2025 YILI KADIN CİNAYETLERİ VE ŞÜPHELİ KADIN ÖLÜMLERİ VERİ RAPORU
9.1.2026
2025 Yılında Erkekler Tarafından en az 294 Kadın Öldürüldü, 297 Kadın Şüpheli Şekilde Ölü Bulundu.

2025 Yıllık Veri Raporu*

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu olarak 2010 yılından itibaren kadın cinayeti verisini kayıt altına alıyoruz. 


Aile Yılı mı, Kadınların ve Çocukların Görmezden Gelindiği Yıl mı?

2025 yılı “Aile Yılı” ilan edildi. Yıl boyunca siyasi iktidarın aile odaklı politikaları gündemin merkezine yerleşti. “Aile” söylemi, toplumu güçlendiren bir değer gibi sunuldu ancak; pratikte kadınların ve çocukların yaşamlarını daraltan bir çerçeveye dönüştü.


Bu politikanın temel hattı netti: Kadınlar kamusal alandan çekilsin, özel alana yerleştirilsin; kadınlık, annelik rolüne indirgensin istendi. Kadınların çalışma yaşamı bir hak olarak değil, “uygun görülen” biçimlerde yeniden tarif edildi. Yarım zamanlı çalışma gibi uygulamalarla kadınların hayatı eve sıkıştırılmaya çalışıldı; ekonomik bağımsızlık zayıflatılmak istendi. Kadınların kamusal alandan uzaklaştırılması bir “lütuf” gibi pazarlanırken eşitsizlik derinleşti. Üstelik 2025’te kadınlar en çok evlerinde öldürüldü: Kadınların %61’i evinde öldürüldü. Kadınlara “yuva” diye tarif edilen yer, kadınların öldürüldüğü yer olmaya devam etti. Kadınları özel alana hapseden politikalar, ev içindeki şiddeti ya yok saydı ya da “mahrem” diyerek siyasetin dışına itmeye çalıştı.


“Aile Yılı”nda kadınlar öldürülmeye devam etti. 2025’te en az 203 kadın, aile üyeleri tarafından öldürüldü. Aileyi kutsallaştıranlar, kadınların aile içinde maruz kaldığı şiddeti görünmezleştirdi. “Aile” adına kurulan dil, çoğu zaman kadınların yaşadıklarını konuşulamaz hâle getirdi; failin sorumluluğu geri plana itildi.


Çocukların yaşamı da aynı söylemin gölgesinde değersizleştirildi. 2025’te en az 25 kız çocuğu öldürüldü. Aileyi önceleyenler, çocukların ölümünü görmezden gelmeyi sürdürdü; asıl mesele “aile” imajını korumak olunca çocukların yaşam hakkı arka plana itildi.


Bunlar yetmedi; siyasi iktidar heteronormatif baskıyı artırdı. “Toplumsal cinsiyet”, “cinsel yönelim” gibi kavramlar hedefe kondu; kurumlara, bu alanları dışlayan yazılar gönderildi. Eşitlik dili bastırılmak istendi; ayrımcılık normalleştirildi; kadınların ve LGBTİQ+’ların hayatı daha fazla kuşatıldı.

Kadınların bedenleri üzerindeki denetim de bu çizginin parçası hâline geldi. Kadınların nasıl doğum yapacağına bile karışıldı. Futbolculara “normal doğum” propagandası yaptırıldı; kadınların en kişisel kararları politik bir gösteriye çevrildi. Kadının bedeni üzerinde söz kurma ısrarı, eşitliğin değil tahakkümün siyasetine işaret etti.

2025 “Aile Yılı” ilan edildi; ama kadınlar ve çocuklar için bu yıl, öldürmenin sürdüğü ve görmezden gelmenin kurumsallaştığı bir yıl olarak kayda geçti. Aileyi kutsallaştıranlar, kadınların aile içinde öldürülmesine göz yumdu; çocukların ölümünü görmezden geldi. Biz bunu kabul etmedik.

Kadınların yaşamı, çocukların yaşamı propaganda cümlelerine, vitrin politikalarına, “aile” başlığına sığmadı. Kadınları özel alana hapseden bu düzeni reddettik; eşitlikten, özgürlükten ve yaşamdan yana olmaya devam ettik.


Cezasızlık Politikaları, İhmaller Zinciri: Şüpheli Ölümler İktidarın Eseri

Şüpheli kadın ölümleri 2025’te arttı; hatta kadın cinayetlerini geçti. Bu ölümlerin önemli bir bölümünde etkin ve bağımsız soruşturmalar yürütülmedi. Kadınların ölümleri “intihar” ya da “kaza” denilerek hızla kapatılmaya çalışıldı; delillerin toplanması, çelişkilerin giderilmesi ve sorumluların tespiti yönündeki yükümlülükler çoğu dosyada gereği gibi yerine getirilmedi.

