Kadınlar 25 Kasım'da Taksim'deydi
7.2.2013
"25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Ve Dayanışma Günü"nde kadınlar, cinayetleri ve kadına yönelik şiddeti protesto etti.

Dominik Cumhuriyeti'nin Rafael Leonidas Trujillo rejimine karşı mücadele veren Mirabel kardeşler, cezaevindeki eşlerini ziyarete gittikleri sırada arabalarından indirildi ve tecavüz edilerek öldürülen bedenleri, bir uçurumun dibinde bulundu. Hayatlarını, özgürlük mücadelesine adamış bu üç kardeş bunun bedelini hapishaneler, işkencelerle ödedi. Adları Maria Teresa, Minerva Argentina, Patria Mercedes Mirabel. Tarih 25 Kasım 1960'dı. O yıl "25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Dayanışma Günü" ilan edildi ve her yıl 25 Kasım'da kadınlar şiddeti ve tecavüzü protesto etmek için sokaklara döküldü. Fakat O günden bu yana ne kadınların devlet ve toplum kaynaklı şiddet ve tecavüz görmeleri engellenebildi ne de kadın cinayetleri durdurulabildi.

 

Bugün 25 Kasım'dı. Kadınlar, "Kadın Cinayetlerini Durduracağız" diyerek son 7 yılda %1400 artan kadın cinayetlerini ve kadına yönelik şiddeti protesto etmek için yine sokaklara döküldüler.

 

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu 24 Temmuz 2011'de gerçekleştirdikleri Büyük Kadın Yürüyüşlerinin ardından 25 Kasım için 2 hafta önceden duyurdukları eylemlerini bugün Tünel'den başlayıp Taksim Meydanı'na kadar yürüyerek gerçekleştirdiler.

 

Devlet koruma vermiyor, kadınlar öldürülüyor

Yürüyüş sırasında, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın kurulması'ndan sonra, Ceylan Soysal'ın aile meclisi kararı ile öldürüldüğünü, Kadın'ın isminin Bakanlıktan silinip kaldırıldıktan sonra aile meclisi kararıyla öldürülen kadınların sayısının %50 arttığını söylediler. Kadınların eşlerinden boşanmak isteyip kocaları tarafından tehdit edildikleri için defalarca korunma talep ettiğini, fakat devletin korunma talep eden kadınların %70'ine koruma vermediği için öldürüldüğünü belirttiler.

 

Elektronik kelepçe ve panik butonu gibi önerilen çözümleri değil gerçek koruma istediklerini belirten kadınlar, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin'in çözüm için katillere psikolojik destek sağlayacağını söylediğini fakat katillerin testere alarak cinayeti planlayacak kadar psikolojilerinin bozuk olmadığını belirttiler.

 

Kadın cinayetlerinin artışında krizin de etkisinin olduğunu, verilere göre 2008 yılından 2010 yılına kadınların kriz ve işsizlik sebebiyle öldürülme oranın da %175 olduğunu dile getirdiler.

 

"İndirim değil ağır ceza istiyoruz"

Daha sonra "Kadın katillerine indirim değil ağır ceza", "Kadın Cinayetlerini Durduracağız", "Yaşasın Kadın Dayanışması", "Kadın Katillerinden Hesap Soracağız" sloganlarıyla Mis Sokağın önüne kadar yürüyen kadınlar burada oturma eylemi yaparak Güldünya Tören, Ayşe Paşalı, Münevver Karabulut ve Gamze Gürgen davalarını en başından beri takip ederek kazandıklarını belirttiler. Kadın katillerine gelecek indirimi, haksız tahrik indirimi ve iyi hal indirimi gibi cezai indirimlerin kalkmasını isteyen kadınlar, verdikleri yasa tasarısının bir an önce işleme konulup uygulanmasını ve Kadın için çalışacak bir bakanlık istediklerini belirttiler.

 

Halkın da alkışlarıyla büyük destek verdiği eyleme dışarıdan kadınların da yoğun katılımları olduğu görüldü ve oturma eyleminin ardından yürüyüşlerine devam eden kadınlar Taksim Meydanı'na gelerek basın açıklaması yaptılar. Saat 19:00'da başlayan eyleme öldürülen kadınların aileleri ile Beren Saat, Ayten Uncuoğlu, Nur Sürer, Esra Dermancıoğlu ve Neslihan Acar gibi oyuncular da katıldılar. Basın açıklaması sonrası 8 Aralık'ta Gülay Yaşar'ın mahkemesinin olduğunu ve Gülay'ın katillerinden baba Duran Yaşar ile birlikte hesap soracaklarını belirten kadınlar, tüm kadınları da bu duruşmaya davet ederek eylemlerini sonlandırdılar.