Bu 'Sayaç' kadın cinayetlerini bir bir sayıyor
28.3.2013
Sanatçı Zeren Göktan'ın farklı alanlarda yaptığı işbirliğiyle ortaya çıkan sergisi kapsamında, serginin yapım sürecinde ilişkide olduğu ortamlardan kişilerin konuşmacı olarak katıldığı, 'Sayaç: Farklı Disiplinlerle İşbirliği Üzerinden Bir Sanat Pratiği' başlıklı panel, 28 Mart Perşembe günü Mısır Apartmanı'nda yapıldı.

 Panelde;  farklı kaynaklardan beslenen, diğer disiplinlere malzeme sağladığı kadar, kendisi de onlardan yararlanan ‘Sayaç’ ın, çoklu ortamlarla ilişkileri ve bunun sonucunda bugün geldiği konumu tartışıldı. Moderatörlüğünü Evrim Altuğ'un yaptığı panele, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Gülsüm Kav, Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği ( CİSST )'nden Zafer Kıraç ve Sanatçı Zeran Göktan konuşmacı olarak katıldı.

 

 

Proje nasıl ortaya çıktı?

İlk konuşmayı Sanatçı Zeren Göktan yaptı. Göktan, yıllardır özellikle cezaevlerinde yapılan has boncuk işlerini biriktirdiğini ifade ederek, ''Boncuk bebek anahtarlıkla karşılaştım ve onun peşinden gittim. Ümraniye'de bir hükümlü tarafından yapıldığını öğrendim. Proje de aslında bir bakıma böyle başladı.'' diye sözlerine devam etti.

 

 

Sergiye Dair

Göktan’ın, Antik Mısır’da ölülerin diğer dünyaya geçerken, hikayeleriyle onlara yol göstermesi ve onları koruması için hazırlanan kefen örtülerinden esinlenerek oluşturduğu çalışmaları, gerçek ve sanal dünyayı QR kodlar aracılığıyla birbirine bağlıyor.

 

 

Sergi, Zeren Göktan’ın Ümraniye T. Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundaki erkek hükümlülere uygulattığı tane tane işlenen boncuk işlerinden oluşuyor. Kefen örtüler, tavandan sarkan boncuk bebek anahtarlıklar ve bir ucu sanal dünyaya uzanan veri tabanıyla büyük bir enstelasyona dönüşüyor. Sayaç sergisi sanal boyutuyla, 2013 yılından geriye doğru şiddetten ölen kadınların sayısını güncellerken, sürekli yeni veriler ekleniyor. Güncellendikçe kalabalıklaşan listeyle, artış tehdidini doğasında barındıran bu sayaç, şiddetin sürekliliğinin de habercisi oluyor. Ölen kadınların isimleriyle hatırlandığı bu dijital anıt, ‘Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platfomu’nun’ veri katkılarını da içeriyor.

 

 

Her şeyi bir arada tutan öğe nedir?

Farklı mecralara ve sosyal konulara uzanan yapısıyla Sayaç’la girift bir sanatsal anlatım kurgulayan Göktan, panelde, etkileşimli medya teorisyeni Greet Lovink'in taktiksel medya ile ilgili tanımlamasına değinerek şöyle devam etti: " 'beklenmedik ittifaklar üzerinden bir uzlaşma alanı yaratmak. Sanırım ben sosyal medyada oluşan alanların bir benzerini fiziksel dünyada yaratmaya çalışıyorum. Böylelikle farklı okumalara ve karşılaşmalara yer açmış olmak istiyorum. Bu farklı alanlar birbirlerine tutunuyor ve birlikte var oluyorlar. Taraf olanlar buluşuyor, araçlar birlikte çalışıyor ve gerçek ile sanal kavuşuyor…”

 

 

Kendi varlık sebebini yok etmek

Göktan oluşturduğu anıtı ise şöyle tarif ediyor: “Pek çok ögenin bir araya gelmesiyle anıtsallaşan Sayaç’ ta, sayılar isme dönüşüyor; isimler de yan yana gelip anıtsallaşıyor. Güncelleniyor, arşiv oluşturuyor, bellek yaratıyor ve linklere bağlanıyor. Önlenemeyen, durdurulamayan bir şiddet dalgasında hayat bulan anıt, şiddetin sona ermesi için bir mesaj taşıyor. Anıt öldüğünde ve kadınlar yaşadığında anıt, amacına ulaşmış olacak.”

 

 

Bakanlığın verileri gerçeği yansıtmıyor

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun kuruluşundan itibaren yürüttüğü mücadeleye ve kazanımlarına değinen Platformun Genel Temsilcisi Gülsüm Kav ise, öldürülen kadınların aileleri ile birlikte mücadele ettiklerini vurguladı. Elimizdeki tüm kaynakları kullanarak oluşturduğumuz veri çalışmamızı, bu anlamlı proje için seve seve paylaştık diye konuşmasına devam eden Kav, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın geçtiğimiz günlerde açıkladığı verilerle ilgili ise şunları söyledi: "Bakanlığın verileri gerçeği yansıtmıyor. Bizim verilerimizin kaynakları ortadadır. Basında yer alan kadın cinayeti haberlerinden ve Platforma başvuran kızları öldürülmüş ailelerden topladığımız bilgilerle biz bu verileri hazırladık. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın elinde, basına yansımayan kadın cinayetleri verilerinin olması beklenirken, yani daha yüksek bir sayının ortaya çıkması beklenirken, bizim hazırladığımız verilere kıyasla çok daha az bir sayı açıklandı. Bakanlık sade aile içi şiddet olaylarında öldürülen kadınları kadın cinayetinden sayıyor, aile dışındaki kadınları hesaba katmıyor. Yani Bakanlık Ayşe Paşalı cinayetini, kadın cinayetinden saymıyor."

 

 

Mahkumların rehabilitasyonu önemli

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği( CİSST )'nden Zafer Kıraç ise, bizim amacımız, mağdurların da durumunu dikkate alarak Ceza İnfaz Kurumları’na alternatif, onarıcı, sosyal entegrasyonu teşvik eden yaptırımların uygulanmasına, suçu önleyici çalışmaların yaygınlaştırılmasına ve bu sayede Ceza İnfaz Kurumları’nın kullanımının azaltılmasına katkıda bulunulmasıdır diyen Kıraç şöyle devam etti: "Cezaevlerinden çıkanların yüzde 70'i tekrar suç işleyerek cezaevlerine geri dönüyor, bu sebeple mahkumların rehabilitasyonu çok önemlidir, böyle projeler içerdekilerin dışarıyla bir bağ kurmasını sağlıyor, bu insanlar hayatlarında belki de ilk defa iyi bir şey yapmış oluyor."


  • YAZAR
  • Editor