KADIN CİNAYETLERİNİ DURDURACAĞIZ PLATFORMU 2025 YILI BAŞVURU KARŞILAMA HATTI DEĞERLENDİRME RAPORU
12.2.2026
***


Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’na ait 02129124243 no’lu telefona 2025 yılında gelen başvurucularla yaptığımız görüşmelerin verilerini ve değerlendirmelerimizi içeren raporumuzdur. Raporumuzda yer alan veriler, telefon hattımızı kullanarak bize birebir ulaşan ve görüşmeyi tamamladığımız kişiler temel alınarak hazırlanmıştır. 


2025 yılında 36000 dakikadan fazla danışmanlık verdik. Danışmanlık verdiğimiz kişilerin çoğu ile yıl içerisinde birden fazla kez görüştük. Yıl içerisinde aynı kişiler ile birden fazla kez yapılan görüşmeler bize gösterdi ki; Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu olarak verdiğimiz hukuki, kamuoyu yaratmak için dijital görünürlük, dava takip gibi yönlendirme ihtiyaçları doğrultusunda şekillenen destekleri zaman içinde devam ettirerek, başvuruculara güven sağlayabildik ve sürecin her anında yanlarında olabildik.  


Başvuru Aldığımız İller

Türkiye’nin en doğusundan en batısına toplamda 55 farklı şehirden ve 5 farklı ülkeden başvurucuya danışmanlık verdik. %42 oranı ile İstanbul en yüksek başvuru oranına sahipti. 


Başvuru Nedenleri


2025 yılı boyunca hattımıza ulaşan başvurucuların en yüksek başvuru nedeni %33 ile fiziksel şiddet oldu. Bunu %17 oranı ile psikolojik şiddet, %14 oranı ile de cinsel şiddet takip etti.Bu durum bize gösteriyor ki şiddetin farklı biçimleri birbirinden bağımsız değil, birbirini besleyen yapılardır. Devletin şiddeti önlemeye yönelik etkili politikalar üretememesi, "Aile Yılı" söylemiyle şiddeti pekiştirmesi ve hatta tüm şiddet türlerini "aile içi" bir meseleye indirgeyerek ailenin korunmasını önceleyen politikalar üretmesi kadına karşı iç içe geçmiş şiddeti görünmez kılmaya çalışmaktadır. 


Örneğin; 

  • Konya’dan platformumuza ulaşan başvurucumuz, aynı evde yaşadığı erkek kardeşi tarafından sistematik olarak fiziksel şiddete maruz bırakıldığını ve şikayetçi olması durumunda babasının da kendisine şiddet uygulamasından endişelendiği için şikayetçi olamadığını belirtti. 


  • İzmir’den bize ulaşan başvurucumuz, evli olduğu erkek tarafından fiziksel şiddet gördüğünü ve şikayetçi olarak uzaklaştırma kararı aldığını, evli olduğu erkeğe elektronik kelepçe takıldığını söyledi. Elektronik kelepçeden sinyal alınamaması üzerine ölüm tehditleri almaya ve korku içinde yaşamaya devam ediyor. 


Bu durum gösteriyor ki bize ulaşan kadınlar ‘Aile Yılı”nda, hapsedilmeye çalışıldıkları evlerde, aile bireyi olan erkekler tarafından şiddet görüyor ve şikayetçi olamıyor. Şikayetçi oldukları durumlarda 6284 sayılı kanun kapsamında tedbirler alamıyor, tedbir alabilse dahi devlet tarafından takibi yapılmadığından verilen tedbirin de bir koruyuculuğu kalmıyor. Devletin söylemleri ve cezasızlık politikaları faillere güç verirken şiddet mağdurlarının adalete erişimi bilinçli olarak zorlaştırılıyor. 


  • Platformumuza ulaşan İ., evli olduğu erkek vefat ettikten sonra amcasının oğlu tarafından cinsel saldırıya uğradığını ve şikayetçi olduktan sonra dahi fail erkeğin hakaret ve tehditlerine devam etmesi ve evine gelmesi üzerine polis tarafından tutuklandığını belirtti. 


  • Tokat’tan tarafımıza ulaşan genç bir kadın, eskiden birlikte olduğu erkek tarafından özel içerikli fotoğraflarını izni olmaksızın sosyal medya platformlarında paylaşıldığını ve şikayetçi olmasına rağmen mahkeme tarafından paylaşım yapan hesaplara erişim engeli getirilmediğini belirtti.

