27.11.2014
Yakın zamanda T24'te yayınlanan Arzu Yıldız'ın haberine göre Diyanet Vakfına ait İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Ümraniye Kız Konukevi'nde yaşayan öğrenciler yurt civarında düzenli olarak sözlü ve fiziksel taciz, bıçaklı saldırı ve kaçırma girişimlerine maruz kalmaktadır.
Konu ile ilgili şikayetleri ise yurt yönetimi tarafından geç “saatlerde dışarıda gezmelerine” bağlanmış, dolayısıyla karşılaştıkları saldırılar normalleştirilmiş, kabul edilir addedilmiştir. Sokakların ve hayatın her alanının cinsiyetlerinden bağımsız olarak herkesin katılımına açık alanlar olarak görülmemesi, özgürlüğün ve güvenliğin gasp edilmesinin hakları gasp edilen kişinin kendi suçu imiş gibi gösterilmesi son derece sorunlu bir yaklaşımdır.
Aynı yaklaşım tecavüzcüleri ve şiddet uygulayan eşleri de uyguladıkların şiddetin sorumluluğundan korumaktadır. Yine aynı yaklaşım örneğin Suudi Arabistan’da kadınların tek başlarına seyahat edebilmek için bir erkekten yazılı izin almalarını şart koşarken, Kamerun’da gelişme dönemindeki genç kızların göğüslerinin kendi aile bireyleri tarafından sıcak yapraklarla bağlanmasından taşlarla ezilmesine çeşitli yöntemleri kapsayan “önlemler” yoluyla vücutlarının tahrip edilmesine neden olmaktadır. Büyüyen göğüslerin kadınları karşı konulmaz birer cinsel objeye dönüştürüyor olduğu düşüncesi, kadınların tecavüze uğramak istemiyorlarsa doğal biyolojik yapılarını dahi tahrip etmek dahil olmak üzere her yöntemi kullanarak kendilerini korumakla sorumlu oldukları anlamına gelmektedir.
Oysa güvende olmak bir insanlık hakkıdır. Oysa beden bütünlüğü bir insanlık hakkıdır. Oysa sokaklar ve eğitim hepimiz içindir ve güvenliğimiz ve beden bütünlüğümüz tehdit edilmeden bu haklarımızdan yararlanabilmeliyiz. 29 Mayıs Üniversitesi Konukevi öğrencilerinin konu ile ilgili önerileri yurt civarındaki caddelerin ışıklandırılması, yurt ve okul arasındaki servis sayısının arttırılarak hafta sonları da servislerin hizmet vermesi gibi pratik çözümler içermektedir. Kadınlar için daha özgür ve güvenli bir yaşamın sırrı duvarlar, örtüler, ya da başka kadın ve erkekler ardına sığınmak değildir. Örneğin Mısır, çarşaflı kadınlar da dahil olmak üzere kadınların sokak tacizlerinden en çok şikayet ettiği ülkeler arasındadır. Biz kadınları uzun etekler ve korku değil şiddetin sorunsallaştırıldığı ve reddedildiği, sorumluluğun şiddeti uygulayanda ve onu etkileyen toplumsal sistemik bozukluklarda arandığı bir bakış açısının yaygınlaştırılması özgürleştirecektir.