Çelik anayasaya uymalı, ayrımcılık yapmamalı
10.10.2013
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Gülsüm Kav ile Platformun takip ettiği Nurgül Erbaş ve Gönül Dilekçi davalarını değerlendirdik.

 Bu hafta Platformunuzun takip ettiği iki dava sonuçlandı. Mahkemelerden çıkan kararları nesil değerlendiriyorsunuz?

Nurgül Erbaş davasında hem olumlu hem olumsuz sonuçtan söz edebiliriz. Hızlı sonuçlanmış olması olumlu bir durum. Çünkü aynı ilde görülen birçok davamızda adalet çok geç yerini bulmuş durumda. Bu hızlı kararı olumlu bulmakla beraber biz yine de temyize götüreceğiz bu kararı. Çünkü cinsel saldırı konusunun cezasız kaldığını düşünüyoruz.  Gönül Dilekçi davası ağırlaştırılmış müebbetle sonuçlandı bu çok olumludur.  Ancak böyle olduğunda dahi bizim nihai hedefimiz Türk Ceza Kanunu’nda kadın cinayeti kavramının yer alması, nitelikli halden sayılmasıdır. Yani hiçbir cezai indirim almamasını istiyoruz, onun için gayret ediyoruz ve fiilen bu davalarda bu sonuçları da alıyoruz. Ancak bu bizim için yeterli değil.  En azından hukukta resmen bunun yerini bulmasını,  kadın cinayetinin nitelikli halden sayılmasını ve hiçbir aftan yararlanamaması, cezaların kesin ve garantili bir biçimde işlemesini istiyoruz. Bu nedenle şimdi iki davada da aslında olumlu sonuçlar,  takip ettiğimiz,  mücadelemiz sonucunda elde ettiğimiz sonuçlar var. Fakat bu en ağır ceza olan ağırlaştırılmış müebbet verildiğinde dahi bizim için yeterli değil. Çünkü aslolan yazılı hukukta yerini almasıdır kadın cinayetlerinin. 

Hükümetin bu konudaki tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Görüldüğü gibi Demokrasi paketinde de kadın cinayetleri ile ilgili herhangi bir şey yer almıyor. Hükümetin söyleminde kadınlara yönelik devlet ayrımı çok net devam ediyor.  Çelik’in katıldığı programda konuşmaları çok korkunçtur. Hükümet sözcüsü konumundayken böyle konuşmaya hiç hakkı yok. Benzer şekilde devletin kanalı TRT’den yine kadına yönelik ayrımcı söylemlerin olması mümkün değil.  Bu düşünce özgürlüğüyle açıklanamaz. Böyle düşünüyor olabilirler ama bunları kanallarda nesnel anayasaya uygun bir şekilde konuşmak zorundalar.  Hükümeti temsil eden ve Türkiye toplumunun bütün insanlarını, kadınları da temsil eden organ olan hükümet temsilcisinin, düşünce özgürlüğü hakkı yoktur. Buradaki anayasa neyse ona bağlı kalmak zorundadır. Benim düşünce özgürlüğüm yok mu diye soruyor ya tabi ki de yok. Hükümetin sözcüsünün yok, TRT kanalıysa devletin kanalıysa yok. Orada yasa ne diyorsa öyle konuşmak zorundalar ve kadınlara ayrımcılık yapmamakla yükümlüler. Düşünce özgürlüğüne şöyle bir şey demek istiyorum. Birincisi bütün toplumu temsil etme konumunda olanların böyle bir konumda olan kanalların böyle yayın yapmaya hakları yoktur. Böyle bir düşünce özgürlüğü yok. İkincisi de cezaevleri birçok düşünce suçundan yatanlarla dolu bir memlekette bunu konuşuyorlar. Hiçbir inandırıcılıkları da yok. Zaten hakları yok, bir de üzerine inandırıcılıkları da yok.

Çelik’in açıklamalarının ardından gelen tepkileri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu konuda Çelik’in açıklamalarına kadınlar çok güzel cevap verecekler. Yarın İstanbul’da ATV’ye forumlar kadınlar yürüyüşü örgütlüyorlar. Yarın saat 19.30’da Abbasağa’da buluşup saat 20.00’da ATV’ye yürüyeceğiz.  Hem AKP’nin kadın düşmanı söylemini, hem de bunu kabul edip uygulayan, sahtekâr açıklamalar yapan ATV’yi,  bir kadın sunucuyu işinden ekmeğinden eden bakanı ve AKP Hükümetini,  AKP yönetimini kınamak üzere büyük bir kitle olarak cevap vermek üzere, kadınlar yürüyecekler. Her seferinde bu kadın düşmanlığı politikaya gerekli cevabı vermek için sokağa çıkan, mücadele eden kadınlar var. Ve bu politikaya gerekli yanıtları veriyor ve böylece mücadeleyle sonuçlar da alıyoruz. Yarın ki görüşmemizden sonra da olumlu sonuçlar alacağımızı düşünüyorum ben. 
 

  • YAZAR
  • Editor