Erkekler, kadınların özel içerikli görüntülerini rızaları dışında paylaşarak ve utandırmayı hedefleyerek dijital şiddet uygulamakta; devletin ahlakçı ve kadın bedeni üzerinde denetleyici politikaları bu davranışları meşrulaştırarak failleri cesaretlendirmektedir. Bu durum, dijital platformların kadınlar için bir tehdit ve korku alanına dönüşmesine neden olurken, şikâyet süreçlerinde söz konusu içerikleri paylaşan hesaplara derhal erişim engeli getirilmemesi ve yargı ile idari süreçlerin uzaması kadınların mağduriyetini derinleştirmektedir. Dijital şiddet karşısında etkin koruma ve caydırıcı ceza mekanizmalarının işletilmemesi, devletin kadınları koruma yükümlülüğünü yerine getirmekte yetersiz kaldığını; tıpkı diğer şiddet türlerinde olduğu gibi dijital şiddet bağlamında da hukuki süreçler boyunca kadınlar için sürekli bir risk ve baskı hâlinin yaratıldığını göstermektedir.

 

 

Şiddet Uygulayan Fail Kim?


Kadınlara yönelik şiddetin münferit ya da istisnai değil, çoğu zaman kadınların en yakın ilişki kurdukları erkekler tarafından ve süreklilik arz eden bir biçimde üretildiği, ortaya çıkan şiddet biçimlerinin de bu iç içe geçmiş şiddetten bağımsız olmadığını gösteriyor. 


Bize ulaşan kadınlara şiddet uygulayan failler, %19 ile en yüksek oranda tanıdığı erkekler ve %18 oranında evli olduğu erkeklerdi. Bu durum bize göstermektedir ki, kadınlar en çok en yakınlarındaki erkekler tarafından şiddete maruz bırakılıyor. 


Şiddete Uğrayan Kadınlar Kamu Kurumlarına Başvurduğunda Neler Yaşıyor?


Kadınların maruz kaldığı adaletsizlik çoğu zaman şikayet süreçlerine başladıklarında sona ermiyor. Kadınlar, korunmak için başvurdukları devlet kurumlarında yeni hak ihlalleriyle karşılaşarak şiddetin devlet eliyle yeniden üretildiği bir süreçle karşılaşıyor.

Hattımıza başvuran kadınların %22’si, kamu kurumlarında kurum çalışanları tarafından hak kaybına uğradığını belirtmiş; bu hak kayıplarının %46’sının polis kaynaklı olduğu görülmüştür.  Bu veriler ışığında kadınların güvenliğini sağlamakla yükümlü devlet aygıtının ilk temas anından itibaren kadınları korumak yerine susturan, caydıran ve şiddeti yeniden üreten bir rol üstlendiğini açıkça görülmektedir.

Başvuru hattımıza ulaşan kadınların, kamu kurumlarında yaşadıkları hak ihlallerinden bazı örnekler şu şekildedir:


  • Ankara’da aylar boyunca eskiden birlikte olduğu erkeğin ısrarlı takibi ve tehditlerine maruz kalan başvurucumuz, aynı kişi tarafından cinsel saldırıya uğradıktan sonra 6284 kapsamında korunma kararı almak için gittiği karakolda polislerin kendisini ciddiye almadığını ve “delillerin yetersiz olduğu” gerekçesiyle koruma kararı verilmeden karakoldan gönderildiğini aktardı.

  • İstanbul’da 22 yaşındaki başvurucumuz, birlikte olduğu erkek tarafından cinsel saldırıya uğradıktan sonra korunma kararı çıkarmak için başvurduğu karakolda polislerin “delillerin yeterli olmadığı” ve kendilerinin “yetkili karakol olmadığı” yönündeki söylemleri nedeniyle 6284’ten yararlanma hakkının engellendiğini paylaştı.

  • Birlikte olduğu erkek tarafından sokak ortasında darp edildikten sonra polisi arayarak şikâyetçi olan başvurucu bir kadın arkadaşımız.,olay yerine gelen polis ekiplerinin kendisini fail ile aynı araca binmeye zorladığını ve karakolda korunma kararı konusunda olumsuz telkinlerde bulunmaları nedeniyle şikâyetçi olamadığını, bu yüzden savcılığa gitmek zorunda bırakıldığını aktardı.


Başvuran Kadınların Koruma Kararı Var mıydı?

