Bakanlık kadınsız kadın sözleşmesi yapmaya çalışıyor
Bugün İstanbul Sözleşmesi görüşmesi ve bu sözleşmenin imzacılarını denetleyen GREVIO'ya temsilci gönderilmesi için seçim yapmak üzere bir toplantı gerçekleştirildi. Fakat hükümet bu toplantıyı kadın cinayetlerini durdurmak ve kadına şiddete son vermek için mücadele eden Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ve diğer kadın örgütlerine haber vermek yerine saklamayı tercih etti.
Çözümü olanlar dışarda, çakma kadın örgütleri içerde
Toplantıya 3 kadın örgütünün çağrılması gerekliliği varken sadece KADEM ve AKDER gibi çakma kadın örgütlerinin toplanıp kadın cinayetlerine çözüm getiriyormuş gibi bu konunun üzerini kapatmaya çalışan hükümetin sadece kadın örgütlerine değil meclisin öznelerine bile haber vermediği ortaya çıktı. Kadınların yaşadığı şiddetin ve bu şiddetin son raddesi olan cinayetlerin çözümü için yasa yazan ve devletin de somut adım atması için mücadele eden kadın örgütleri dışarıda bırakılmaya çalışıldı fakat kadınlar orada da yine bir mücadele vererek toplantıya girdiler. Kadın örgütlerinin toplantıya ve karar mekanizmasına dahil olmak için yaptıkları başvurular ise kaşe olmaması, vergi numarası olmaması, başvuru tarihi gibi bir çok bürokratik engel konularak reddedildi.
Bir bakanlık düşünün kadın cinayetlerine çözüm üretiyormuş taklidi yapan
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlı Kadın Statüsü Genel Müdürü Gülser Ustaoğlu’nun yönettiği toplantıya giren kadın örgütlerine yönelik tavırlarda ise yine kadın düşmanı bir üslup sergilendi. Tamamen Erdoğan’ın ağzıyla konuşan Gülser Ustaoğlu kadın örgütlerinin temsilcilerinden gelen “Bu demokratik bir toplantı değildir. Bizler dışında bırakılıyoruz” gibi itirazlara “Burada konuşabiliyorsunuz ya. Zaten lütfedip dışarda üşümeyin diye içeri aldık. Toplantıdan çıkmak isteyen çıkabilir. Biz kararlarımızı çoktan verdik” şeklinde yanıtlar verdi.
Kadın örgütlerinin “Bu toplantıda adayların nasıl seçiliceğine karar verelim seçimi daha sonraki toplantıda yapalım” önerisi ise herhangi bir gerekçe olmaksızın reddedildi. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın bu tutumunun ise kadın cinayetlerinin önünü açan en büyük etkenlerden biri hükümetken kadın cinayetlerine çözüm getiriyor gibi görünmek için olduğu çok açık şekilde ortadaydı.
Konuyu Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Gülsüm Kav ve toplantıya katılan Ankara temsilcisi Ayşen Ece Kavas ile değerlendirdik;
.jpg)
Ayşen Ece Kavas – Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Ankara Temsilcisi:
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bugün tam olarak göstermelik bir şey yapmaya çalıştı. Ancan onu da başaramadı. Toplantıda tüm süreçleri demokratik işlettiğini söyledi ama söz alanların neredeyse hepsi itiraz etmesine rağmen kendi bildiklerini okudu. Neredeyse bakanlığın yapmadığı görevleri biz yerine getiriyoruz. Hiç bir yetkimiz olmamasına rağmen kadın cinayetlerini biz geriletebiliyoruz. Bizi dışında tutmaya çalışıyorlar. Göstermelik olarak kadın örgütletini içinde tuttuklarını söylemeye çalıştılar. Ancak biz bu derece yapılan kadın düşmanlığından sonra elbette izin vermedik. Açık bir şekilde kadın politikalarını bugün de gösterdiler ve sadece kendi yandaşlarını kabul ettiler. Biz tüm kadınlar için mücadele ediyoruz ve bunun kimse tarafından bir tartışması yok. Ancak koskoca bakanlık bir tek kadını bile temsil edemez. Yasaları yazan biziz, davaları takip eden biziz, çözüm önerisi olan biziz. İstanbul sözleşmesini de uygulatmasını biliriz.
