Kadın cinayetleri bu "Sayaç"ta
20.3.2013
Zeren Göktan'ın "Sayaç" adlı sergisindeyiz. Serginin kapısından girer girmez tavandan tabana kadar rengarenk boncuklardan asılı bebekler karşılıyor önce sizi. Her birini farklı ellerin yarattığı bu boncuk bebek anahtarlıklar, geçit töreni gibi. Belki de her birinin öldürülen kadınların sergi alanına yansıması olduğunu düşünüyorsunuz.

Zeren Göktan, Antik Mısır’da boncuktan yapılan kefenlerden etkilenerek oluşturmaya başlıyor Sayaç’ı. Ölüleri diger 

dünyaya geçerken, hikayeleriyle onlara yol göstermesi ve onları koruması için üzerine sembollerin ve figürlerin işlendiği tamamı boncuktan işlenmiş örtüler. Göktan, Mısırlıların ölümden sonra yaşama verdiği bu referansı sanal 
dünyaya yönlendirerek metaforik bir biçimde sunuyor bizlere.
 
Sergiyi farklı kılan diğer noktalardan birisi de başta boncuk bebek anahtarlıklar olmak üzere tüm çalışmaların Ümraniye T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndaki erkek hükümlülerle yapılmış olması. Uzun yıllar cezaevi boncuk işlerini biriktirdiğini belirten Göktan, bu tip boncuk işlerin cezaevlerine ait bir kültür olduğunu ifade ediyor. 
 
Bu boncuklardan örülü örtülerin her biri ise QR kodu (quick response - çabuk tepki Kodu) içeriyor. Bu 
QR kodlarda yer alan siyah beyaz pikseller Göktan’ın boncuklarında gizlenmiş. Pikseller ve boncukar arasında bir geçit yaratıyor Göktan ve her boncuk piksele, her cinayet bir sayıya dönüşüyor ve bilgisayar ekranına yansıyarak “şiddetten ölen kadınlar için bir dijital anıt”a dönüşüyor.
 
Boylu boyunca tavandan asılı duran boncuk bebek anahtarlıklardan sonra galerinin girişinde küçük bir odada, bir bilgisayar ekranında kadın cinayeti verilerini görüyorsunuz. 2013’ten başlayarak 2008’e doğru öldürülen kadınların hikayelerine tanık oluyorsunuz. Her boncuk piksele, her cinayet bir sayıya dönüşüyor. Gerçek ile sanal buluşuyor Sayaç sergisinde.
 
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun yaptığı veri çalışmasından faydalanan Göktan, Türkiye’de var olan kadın cinayetlerine dikkat çekiyor.
 
Ölen kadınlar anıtlaşıyor
 
Göktan oluşturduğu anıtı şöyle tarifliyor: “Pek çok ögenin biraraya gelmesiyle anıtsallaşan Sayaç’ ta, sayılar isme dönüşüyor; isimler de yan yana gelip anıtsallaşıyor.Güncelleniyor, arşiv oluşturuyor, bellek yaratıyor ve linklere bağlanıyor” diyerek anıtın amacını açıklıyor; “Kendi varlık sebebini yok etmek” olarak açıklıyor ve ekliyor: “Önlenemeyen, durdurulamayan bir şiddet dalgasında hayat bulan anıt, şiddetin sona ermesi için bir mesaj 
taşıyor. Anıt öldüğünde ve kadınlar yaşadığında anıt, amacına ulaşmış olacak.”
 
Cda-Projects’in ev sahipliği yaptığı “Sayaç” sergisini, Mısır Apartmanı’nda 27 Nisan 2013 tarihine kadar görebilirsiniz.
 
Sergiyi sahibine, Sanatçı Zeren Göktan'a sorduk. İşte Zeren'in Yarın'a anlattıkları:
 
İşlerimi kurgularken farklı alanların içiçe geçmesini ve birbirlerinden beklenmiyecek bir biçimde beslenmesini seviyorum. Sergi alanı antik mısır kefen örtülerden ilhamını alıyor, bizden binlerce yıl önce yapılmış bu boncuk örtüleri tasarlarken, bizim kültürümüzde olan hapishane örgülerinde ki dilden faydalandım. Hapishane boncuk işleri kendi içinde bir tarz, ilhamını hapis halinde olmaktan alıyor. O atmosferden çıkıyor bu işler. Kadınlarda cinayete kurban giderken bir hapis halinden bahsetmemiz mümkün. Bir çok önlem alınmasına rağmen cinayetler durmuyor. Koca bir ülkenin içinde hissedilen bir hapis hali. Hergün kadınlar öldürülüyor, her gün bir boncuk ipe diziliyor ve yan yana geliyor, kefen örtüler oluşuyor. Örtüler bizi güncellenen bir sayaç’a yönlendiriyor. Böylelikle durumun aciliyetine işaret ediyor.
 
Zeren Göktan kimdir?

1975’te Ankara’da doğan sanatçı Kadir Has Üniversitesi İletişim Tasarım Bölümü’nde öğretim görevlisidir. “Ekmek Kuşağı”ve “İç-sel” isimli kişisel sergiler açmıştır. İdil Elveriş ile birlikte hazırladığı “Hepimiz Gönüllüyüz” adlı video çalışması ile yurtiçi ve yurtdışı sergilerde yer almıştır. 2009’da “İ-adeyi Ziyaret” projesine katılmıştır.