Platformumuza ulaşan kadınların %25’i koruma kararı olduğunu belirtmiştir. Kadınlar koruma kararı alabildiklerinde dahi, bu kararların uygulanmasının izlenmemesi, failin uzaklaştırılmasına ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmemesi ve gerekli inisiyatifin alınmaması; koruma kararlarının uygulamada karşılık bulmamasına neden olmakta ve kadınların 6284 sayılı Kanun’a ve adli süreçlere duyduğu güveni zedelemektedir.

Tarafımıza ulaşan başvurularda, şiddete uğrayan kadınların %57’sinin koruma kararı olmadığı tespit edilmiştir. Bu durum, 6284 Sayılı Kanun’un etkin biçimde uygulanmadığını; şiddete maruz bırakılan kadınların haklarıyla ilgili  bilgilendirilmediğini, başvurularının görmezden gelindiğini ve devletin kadınlara koruma mekanizması sunmaktan imtina ettiğini açıkça ortaya koymaktadır. 


  • İstanbul’dan tarafımıza ulaşan başvurucumuz., eskiden birlikte olduğu erkeğin uyguladığı şiddet dolayısıyla koruma kararı almasına rağmen koruma kararı süresinde eskiden birlikte olduğu erkek işyerine gelerek koruma kararını ihlal ettiğini ve şikayetçi olmasına rağmen elektronik kelepçe ve zorlama hapsi talebinin reddedildiğini beyan etti.

  • İstanbul’dan tarafımıza ulaşan bir başvurucumuz, kendisini sürekli takip eden, tehdit eden eskiden birlikte olduğu erkeğe karşı uzaklaştırma kararı aldığını ve koruma kararı süresinde yine de kendisi ile iletişime geçen erkek için polise şikayette bulunmasına rağmen polisler tarafından yolda karşılaşmanın “normal olduğunu” beyan ettiğini ve herhangi bir işlem yapılmadığını iletti.

  • Tarafımıza ulaşan F., boşanma aşamasında olduğu erkek tarafından ölümle tehdit edilmesi ve şiddet görmesi üzerine uzaklaştırma kararı aldığını, uzaklaştırma kararına rağmen bıçaklı saldırıya uğradığını ve failin adli kontrol şartı ile serbest bırakıldığını beyan etti. 



Başvuru Karşılama Komitesi olarak biz neler yapıyoruz?


Hattımıza yapılan başvurular doğrultusunda gerçekleştirilen yönlendirmelerde başvuruculara en çok %71 oranıyla hukuki destek vererek yönlendirmede bulunduk. Bu yönlendirmelerde en çok 6284 sayılı Kanun kapsamında kadınların sahip oldukları haklara ilişkin bilgilendirme yaptık; haklarını kullanma süreçlerine dair destek sunduk.


Kadınlar şiddete maruz kaldıklarında devletin sağlamakla yükümlü olduğu hukuki bilgilendirme, koruma ve yönlendirme mekanizmalarına erişemiyorlar ve devlet tarafından korunmamış, bilgilendirilmemiş olarak hattımıza ulaşıyorlar.

Kadınlar, hukuki destek talebinin yanı sıra %17 oranında, maruz kaldıkları şiddetin görünür kılınması ve kamuoyu oluşturulması talebiyle bize başvurdu. Bu başvurular, dijital platformlarda toplumsal baskı oluşmadıkça adalet mekanizmalarının işletilmediğine dair yaygın bir deneyime işaret etmektedir.

Ortaya çıkan tablo, adalet sistemindeki cinsiyetçi işleyişi, cezasızlık politikasını ve devletin kadınları şiddetten koruma sorumluluğunu yerine getirmekteki yapısal başarısızlığını gözler önüne sermektedir.


 2025 Yılında Gelen Başvurularla İlgili Öne Çıkan Veriler ve Değerlendirmelerimiz

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Başvuru Karşılama Hattı’nın 2025 yılı verileri; kadınlara yönelik şiddetin arttığını, faillerin çoğunlukla kadınların en yakınındaki ve aile içindeki erkekler olduğunu; devletin ise koruma yükümlülüklerini sistematik biçimde yerine getirmemekle kalmayıp, ürettiği ayrımcı politikalarla kadınları şiddetin yaşandığı evlere hapsetmeye çalışarak bu adaletsizliği daha da derinleştirdiğini açıkça ortaya koymaktadır.

2025 yılı boyunca hattımıza yansıyan başvurular ve örnek olaylar, kadınların yalnızca şiddete değil; şikâyet süreçlerinde de hak ihlallerine maruz bırakıldığını ve hukuksuzluğun istisnai değil yapısal bir sorun haline geldiğini göstermektedir.