Siyasi iktidar, “Dönemimizde faili meçhul ölümler olmadı” dedi. Oysa bu yıl 297 şüpheli kadın ölümü gerçekleşti. Son beş yılda ise en az 1267 şüpheli kadın ölümü kayda geçti ve bunların çoğu hâlâ aydınlatılmadı. Verilerimizde, yıllarca “şüpheli” kalıp sonradan kadın cinayeti olduğu ortaya çıkan dosyalar gördükçe, her şüpheli ölümün etkin biçimde araştırılmasının hayati önemini bir kez daha gördük. Bu sene, geçmiş yıllarda gerçekleşen sadece 12 şüpheli ölüm aydınlatıldı. Şüpheli ölümleri araştırmakla yükümlü olanlar ise bu ölümleri soruşturmak yerine başka gündemlere enerji harcadı; Saraçhane’de gençleri tutuklamakla meşgul oldu, demokrasi ve laiklik için ses çıkaranların peşine düştü. Oysa aynı kamusal güç, şüpheli ölümlerin üstünü örtmek yerine gerçeği açığa çıkarmak için kullanılabilirdi; koruma kararları kâğıt üzerinde bırakılmak yerine uygulanabilirdi.

2025’te en az 23 kadın, koruma kararına rağmen öldürüldü. Koruma kararını uygulamakla yükümlü olanlar hakkında ise etkili bir sorumluluk işletilmedi. Dahası, bu yıl 17 kadın kolluk görevlileri tarafından öldürüldü; kadınların yaşam hakkını koruması gerekenlerin bir kısmı bizzat cinayetin faili hâline geldi.

Yeni infaz düzenlemesiyle cezaevlerinden çok sayıda hükümlü salındı. Salınanlardan biri, tahliye olduktan kısa süre sonra Rojda Yakışıklı’yı öldürdü. Bu tablo, cezasızlığı ve kuralsızlığı besleyen bir anlayışın sonucu olarak ortaya çıktı. Verilerimize göre bu yıl 39 failin daha önce adli sicil kaydı vardı; buna rağmen failler salınmaya devam etti ve şiddet yeniden üretildi.

Öte yandan Anayasa Mahkemesi, 11 yaşındaki Rabia Naz Vatan’ın ölümüne ilişkin soruşturmanın “özensiz yürütüldüğü” sonucuna vardı. Rabia Naz’ın ölümü hâlâ şüpheli kaldı; tıpkı Rabia Naz gibi, birçok kadının ve çocuğun ölümü de özensiz soruşturmalar nedeniyle şüpheli bırakıldı. Etkin soruşturma yürütülmediğinde gerçek ortaya çıkmadı; adalet yerini bulmadı.

Biz, her şüpheli ölümün etkin biçimde soruşturulmasını; koruma kararlarının eksiksiz uygulanmasını; görev ve yetki sahibi tüm kamu görevlileri için gerçek bir sorumluluk mekanizmasının işletilmesini talep ettik. Şüpheli kadın ölümlerinin “kaza” ya da “intihar” denilerek kapatılmasına, faillerin adli boşluklarla ve infaz düzenlemeleriyle yeniden şiddete alan açmasına karşı itirazımızı sürdürdük.

Bu yıl iktidar, halkın seçilmişlerine yönelik saldırıların ve siyasal baskının arttığı bir tabloyu büyüttü. Demokrasi alanını daralttı, özgürlükleri baskıladı; hakkını arayanları ise tutukladı. Saraçhane’de olduğu gibi, hakları ve özgürlükleri için ses çıkaran birçok genç gözaltına alındı ve tutuklandı. Bir yandan gençleri tutuklayan iktidar, öte yandan infaz düzenlemesiyle çok sayıda faili serbest bıraktı. Toplumsal muhalefete karşı sertleşen bu yaklaşım, şiddet faillerine açılan kapılarla birlikte cezasızlığı daha da derinleştirdi.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu olarak bu tabloya rağmen mücadelemizi hiç bırakmadık. Meydanlarda, adliye koridorlarında, duruşma salonlarında; kampüslerde, sokaklarda ve hayatın tam ortasında yan yana durmaya devam ettik. Kapatılmak istenen dosyaların peşini bırakmadık, şüpheli ölümlerin üstünün örtülmesine izin vermedik, kadınların yaşam hakkını pazarlık konusu yaptırmadık. Dayanışmayı büyüttük; her yeni saldırıya karşı daha yüksek sesle “buradayız” dedik. Çünkü biliyorduk: Bu düzen değişir; kadınlar yaşar.

2025 YILINDA ÖNE ÇIKAN VERİLER


2025 yılında 69 kadın hayatına dair karar aldığı bahanesiyle öldürüldü.

