kadın hakkı” denildiğinde cin çarpmışa dönüyor. Açıklamaları da ortada; önce “koruma altında öldürülen kadın yok” dedi şimdi de mecliste kadın cinayetleri sorulunca “koruma altında öldürülen kadınları Adalet ve İçişleri Bakanlığı’na sorun” açıklaması yapmış. Ayşenur İslam her an “şu hayatta kadınlara ne gerek var” açıklaması yaparsa şaşırmayalım.
 
***
 
AKP bu şekilde yuvarlanmaya devam etsin, toplum kadın cinayetlerini durdurma mücadelesini büyütüyor. Kadın Konferansı’nda hayati kararlar alan kadınlar, güçlerini birleştirerek 25 Kasım’ı büyük bir güçle karşılayacaklar. Farklı siyasetlerden, görüşlerden, yaştan, meslekten kadınların bir araya gelerek kadın cinayetine çözüm araması AKP’nin Gezi gibi bir kabusu haline gelecek.
 
AKP’nin memleketi yönetmesi kadınların hayat tehlikesi. Davaların peşini bırakmayacağız, kadınları yaşatacak etkili koruma için yasaları uygulatacağız. Devlet imkanlarının kadınları yaşatmak için kullanılmak zorunda olduğunu AKP’ye göstereceğiz. AKP’nin sarayına paralar savrulurken giden hayatların hesabını soracağız. 
 
 
 

  • YAZAR
  • Editor