Hem bekar hem hamile olunmaz
20.6.2013
İstanbul'da özel bir tıp merkezine giden genç kadının TC numarası ile hamile olan bir kadının kimlik numarası karıştırıldı. Hamile kaydı GEBLİZ sistemine girilince aile hekimliğine iletilen bilgiyle, aile hekimi genç kadının ailesini arayarak kızlarının hamile olduğunu söyledi. Kadını kontrol altına almanın yollarını geliştiren AKP hükümeti, iktidarlığı süresince politikalarıyla kadını baskılamaya ve ezmeye devam etti.

 İstanbul Beykoz’da ailesiyle birlikte yaşayan G.K., sağlık sorunları nedeniyle özel bir Tıp Merkezi’ne gitti ve kadın hastalıkları ve doğum polikliniğine kaydını yaptırdı. Ancak görevli, genç kadının TC kimlik numarasını hamile olan bir kadın hastanın TC numarasıyla karıştırdı. İl Sağlık Müdürlüğü tarafından hamile hastaların takibinin yapıldığı GEBLİZ adlı sisteme G.K.’nın TC kimlik numarası kaydedildi. Sistem otomatik olarak bu bilgiyi aile hekimliği merkezine iletti.

"Alo, kızınız hamile" telefonu

Aile hekimi de G.K.’nın babasını telefonla arayarak, kızının bekâr olmasına rağmen hamile olduğunu bildirdi. 

Genç kadının talebiyle, tıp merkezi yönetiminin yaptığı araştırma sonucunda TC kimlik numaralarının protokol defterine yanlış yazıldığını tespit etti.

Telefonun sonunda bir cinayet olabilirdi


Bu yanlışlığın üzerine genç kadın, Beykoz Asliye Hukuk Mahkemesi’nde 25 bin TL’lik manevi tazminat davası açtı. Dilekçesinde ‘tarifi imkânsız duygusal çöküntüye uğradığını’ anlatan G.K., Türkiyedeki aile yapılarının bekar bir kızın hamile olmasını hazmedebilecek bir yapıda olmadığını belirtti. Böyle bir olayın aile içi şiddete hatta töre cinayetlerine neden olabileceğini ifade eden G.K., özel tıp merkezinin yaptığı yanlışlık nedeniyle ailesinde çok kötü sonuçlarla karşı karşıya kalabileceğini kaydetti.

Bir gerçekliği belirten genç kadın, kadın cinayetlerinin sebeplerinden birini de açıkça söylüyor. Türkiye'de bir kadının kendi bedeni üzerindeki karar hakkı alınırken, kadın dışındaki herkesin kadının bedenine tahakkümü bununla birlikte başlıyor. AKP hükümetinin kürtaj yasağı tartışmaları ülke gündeminde uzun süre yer almış ve kadınlar "bedenimiz bizimdir" diyerek AKP'ye yanıt vermişlerdi. Ancak kadınların sözünü, emeğini yok sayan hükümet, muhafazakar ve bir o kadar da sistem yanlısı politiklarıyla kadınlara "bedeniniz bizimdir" diyerek geri döndü.

Gebe takip uygulaması nedir?


Sağlık Bakanlığı, anne adaylarını doğum öncesi ve doğum sonrasında takip için “Gebe Lohusa Bebek Çocuk İzleme ve Takip Uygulaması” başlattı. Kimlik bilgileri sisteme kaydedilen anne adayı, doğum öncesi ve sonrasında aile hekimi tarafından takip ediliyor. 

Tüm gebe kadınların kaydedildiği sistemde evli olmadığı halde gebe olan kadınlar tespit edilerek aileleri aranıyor. Amacından saptırılan GEBLİZ, kadınların yaşamlarına müdahale sistemi haline getiriliyor.

AKP'nin iktidarlık sürecinde kadın hep ezildi

AKP hükümetinin iktidarda bulunduğu 10 yıl boyunca kadınlar toplumsal yaşamdan uzaklaştırılırken, kendi yaşamlarına dair aldıkları her bir karar erkeklerin denetimine bırakılıyor. 
 
AKP'nin muhafazakar ve baskıcı politikaları kadınların üzerinde somut olarak kürtaj yasasıyla başlamış oldu. Kadınların kendi bedenlerine dair alacakları kararları dahi kendi belirlemeye kalkan AKP hükümeti, tecavüze uğrayan kadınların kürtaj olamamaları durumuna karşı ise "Siz doğurun, devlet bakar" şeklinde karşılık vermişti.
AKP hükümeti, Kadın Bakanlığını kaldırarak yerine, kadının varlığını, emeğini görünmez kılma çabasında olarak Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığını kurdu. Erkekler kadar toplumda görünür olmaya çalışan kadınlar, evde, okulda, devlet dairelerinde, fabrikada, tarlada topluma emek verirken ataerkil toplum yapısı kadının emeğini ve yaratıcılığını da yok sayarak kadını eve döndürmeye çalışıyor. Bu kadını eve döndürme çabasının destekçisi olan AKP hükümeti, kadın düşmanı politikalarını sürdürüyor.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, "aile içi şiddet" söylemiyle projeler hazırlıyor. Aile içi şiddet söylemi yine kadının özne olarak anılmaması durumunu gözler önüne sererken, şiddet kavramının genelleştirilmesi kadınların aleyhine güdülen bir hattın sonucunda ortaya  çıkıyor.

