Kızımın boğazına ipi kocası geçirdi
30.09.2013
31 Temmuz 2013'te Gaziosmanpaşa'da yaşadığı evinde şüpheli bir şekilde hayatını kaybeden Vecide Bakırcı'nın ailesiyle bir röportaj gerçekleştirdik. Vecide'nin intihar etmediğini, kocası tarafından öldürüldüğünü söyleyen aile üyelerinden anne Mecbure Erbek ve kardeşi Suzan Erbek bilinen tüm gerçekleri anlattı.

31 Temmuz 2013'te şüpheli bir şekilde hayatını kaybeden Vecide Bakırcı'nın ölümü kayıtlara intihar olarak geçti. Vecide'nin ailesi bu ölümün bir intihar değil cinayet olduğunu düşünüyordu. Vecide'nin ölümünün aydınlatılması için mücadele etmek isteyen aile, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'na başvurdu. Platform, Vecide'nin ailesine "Vecide'nin ölümünü aydınatacağız" diyerek söz verdi. Mücadelesini Platformla birleştiren Vecide Bakırcı'nın ailesi kızlarının ölümünden sorumlu olanlardan hesap soruyor ve hak ettikleri cezaların verilmesini istiyor.


Vecide şiddet görüyor muydu?

Kızım 11 yıldır evliydi. Evliliklerinin 1. haftasında şikayete başladı. Kocasından sürekli şiddet görüyordu. Kapıyı geç açması bile dayak sebebiydi. Bir kaç ay sonra bize geldip ayrılacağını söyledi, . ''Ben çok cektim, rahata kavuştum, şimdi bana kimse karışmıyor, Allah'ın izniyle sen de rahata kavuşursun'' diyerek kızımı evine gönderdim.

Ailede geçim sıkıntısı var mıydı?
Vecide çalışmıyordu. Kocası ise tekstilciydi. Kızımı bakkala bile göndermiyordu, adam kazandığı parayı annesine veriyordu. Vecide ise abiye yapıp satıyor, evin faturalarını ödüyordu. Kocası kızımın kazandığı parayı bile elinden alıyor, kızıma beş kuruş vermiyordu.

Vecide boşanmak istiyor muydu?
Üç kez boşanma davası açtı. Kocası her defasında ''Ben boşanmak istemiyorum, karımı seviyorum'' dediğinde dava düşüyordu. Biz açıyoruz, o kapatıyordu. 

 
En son Vecide çocuklarıyla birlikte bize geldiğinde ''Anne dayanacak gücüm kalmadı artık, beni öldürse de artık o eve gitmem'' diye ağladı. Eşim dayanamadı, Vecide'nin kocasına telefon açıp ''Çocuklarını gel al, kızımı vermiyorum'' dedi. Sabahına da dördüncü boşanma davasını açtı. Zaten boşanmak istediği için öldürüldü.

Vecide kocasına neden dönmek zorunda kaldı?
Salih, ''Ben karımı seviyorum, boşanmam'' diyordu. Bir ay boyunca hemen hemen her gün bize geldiler. Ya kendileri geliyor ya da başkalarını gönderiyorlardı. En son bir yaşlı bir amca gönderdiler. Adam çok yalvarınca onu kıramadık, abimi bile çağırdılar. Herkes araya girdi.  İki çocuk orda kalırsa perişan olur, Vecide  ne söylerse onun dediği olur artık dediler. 
Kızım başka eve çıksın, ben yanına geleceğim şartıyla kabul ettim. Kızım yine gitmiyordu. Eşim ''sen gitmiyorsan, bebeğini onlara ver'' diyince kızım gitmeyi kabul etti.

