Hattımıza yapılan başvurular doğrultusunda gerçekleştirilen yönlendirmelerde başvuruculara en çok %71 oranıyla hukuki destek vererek yönlendirmede bulunduk. Bu yönlendirmelerde en çok 6284 sayılı Kanun kapsamında kadınların sahip oldukları haklara ilişkin bilgilendirme yaptık; haklarını kullanma süreçlerine dair destek sunduk.
Kadınlar şiddete maruz kaldıklarında devletin sağlamakla yükümlü olduğu hukuki bilgilendirme, koruma ve yönlendirme mekanizmalarına erişemiyorlar ve devlet tarafından korunmamış, bilgilendirilmemiş olarak hattımıza ulaşıyorlar.
Kadınlar, hukuki destek talebinin yanı sıra %17 oranında, maruz kaldıkları şiddetin görünür kılınması ve kamuoyu oluşturulması talebiyle bize başvurdu. Bu başvurular, dijital platformlarda toplumsal baskı oluşmadıkça adalet mekanizmalarının işletilmediğine dair yaygın bir deneyime işaret etmektedir.
Ortaya çıkan tablo, adalet sistemindeki cinsiyetçi işleyişi, cezasızlık politikasını ve devletin kadınları şiddetten koruma sorumluluğunu yerine getirmekteki yapısal başarısızlığını gözler önüne sermektedir.
2025 Yılında Gelen Başvurularla İlgili Öne Çıkan Veriler ve Değerlendirmelerimiz
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Başvuru Karşılama Hattı’nın 2025 yılı verileri; kadınlara yönelik şiddetin arttığını, faillerin çoğunlukla kadınların en yakınındaki ve aile içindeki erkekler olduğunu; devletin ise koruma yükümlülüklerini sistematik biçimde yerine getirmemekle kalmayıp, ürettiği ayrımcı politikalarla kadınları şiddetin yaşandığı evlere hapsetmeye çalışarak bu adaletsizliği daha da derinleştirdiğini açıkça ortaya koymaktadır.
2025 yılı boyunca hattımıza yansıyan başvurular ve örnek olaylar, kadınların yalnızca şiddete değil; şikâyet süreçlerinde de hak ihlallerine maruz bırakıldığını ve hukuksuzluğun istisnai değil yapısal bir sorun haline geldiğini göstermektedir.
Hattımıza, 16 şüpheli ölüm ve 41 kadın cinayetine ilişkin başvuruda bulunuldu ve mağdur ailelere başta hukuki destek ve kamuoyu oluşturma konusunda destekte bulunarak yanlarında olduk. Kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümlerinin ardından ailelerin doğrudan hattımıza başvurması, devletin adalet ve koruma sorumluluğunu yerine getirmediğinin somut göstergesidir. Faillerin haksız tahrik ve iyi hâl indirimleriyle korunması, tutuksuz yargılamanın yaygınlığı ve caydırıcı cezaların istisna haline gelmesi, mağdur ailelerinin adalet sistemine olan güvenini zedelemektedir. Aileler, sürecin en başından itibaren devlet kurumları tarafından yalnız bırakıldıklarını ve etkin hukuki destekten yoksun bırakıldıklarını ifade etmektedir. Kamuoyu baskısı oluşmadığı takdirde cezasızlığın kaçınılmaz olduğu yönündeki yaygın kanaat, aileleri adalet mücadelesini bizim desteğimizle sürdürmek istemelerine neden olmaktadır.
Bu yapısal cezasızlık ortamı, şiddet faili erkekleri doğrudan güçlendirmektedir. Başvurular sırasında aktarılan beyanlar, faillerin kadınlara yönelik tehditlerinde cezasızlığa açık biçimde referans verdiklerini göstermektedir. “Sen de öldürülen kadınlar gibi olacaksın”, “kafanı kesip atarım”, “3–5 yıl yatar çıkarım” gibi ifadeler, erkek şiddetinin bireysel bir sapma değil; devletin koruma ve cezalandırma yükümlülüklerini yerine getirmemesiyle beslenen, süreklilik arz eden bir sistemin parçası olduğunu göstermektedir.
Ailelerin kendilerini yalnız ve korunmasız hissetmesi, devletin kadınların yaşam hakkını güvence altına almayan, faili koruyan politik uygulamalarının bir sonucudur. İstanbul Sözleşmesi’nden imza çekilmesi, 6284 sayılı Kanun’un etkin uygulanmaması ve cezasızlığı besleyen yargı pratikleri, kadınların yaşam hakkını fiilen zayıflatmaktadır.
2025 yılının “Aile Yılı” ilan edilmesi ise kadınlara yönelik şiddeti önleyici bütüncül politikalar üretmek yerine, kadının bedenine ve aile içindeki rolü üzerinde denetimi meşrulaştıran bir çerçeveye dönüşmüş; bu süreçte kadın cinayetleri artmaya devam etmiştir.
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Başvuru Karşılama Hattı’nın 2025 yılı verileri; kadınlara yönelik şiddetin arttığını, bu şiddetin büyük ölçüde kadınların en yakınındaki ve aile içindeki erkekler tarafından uygulandığını ortaya koymaktadır. Hattımıza yapılan başvuruların artışı, kadınların devletin koruma, adalet ve başvuru mekanizmalarına duyduğu güvenin ciddi biçimde zedelendiğini ve hak arama süreçlerinde çözümü giderek daha fazla dayanışma ağlarında aradıklarını göstermektedir.
Hattımıza yansıyan başvurular ve örnek olaylar, kadınların yalnızca şiddete maruz kalmakla kalmadığını; şikâyet ve korunma süreçlerinde de sistematik hak ihlalleriyle karşı karşıya bırakıldığını göstermektedir. Devletin, kadınları şiddetten koruma yükümlülüklerini yerine getirmemesi; aksine “Aile Yılı” gibi söylemlerle kadını şiddetin yaşandığı aile bağını sürdürmekle yükümlü kılması, failleri güçlendiren ve hukuksuzluğu derinleştiren bir yapı inşaa etmeye çalıştığını göstermektedir.
Bu tablo, kadınlara yönelik şiddetin ve cezasızlığın istisnai değil, bilinçli tercihlerle sürdürülen bir düzenin sonucu olduğunu açıkça göstermektedir.
Faillerin korunmasına, delillerin görmezden gelinmesine, cezai süreçlerin işletilmemesine karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Kadınları eve, aileye hapseden bu düzeni reddeceğiz. Eşitlikten, özgürlükten ve yaşamdan yana olmaya devam edeceğiz. Kadın cinayetlerini durduracağız!