Devrimci mücadele hattında Türkiyeli kadınlar
6.5.2015
Sanayileşmeye yenik düşen Osmanlı kapitalizme yenik düşen Türkiye'ye denktir. Toplumlar çağ atlarken biz AKP'nin her hamlesiyle bir adım geriye düşüyoruz. Yüzyıllar önce Osmanlı kadınının verdiği mücadeleyi milenyum çağında sürdürüyoruz.

Türkiye’de son dönemde yoğunlaşan kadın alanındaki mücadeleyi meydanlarda, sokaklarda, evlerinde ve işyerlerinde destekleyen kadınlar bu 1 Mayısta da mücadelenin sadece kadın alanında olmadığını gösterdi. Alanlarda genciyle yaşlısıyla ön saflarda yer tutarak “Kadın kısmı evde oturur.” diyenlere en güzel cevabı verdiler. 1 Mayıs alanında bulunarak bizi öldüren, eve tıkmaya çalışan, hangi kıyafeti giyip nasıl güleceğimize kadar karar vermeye çalışanları ve onların baskılarını tanımıyoruz dediler.


Kadın mücadelesine ket vurmaya çalışanlar ise aradan yüzyıllar geçmesine rağmen aynı yöntem ve söylemle kadınları ataerkil sistemde bir obje olarak görmekten öteye gidemediler. Nasıl ki 21. yy Türkiyesinde kadının kıyafetine, oturuşuna-kalkışına, gülüşüne, sokakta olması gereken saate kadar her hareketine erkek egemen toplum ve onun iktidarı karışıyorsa 17. ve 18. yy Osmanlısında da aynı sistem vardı. 17. ve 18. yy’da kadınların kıyafetlerini düzenleyen onların sokakta, çarşıda, pazarda nasıl hareket edeceklerini; hangi mevkilere gelebileceklerini, hangi renk ve hangi boy ferace giyeceklerine kadar uzun uzadıya fermanlarla beyan etmişlerdir. Kişiler ve tarihler değişse de kadına bakış değişmemiştir. Osmanlı kadınının mücadele hattına girişi yine baskı ve kısıtlamalara tepki olarak doğmuştur. 19. yy’a gelirken kadın mücadelesinin sesini duyurmasıyla kadın hareketinin 2. evresi şekillenmiştir. Osmanlıda yükselmekte olan modern ve sosyal hayatta kadınların da emeğine ihtiyaç hissedildiği için 1842’den itibaren kadınlar kamusal alanda devlet eliyle eğitim görmeye başlamıştır. Günümüz Türkiyesiyle kıyaslayacak olursak hem kapitalist hem de muhafazakar bir tavır takınmaya çalışan, kadını esnek çalışma paketleriyle hem evinin kadını hem de iş gücü olarak kullanmayı amaçlayan AKP hükümetinin 19. yy Osmanlısından pek bir farkı yoktur. Sanayileşmeye yenik düşen Osmanlı kapitalizme yenik düşen Türkiye’ye denktir. Toplumlar çağ atlarken biz AKP’nin her hamlesiyle bir adım geriye düşüyoruz. Yüzyıllar önce Osmanlı kadınının verdiği mücadeleyi milenyum çağında sürdürüyoruz. Meydanlarda gerici AKP diye bağırmamızın bir nedeni var. Türkiyeli kadının söyleyecek sözü var. AKP’nin ampülü kadınları da ülkeyi de karanlıkta bırakıyor. AKP karanlığına yükselttiğimiz her seste ahlaksız oluyoruz. Kendi ülkemizin cumhurbaşkanı tarafından “Kız mıdır kadın mıdır belli değil” ithamları altında var olmaya çalışıyoruz.


AKP ahlakını da alıp gitmediği sürece kadınlara durup dinlenmek yok. Kadınlar AKP’yi kendi karanlığında boğacak. Dillerde obje değil, meydanlarda özne olan; güzel zamanlarda yaşayan değil, yaşadığı zamanı güzelleştiren mücadele kadınlarına selam olsun.