Özgürlük ve cam kırıkları
30.12.2014
Tülin Kunduracı Yarın Kadın Eki için yazdığı yazısında, hükümetin kendi hayatı hakkında karar almak isteyen kadınlara yönelik baskısına karşı özgür ve eşit koşullarda yaşayabilmek için yapılması gerekeni söylüyor.

Siz hiç bir yerde kapalı kalmaya mecbur bırakıldınız mı? Hava almaya bile dışarı çıkmanıza izin verilmediği oldu mu?

 

Bursa’nın Yıldırım ilçesindeki Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’ne bağlı Kız Yetiştirme Yurdu’nda yaşananlar (23.12.2014) bana bu konuda bir şeyler yazma ihtiyacı hissettirdi. Haber şu: “Daha önce 2006 ve 2009 yıllarında dayak ve tecavüz iddialarıyla gündeme gelen yurtta bu sefer 17 yaşındaki beş kız dışarı çıkarılmalarının engellenmesi nedeniyle güvenlik görevlileriyle tartıştı. Yurt camlarını kırıp duruma tepki gösteren kızları durdurmak için bu kez polis ekipleri çağırıldı. CAM KIRIKLARIYLA yaralanıp komşu apartmanlara gizlenen kızlar, polis ekipleri tarafından yurda geri getirildi.”

 

Tam kadınların özgürlüklerinin dini ritüeller ve muhafazakarlaşan iktidar tutumları nedeniyle nasıl azaldığını düşünürken okuduğum başka bir haber bardağı taşıran son damla oldu. Cumhurbaşkanı RTE doğum kontrol yöntemlerini vatana ihanet etmekle eş tutuyordu. Donarak ölen Ayaz bebek, 16 yaşında cumhurbaşkanına hakaretten tutuklanan çocuk, Suriyeli çocukların dilencilikten toplanma görüntüleri gözümün önünde canlandı nedense.

 

Bu arada Ömer Tuğrul İnançer’in, hani her söylemiyle kadını aşağılayan zat’ın, “içine tükürdüğü” algı operasyonu yaparvari söylemlerini unuttuğumu sanmayın. Her ne kadar kızı çalışarak modern giyimiyle üst düzey bir şirkette yönetici olsa da (tabii ki en doğal ve doğrusu), aman dikkat, yuvası dağılabilir! Şiddete uğrayabilir!

 

Ve unutmayalım ki “Kadınların kurtuluşu kendi eseri olacaktır.” Tüm bu olumsuzluklara rağmen özgür olabilmek, ekonomiye ucuz işgücü olan ve yaratan bireyler olmamak için, insanca, insanın hak ettiği eşit koşullarda yaşayabilmek için, cam kırıklarının can kırıklarına dönüşmemesi için, daha da güçlenerek yola devam etmeliyiz. Ne demiş ozan? “anlamak, gideni ve gelmekte olanı.

 

Biz kadınlar anlıyoruz, hem de çok iyi!