Sonra ne oldu?
Kızı kendi evlerine götürdüler. Bir gece kızım abdest almaya banyoya girmiş. Bu arada kendileri aralarında Arapça konuşmuşlar. Sonra kocası banyonun kapısında kızımı beklemeye başlamış, kızım banyodan çıkar çıkmaz odaya götürüp dövmeye başlamış. Bize bunları çocuklar anlattı. Çocuklar, ''Annem ağlıyordu, biz de ağlıyorduk. Halam bizi annemizin yanına gitmeyelim diye tutuyordu'' dediler.

Diğer gün kızımı, kaynı ile kocası kendi evlerine götürmüşler. Çocuklar da yanlarındaymış. Zorla vurarak eve atmışlar, cep telefonunu, evin anahtarını elinden alıp kapıyı üstüne kilitlemişler. Odaya ip asıp, ''as kendini'' demişler. Kızım kendisini asmamış, bağırıp ağlamış. Bağrışlarını komşular da duymuş. Olanları çocuklar kapı aralığından izliyormuş, Salih çocuklara gidin yatın diye kızmış.  Salih sabah gelip odaya bakmış, Vecide'nin kendisini asmadığını görünce ''Allah kahretsin, sen kendini asmamışsın'' demiş. Vecide'yi yine kaldırmış, ''Kalk kendini as'' demiş. Annesine telefon açıp ''Vecide kendisini asmamış'' demiş.

Annesiyle telefonda konuştuktan sonra kolonyalı pamuğu Vecide'nin ağzına sıkıştırmış. Vecide uyuyunca ipi arkadan sıkıştırmış,boğazını sıkmış. Vecide öldükten sonra onu yere uzatıp, ipi kesmiş. Öldüğünde kızımın elleri, ipten kendisini kurtarmaya çalışıyor gibiydi. İp, kızımın çenesinde değil boğazındaydı. Bu da ipin arkadan çekildiğini gösteriyor. 

Kızımı saat 10'da öldürmüşler, karakola 16.00'da öldüğünü bildirmişler. Devlet devlet değil. Karakol olayın üstünde durmadı. Bu kızın annesi, babası nerede, neden sahipsiz diye sormadılar. Kızımın adını kimsesiz listeye koymuşlar. Kızımın kimliğini de götürmüşler. 

Çocuklar bunları size nasıl anlattı?
Çocuklar ilk başlarda, sürekli ''Annem kendini astı'' diyorlardı. Biz inanmadık, kızım bu çocukları büyüttü, bu yaşa getirdi bundan sonra kendisini öldüremez diye düşündük, kızımın kendini astığını bir türlü kabullenmedik. Kızımın kırkı çıktığında mevlüt okumak için gelen hocalar ''Çocuklar konuşmadılar'' dedi. Konuşmuyorlar hocam, bir de siz sorun dedim.

Hoca, ortanca çocuk Muhammed'e dönüp ''Annenizi kim öldürdü?'' diye sordu. Muhammed ''Babam öldürdü'' diyince donup kaldık. Sonra arka arkaya olanları anlattı. Halası, çocuklara ''Eğer söylerseniz, sizi de anneniz gibi yaparız'' diye korkutmuş. 

Bu olay çocukların psikolojilerini bozdu. Büyük çocuk kekelemeye başladı. Dışarı çıkmak istemiyorlar, ''babam gelecek, beni de öldürecek'' diyorlar. Ortanca çocuk Muhammed içine kapandı, neredeyse kimseyle konuşmuyor.

Dava açtınız mı?
Dava açıyoruz. Kızım hiç bir gün mutlu olmadı. O evde dayağı, açlığı her türlü kötülüğü gördü. Salih'in ağırlaştırılmış müebbetle yargılanmasını istiyoruz. Salih, kızımı ailesi ile planlayarak öldürdü. Annesi, kız kardeşinin de onun gibi ceza almasını istiyorum.

Peki Platformla tanışmanız nasıl gerçekleşti?
Akrabalar bize söylediler. Onların aracılığıyla haberdar olduk. Daha sonra Platformdan üyeler geldiler. Onlar sağ olsunlar.


 

  • YAZAR
  • Editor