2025 yılında 294 kadın cinayeti işlendi, 297 kadın ise şüpheli bir şekilde ölü bulundu. Öldürülen 294 kadından 69’u; boşanmak istemek, barışmayı reddetmek, evlenmeyi reddetmek, ilişkiyi reddetmek gibi kendi hayatına dair kararlar almak istemesi bahanesiyle, 29’u ekonomik bahanelerle, 1’i nefret bahanesiyle, 16’sı diğer bahanelerle öldürüldü. 179 kadının ise hangi bahaneyle öldürüldüğü tespit edilemedi.



Kadınlar en çok aile içindeki erkekler tarafından öldürüldü.

2025 yılında öldürülen 294 kadının 104’ü evli olduğu erkek, 32’si eskiden evli olduğu erkek, 28’i akrabası, 28’i birlikte olduğu erkek, 25’i tanıdığı biri, 24’ü eskiden birlikte olduğu erkek, 18’i oğlu, 14’ü babası, 7’si kardeşi, 1’i işvereni, 3’ü tanımadığı biri tarafından; 2’si ise bu kategorilerin dışında yakınlığı olan kişiler tarafından öldürülmüştür. 8 kadının öldürüldüğü kişiyle yakınlığı tespit edilememiştir.. Bu yıl 203 kadın aile içindeki erkek tarafından öldürüldü.


Kadınlar en çok evlerinde öldürüldü.





Kadınların 180’i evinde, 50’si sokakta, 15’i işyerinde, 11’i kamusal alanda, 7’si arabada, 5’i ıssız bir yerde, 3’ü su ve kenarında, 2’si arazide, 1’i otelde, 3’ü bunlar dışında bir yerde öldürülmüştür. 17 kadının öldürüldüğü yer tespit edilememiştir. Bu yıl öldürülen kadınların %61’i evlerinde öldürüldü. 


Kadınlar en çok ateşli silahla öldürüldü.



Bu yıl öldürülen kadınların 222’si ateşli silahlarla, 113’ü kesici aletlerle, 33’ü boğularak, 14’ü darp edilerek, 3’ü yakılarak, 1’i yüksekten atılarak, 1’i bunlar dışında bir silahla öldürüldü. 7 kadının nasıl öldürüldüğü tespit edilemedi. Bu yıl öldürülen kadınların %57’si ateşli silah ile öldürüldü.


Ateşli silahlarla işlenen kadın cinayetlerinin oranı son beş yılda istikrarlı ve kesintisiz bir artış gösteriyor: 2021’de kadın cinayetlerinin %48’i ateşli silahlarla işlenirken, bu oran 2022’de %54’e, 2023’te %55’e, 2024’te %56’ya ve 2025’te %58’e yükselmiş durumda. Yani bugün neredeyse her iki kadın cinayetinden biri değil, çoğunluğu ateşli silahlarla işleniyor.

Bu artış, bireysel silahlanmanın kontrol altına alınmadığını ve şiddetin önünü açtığını somut biçimde kanıtlıyor. İktidar “bireysel silahlanma yok” dese de, kadın katillerinin internet üzerinden kolaylıkla silah temin edebildiği bir ülkede yaşıyoruz. Veriler bize şunu söylüyor: Silaha erişim kolaylaştıkça, kadınlar için ölüm daha “erişilebilir” hale geliyor. Bugün 20 yaşındaki bir gencin dahi eline silah alıp öldürmeye gidebilmesi, bunun bireysel istisnalar değil, yapısal bir sorun olduğunu gösteriyor.




Embriyodan cenine, bebekten çocuğa, erişkinden yaşlıya kadar tüm kadın cinsiyetteki bireylerin sadece cinsiyetlerinden dolayı ya da toplumsal cinsiyet kimliği algısına aykırı eylemleri bahane edilerek, bir erkek tarafından öldürülmesi ya da intihara zorlanmasını kadın cinayeti olarak değerlendiriyoruz. Bu yıl öldürülen kadınların 79’u 25-35 yaş arası genç kadınlardı. 





2025 yılında toplam 23 kadının öldürüldüğü anda koruma kararı vardı. Devlet tarafından verilen ve uygulanması gereken bu tedbir kararları kadınlar için can simitidir. Ancak 23 kadın koruma kararları uygulanmadığı için öldürüldü. 

Öldürülen 258 kadının tedbir kararı durumu tespit edilemiyor. Bu kadınların tedbir kararı alabilecekleri kurumlara erişebilirliklerinde bir aksaklık olduğunu gösteriyor.










Kadınların çalışma durumlarına dair bilgiye ulaşılamıyor. Önemli olan bu verinin de basın mensupları tarafından dikkate alınması gerektiğini düşünüyoruz. 



