Kadına şiddet mi?
12.11.2015
Hep "Türk toplumunda kadının önemi çok büyük!" deriz. Kadın ailenin hamurudur... ‘Anadır’ deriz, candır. Anadolu’da kadın topraktır, evin direğidir. Süt kokar o analar, ruhunu adar ailelerine... Hatta bir hadis der ki; ‘Cennet annelerin ayakları altındadır." O kutsal varlık; kadın, anne, kız kardeş, hamur, her şey.

Ya bugün, kadını bir meta gibi harcama çabası içerisindeyiz. Her şey gibi onu da yok ediyoruz, özgürlüğünü kısıtlamayı bıraktık canını alıyoruz.

Kadın, erkek. Fark etmeksizin. Şiddet her geçen gün daha da büyüyor.

Korku ve güvensizlik burada da mevcut.

Korunamama hissi var. Çaresizlik hakim.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk; “Daha esenlikle, daha dürüst olarak yürüteceğimiz yol vardır. Bu yol, Türk kadınını çalışmamıza ortak yapmak, hayatımızı onunla birlikte yürütmek ve Türk kadınını bilimsel, ahlaki, sosyal, ekonomik hayatta erkeğin ortağı, arkadaşı, yardımcısı ve destekleyicisi yapmak yoludur.” demiştir.

İleriyi görebilen bu büyük Türk de kadınların her alanda el üstünde tutulmasını ön görmüş.

Ülkemizde Medeni Kanun ile kadınımız birçok hak kazanmıştır. Türk kadınına yönetimde yer alabilmesini sağlayan siyasi haklar 1930 yılında, daha Avrupa’da mevcut dahi değilken kazandırılmış. Bugün, seçme ve seçilme hakkına sahip olan ve idari yönetimlerde çalışabilen kadınımız, Türk Medeni Kanunu’nun da resmi olarak kabul edilmesiyle, toplumsal ve sosyo-ekonomik hayatta erkek ile eşit haklara sahip olmuştur.

Ne kadar %100 tanınmasa

Bugün ise; kadına yönelik şiddet ve cinsiyet ayrımcılığından konuşuyoruz. Başarılarını ve daha fazla ses ve güç sahibi olmalarını konuşmamız gerekirken, kadın hak ve özgürlüklerine yapılan aleni tecavüzlerden bahsediyoruz. Özellikle kadını savunmasız gören karşı cins, onun yaşam hakkını, sahip olduğu hak ve özgürlüğünü, çalışma ve üretme gücünü, güvenlik ve var oluş umudunu sırf kadın olması nedeniyle yok edebileceğini düşünmekte.

Düşündüğünü de uygulamakta. Çünkü ‘DUR!’ diyen bir güç

Bugün Türk toplumuna bakıldığında, kadınların durumunun hiç de iç açıcı bir durumda olmadığını görüyoruz. 2015 yılı ilk 6 ayı öldürülen kadın sayısı 112.

112 katledilen savunmasız kadın…

Belki de şansları olsaydı, Türkiye’de ses getirebilecek ruhlardı onlar.

Haklı ya da haksız, kimse kimseyi şiddet uygulama yetkisine sahip değil, asla da olamaz! Bunun adı caniliktir, insan tanımının dışına çıkar.

Ve en acısı da fiziki ya da cinsel şiddete maruz kalan, katledilen kadınlara ait rakamlar her sene artmakta.

Yapılan açıklamalarda ise; kadına şiddetin toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle hiçbir şekilde ilişkilendirilmemesi dikkat çekiyor ki resmi kaynakların söylediği Türkiye’de kadın cinayetlerinin sebeplerine ilişkin doğrudan yapılmış resmi bir araştırma da mevcut değil.

Varsayımlar üzerine ses çıkarmaya çalışıyoruz.

Acı ve cehalet büyük.

Eşitsizliğin sonuçları daha da büyük.

Kadını hor görmek!

Nedir kadını erkekten zayıf kılan?!

Kas gücü mü?

Bugün tüm dünya kadını cinsel bir objeden öte hissedemiyor maalesef…

Kadının başarıları ile adı çok sık anılamıyor.

Televizyonlarda, gazetelerde ve medyada kadın hep seksapelliği ile ön planda.

Buna dur diyen de yok. Çünkü herkes kazancı ya da aldığı “tık” peşinde.

Çocukluğunda ya da hayatının bir döneminde şiddete maruz kalmış ya da tanıklık etmiş erkeklerin yetişkinlik dönemlerinde en yakınlarındaki kadınlara şiddet uygulaması doğal karşılanmamalı. Bu şiddete maruz kalanlar arasında anneleri, ablaları, kız kardeşleri de mevcut ki; hayatlarına aldıkları yol arkadaşları, biricik eşleri bu şiddete seslerini çıkarmadıkları sürece ki bu çoğunlukla sonları ölümle sonuçlanmakta, en büyük hedeflerinden biri.

Türkiye’de kadınlarımızın %38’nin yaşamlarının herhangi bir evresinde fiziksel ya da cinsel şiddete maruz kaldığını kaçımız biliyor? Ya da her 4 saatte 1 kadının tecavüze uğradığını?

Bilemiyoruz çünkü; bu kadınların %89’u yaşadığı şiddet sonrası herhangi bir kuruma başvurmuyor ve artan bu ölümler karşısında hala resmi araştırmaların yapılmaması da yıldırıcı bir etken olamıyor.

Çoğumuz korkuyoruz.

Ya itiraf etmekten ya da aile ve mahalle baskısından korkuyoruz. Siniyoruz.

Kadınlar toprağa, bizler de sessizliğe gömülüyoruz.

Erkek şiddeti nedeniyle her yıl çok daha fazla kadın yaşamını yitiriyor.

Ölüm ise hep en yakından geliyor, belki de zamanında en çok sevdiğinden.

Bazen ise tamamen yabancı 2 el. Hiç beklenmedik bir anda, yarının hayalini kurarken…

O güzel canları bir yaprağı dalından koparırcasına katlediyorlar.

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de “ölüm sayacı” durmaksızın işliyor.

Kanun teklifleri geri çevriliyor, insanın en temel hakkı olan yaşama hakkı ellerinden alınmakla kalmıyor “tahrik ve iyi hal” unsurları indirimden sayılarak cezai yaptırımlar azaltılıyor ve bu kadın katillerini her geçen gün daha da cesaretlendiriyor.

Hep hukuk devleti diyoruz.

Kendimizi güven içinde hissetmek istiyoruz. Lakin o güveni hissedemiyoruz.

Nerede bu hukuk?

Kötülerin tekelinde mi?

Bu konunun gündemde olması ise en büyük mücadelemiz olmalı.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ise şuan bu konuda büyük savaş veren oluşumlardan biri.

Lütfen desteğinizi esirgemeyin

Hesabı sorulmayan kadınımız kalmasın.

Katilin ve tecavüzcünün saygın tutumu olamaz.

Dur demek için ise hala geç değil!

Lütfen sen de ses ver.

Geleceğin, geleceğimiz için.

Kızlarımız için.




12.11.2015

13 yaşındaki çocuğun tecavüze uğradığı hamile kalınca anlaşıldı