Hattımıza, 16 şüpheli ölüm ve 41 kadın cinayetine ilişkin başvuruda bulunuldu ve mağdur ailelere başta hukuki destek ve kamuoyu oluşturma konusunda destekte bulunarak yanlarında olduk. Kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümlerinin ardından ailelerin doğrudan hattımıza başvurması, devletin adalet ve koruma sorumluluğunu yerine getirmediğinin somut göstergesidir. Faillerin haksız tahrik ve iyi hâl indirimleriyle korunması, tutuksuz yargılamanın yaygınlığı ve caydırıcı cezaların istisna haline gelmesi, mağdur ailelerinin adalet sistemine olan güvenini zedelemektedir. Aileler, sürecin en başından itibaren devlet kurumları tarafından yalnız bırakıldıklarını ve etkin hukuki destekten yoksun bırakıldıklarını ifade etmektedir. Kamuoyu baskısı oluşmadığı takdirde cezasızlığın kaçınılmaz olduğu yönündeki yaygın kanaat, aileleri adalet mücadelesini bizim desteğimizle sürdürmek istemelerine neden olmaktadır. 

Bu yapısal cezasızlık ortamı, şiddet faili erkekleri doğrudan güçlendirmektedir. Başvurular sırasında aktarılan beyanlar, faillerin kadınlara yönelik tehditlerinde cezasızlığa açık biçimde referans verdiklerini göstermektedir. “Sen de öldürülen kadınlar gibi olacaksın”, “kafanı kesip atarım”, “3–5 yıl yatar çıkarım” gibi ifadeler, erkek şiddetinin bireysel bir sapma değil; devletin koruma ve cezalandırma yükümlülüklerini yerine getirmemesiyle beslenen, süreklilik arz eden bir sistemin parçası olduğunu göstermektedir.

Ailelerin kendilerini yalnız ve korunmasız hissetmesi, devletin kadınların yaşam hakkını güvence altına almayan, faili koruyan politik uygulamalarının bir sonucudur. İstanbul Sözleşmesi’nden imza çekilmesi, 6284 sayılı Kanun’un etkin uygulanmaması ve cezasızlığı besleyen yargı pratikleri, kadınların yaşam hakkını fiilen zayıflatmaktadır. 

2025 yılının “Aile Yılı” ilan edilmesi ise kadınlara yönelik şiddeti önleyici bütüncül politikalar üretmek yerine, kadının bedenine ve aile içindeki rolü üzerinde denetimi meşrulaştıran bir çerçeveye dönüşmüş; bu süreçte kadın cinayetleri artmaya devam etmiştir.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Başvuru Karşılama Hattı’nın 2025 yılı verileri; kadınlara yönelik şiddetin arttığını, bu şiddetin büyük ölçüde kadınların en yakınındaki ve aile içindeki erkekler tarafından uygulandığını ortaya koymaktadır. Hattımıza yapılan başvuruların artışı, kadınların devletin koruma, adalet ve başvuru mekanizmalarına duyduğu güvenin ciddi biçimde zedelendiğini ve hak arama süreçlerinde çözümü giderek daha fazla dayanışma ağlarında aradıklarını göstermektedir.

Hattımıza yansıyan başvurular ve örnek olaylar, kadınların yalnızca şiddete maruz kalmakla kalmadığını; şikâyet ve korunma süreçlerinde de sistematik hak ihlalleriyle karşı karşıya bırakıldığını göstermektedir. Devletin, kadınları şiddetten koruma yükümlülüklerini yerine getirmemesi; aksine “Aile Yılı” gibi söylemlerle kadını şiddetin yaşandığı aile bağını sürdürmekle yükümlü kılması, failleri güçlendiren ve hukuksuzluğu derinleştiren bir yapı inşaa etmeye çalıştığını göstermektedir.

Bu tablo, kadınlara yönelik şiddetin ve cezasızlığın istisnai değil, bilinçli tercihlerle sürdürülen bir düzenin sonucu olduğunu açıkça göstermektedir.

Faillerin korunmasına, delillerin görmezden gelinmesine, cezai süreçlerin işletilmemesine karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Kadınları eve, aileye hapseden bu düzeni reddeceğiz. Eşitlikten, özgürlükten ve yaşamdan yana olmaya devam edeceğiz. Kadın cinayetlerini durduracağız!