Bu yıl ulaşılabilen veriye göre öldürülen kadınların 43’ünün bir işyerinde çalıştığı bilinmektedir; 13’ünün ise bir işyerinde çalışmadığı biliniyor.








Ulaşabildiğimiz verilere göre bu yıl öldürülen 294 kadının 143’ünün çocuğu vardı, 5’i hamileydi. 121 kadının ise çocuk sahibi olup olmadığı tespit edilemedi. 





Ulaşabildiğimiz verilere göre bu yıl öldürülen kadınların 130’u evli, 64’ü bekardı. 100 kadının ise medeni haline dair bilgi tespit edilemedi. 

 

Meydanlarda, Adliyelerde ve Her Yerde Mücadelemiz  Devam Etti

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu olarak Feminizm, Yaratıcı Yazarlık ve Film gibi farklı alanlarda atölyeler gerçekleştirdik. Dayanışma konserleri ve gösterileriyle de bir araya gelmeye devam ettik.


Platformumuzun kadın mücadelesine ve birlikte yürüdüğümüz öldürülen kadınların ailelerine yer verilen “Gönüllü” belgeseli, İstanbul Film Festivali’nde seyircilerle buluştu. 


2025 yılında da 8 Mart’ta, 1 Mayıs’ta, 25 Kasım’da ve örgütlü mücadelemize ihtiyaç duyan her kadın için yıl boyunca eylemlerimize devam ettik.


2025 yılında öne çıkan dava kararları:


Neredeyse 6 yıldır kayıp olan Gülistan Doku hakkında görülmüş olan dosya, Tunceli’ye atanan başsavcı Ebru Cansu tarafından tekrar açıldı. Gülistan’ın kaybolmadan önceki ve kaybolduğu güne dair KGYS kayıtları incelenecek.


2 yıl önce şüpheli bir şekilde başından vurulmuş olarak ölü bulunan Yeşim Akbaş hakkında görülen davada yargılanan Doğan Can Y. için beraat kararı verilmişti. Başsavcılık bu kararı Yargıtay’a taşıyarak beraat kararının bozulmasını talep etti. Aynı zamanda yeni ortaya çıkan görüntülerde iki polis memurunun silahın yerini değiştirdiği ve sanığa kolonya vererek önemli delilleri yok ettiği tespit edildi.


Anayasa Mahkemesi, 2018 yılında şüpheli bir şekilde ölmüş olan Rabia Naz Vatan hakkında yürütülmüş soruşturmanın “özensiz yürütüldüğü” gerekçesiyle yaşam hakkının ihlal edildiğine karar verdi.


Muğla’da 15 yıl önce öldürülen Aslı Baş hakkında görülen davada Ahmet Derya Bayer ve oğulları Hakan Sadi ve Volkan Bayer hakkında verilmiş olan mahkeme kararı Yargıtay tarafından bozuldu. Sanıklar Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden yargılanacak.



İstanbul’da eskiden evli olduğu Rüstem Elibol tarafından sokak ortasında başından vurularak öldürülen Bahar Aksu hakkında görülen davada sanık ve arkadaşları Semih Y., Samet S. ve Aziz B. ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.


2024 yılında Diyarbakır’da A.A. ve İ.U. tarafından öldürülen trans kadın Sudenaz U. hakkında görülen davada sanıklar “kadına karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.


Aralık ayında 28 kadın cinayeti, 28 şüpheli kadın ölümü gerçekleşti.

Her biri birer yaşam olan Aralık ayında öldürülen kadınların isimlerini sizinle paylaşmak isteriz: 


KADIN CİNAYETLERİ

Hacer Enginay

Şerife Gelmeli

Remziye Kaya

Nilgün Geçer

Meliha Sarıkaya

Merve Şen

F. Y. G.

Melek Gül

Ayşe Kaplan

Gülhan Taş

Hilal Aktepe

Eser Ereli

Sultan Değirmenci

Kübra Aybey

Sevgi Özdemir

Gülhan Börülce

Emine Aluç

Nazen Gümüş

Tülay Ündeş

Zaide Alkaç

Derin Kiracı

Sümeyye Durgun

İmhan Sağır

Fatma Çetinkaya

Rojda Yakışıklı

Kadriye Köken

Rukiye Yanar

Zahra Jahani

   
         

ŞÜPHELİ KADIN ÖLÜMLERİ

Z. U.

İrem Caba

Suzan Demir

Halime D.

Z. Y.

Maria Bruyaba Mafuta

Selda Özkan İlte

Türkan Türkoğlu

Özge Salman

C. C.

Hatice Doğan

Fehime Fırat

H. D.

Elif Naz D.

Tuğba Şencan

Semra Şen

Şerife C.

Sevim Kılıç

Ü. K.