Kadına şiddetin en üst boyutu olan cinayet, kadınlara yönelik bir yaşam hakkı ihlali olarak ülkemizde ve dünyada devam ediyor. Türkiye'de kadınlar; kendi hayatlarına dair karar vermek istediklerinde, eşlerinden ya da sevgililerinden ayrılmak istediklerinde, şiddete boyun eğmediklerinde öldürülüyorlar. Kadınların öldürülme sebepleri birbirleriyle benzerlik gösterirken, bu sebepler, cinayetlerin "kadın cinayeti" olarak nitelendirilmesine ve kadın cinayetlerinin politikliğine bir kaynak oluyor. Ancak kadın cinayetlerinin politikliğinin üstünü kapatmaya çalışan sistem yanlısı AKP hükümeti, kadın cinayetlerinin sebebini sosyolojik ve psikolojik sorunlara ve erkeklerin alkol kullanımına bağlayıp, kadın cinayetlerinin hayatın akışında olağan karşılanabilecek bir olay olduğu izlenimini yaratmaya çalışıyor.

Kadın cinayetlerini önlemek için hiçbir tedbir almayan hükümet, kadın katillerine de çeşitli sebeplerden indirimler veriyor. Kadın cinayetlerinin önlenmesi için iki temel uygulamanın işler halde olması gereklidir. Bu iki temel uygulamalardan biri kadınların etkin olarak korunmasıyken diğeri kadın katillerine caydırıcı olacak ağır cezaların verilmesidir. 6284 sayılı Koruma Kanunu'nun yasadan 10 ay sonra çıkan yönetmeliği, eksiklikleri olsa da kadınların koruması için önemli bir adım oldu. Ancak yasa yönetmeliğini uygulamayan kolluk kuvvetleri, kadınları korumamayı sürdürüyor. Kadınları korumayan kolluk kuvvetlerine de görevlerini yerine getirmediklerinden dolayı hayatları sonlandırılan kadınlar için caydırıcı cezalar verilerek kolluk kuvvetlerinin işlevsizliği ortadan kaldırılabilir. Kadının etkin olarak korunması kadın cinayetlerini önlemenin ilk adımıyken, ikinci adım kadın katillerine caydırıcı cezalar verilmesi oluyor. Anayasada halen nitelikli halden sayılmayan kadın cinayetleri, mahkemelerde süren kadın cinayeti davalarında da sürekli olarak indirim verilmesine yol açıyor. Kadın katillerine en çok "iyi hal, haksız tahrik" gibi sebeplerden indirimler veriliyor. Bir kadının yaşamını sonlandıran katile indirim veren hakimler, savcılar ve indirimleri onayan yargıtay kadın cinayetlerinin artarak devam etmesine sebep oluyor.

Kadınlar, modernleşen ve gelişen toplumda var olma mücadelesi verirken erkeklerin de kadınlar üzerinde sürekli olarak söz sahibi olabiliyor olmaları, çatışan iki durumun bir soruna dönüşmesiyle toplumlarda görülüyor. Kadının toplumsal yaşamda var olma çabasını sürekli olarak baltalayan erkekler, kadınlar modernleşen yaşamda söz hakkını istedikçe baskı, şiddet ve cinayetle karşılaşıyorlar.

Dünyanın dört bir yanındaki kadınlar aynı sistem tarafından sömürülürken ve aynı temelli sebeplerle öldürülürken, kadınların kurtuluş mücadelesi tüm dünyayı saracaktır. Türkiye'de kadınlar kadın cinayetlerinin politikliğini görerek ve özgürlüklerinin bilinciyle örgütlü bir mücadeleyi başlatıyorlar. 

3 yıldır mücadele eden Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu bu eksende mücadele yürüterek kadın cinayetlerini önlemeyi bir hedef olarak önüne koymuş ve hedefe giden yolda kadınların korunması ve kadın katillerine ağır ceza verilmesi konularını çözüme kavuşturmaya çalışıyor.

AKP hükümetinin kadın düşmanı politikalarına karşı yalnız değil örgütlü bir mücadele yürütmesi gereken Türkiye ve dünya kadınları; baskıyı, zulmü, sömürüyü bu yolla yeneceklerdir.