.jpg)
Gülsüm Kav – Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi:
184’ün yapıldığı Koruma Kanunu, yenilendiği zamandaki gibi bile değil kadınlar için. Zaten o zamandan bu yana birleştirici bir adım atmadıklarından dolayı hükümetin kadın cinayetleri devam etmiş hatta artmış durumda. Bunu önleyecek önemli bir sözleşme var ve bizim kurtaracak diye düşündüğümüz anayasal dayanağı da olan bu sözleşmenin bir de şuan da oyuncağa çevirmek istediklerini düşünüyoruz. Bu sözleşmeyle ilgili yaptıkları bugünkü toplantı, birkaç aydır yapmadıkları nedeniyle bu sözleşmeyi boşa çıkartan, sözleşmeyi oyuncağa çevirip ve gerçekten uygulanamayacak bir gidişattalar. Bunu son derece, çoğunlukla protesto ediyoruz. Çünkü zaten kendi yarattıkları sorunların çözümü için, ortada kadınların mücadelesiyle kazanılmış bir sözleşme var. Şöyle baştan alalım bu sözleşme Ağustos başından beri, görüldüğü üzere adım atılması gerekirken atmadılar zaten. Yargıda kaldı. Bir de zaten aylardır İstanbul Sözleşmesi ile ilgili somut adım atılmadığına dair eleştirilerimiz vardı. Nihayetinde bununla ilgili uluslararası sorumluluk gereği , yani uluslararası bir heyet olacak orada temsilciler yer alacak,bunun anlamı o. Bir adım gördük, bu seferde kadınlar bu sorunu çözümü için emek veren, mücadele gösteren Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ve diğer kadın örgütlerini dışlayarak onların görüşlerini almayarak uygulamaya çalışıyorlar. Zaten bu da uygulamayacağı anlamına gelir. Bu bakımdan nasıl daha önce Alevisiz Alevi açılımı, Kürtsüz Kürt açılımı denedilerse, şimdi de “kadınsız kadın sözleşmesi” uygulamayı deniyorlar. Sorunu çözecek olan şey de kesinlikle bu değil. Böyle bir çözüm asla olmaz. Çözüm ancak bizim platformumuzun ve diğer kadın örgütlerinin görüşleriyle olabilir.Bu yüzden bundan vazgeçsinler. Sorunu daha da çoğaltacak adımlar atmasınlar. Bizler gerçek anlamda da bu sorunları çözmek için de sonuna kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Bugün o toplantıyı yaparken kadınların katılımını engellemeye çalıştılar, tabi ki bunu kabul etmeyiz o toplantıda yerini aldı kadınlar. Bu da toplantıda olması gerekendi, tabiki öyle olması gerekiyordu öyle icap ediyordu. Onlar için de bu gidiş gidiş değil. Zaten sorunu örtmeye çalışıyorlar örtemiyorlar. Şimdi tam böyle süs vermeye çalışıyorlar. Bu süsü de verebileceklerine biz izin verir miyiz sanıyorlar? Vermeyeceğiz ve uluslararası heyetlere de yani bugünkü gibi eğlendirmeye çalıştıklarına da tüm gerçekleri anlatacağız. Zaten onun için uğraşıyorlar, buraya gelen heyetlere sanki sorun yokmuş gibi davranıyorlar. Bu mümkün değil. Yani bu açıdan nasıl diğer raporlarda olumsuz gidişlerden, çözülmesi gereken sorunlar ortaya çıkıyorsa; kadınlarla, kadınların hakları ve eşitliği ile ilgili bugün de gerçekler ortaya çıkacaktır ve bu gerçeklerin ortaya çıkması için de mücadele etmeye devam edeceğiz. Bu sorunun çözümü yapılmış gibi göstermelerine de izin vermeyeceğiz. Daha doğrusu İstanbul Sözleşmesini uyguluyormuş gibi yapmalarına asla izin vermeyeceğiz.