Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Nisan 2020 Raporu
2.5.2020
2020 Nisan Ayında Erkekler Tarafından 20 Kadın Öldürüldü, 20 Kadın Şüpheli Şekilde Ölü Bulundu. Cinsel Şiddet ve Çocuk İstismarı devam ediyor

2020 Nisan Raporu*

Nisan Ayında 20 Kadın Cinayeti, 20 Şüpheli Kadın Ölümü

 

Tüm dünyada ve Türkiye’de koronavirüs ile birlikte olağanüstü dönemden geçmeye devam ediyoruz. Dünyanın pek çok yerinde olağanüstü koşullara, olağanüstü önlemler de alınmaya devam ediyor. Ancak herkesin bir önlem olarak evde kalması gereken bu süreçte, bu koşullar kadınlar için hala ayrı zorluklar ortaya çıkarıyor. Kadınlar en çok şiddet gördükleri evlerde kalmak zorunda. O nedenle günümüz koşullarında, kadınlar için ayrı önlemlerin alınması hayati önem taşıyor.

 

20 kadın şüpheli olarak ölü bulundu

 

Bu ay 20 kadın cinayeti işlenmiş, 20 kadın şüpheli bir şekilde ölü bulunmuştur. 14 kadının neden öldürüldüğü tespit edilemedi, 2’si ekonomik bahaneyle, 4’ü barışma isteğini reddetmek ve boşanmayı istemek gibi kendi hayatına dair karar almak isterken öldürüldü. 14 kadının hangi bahaneyle  öldürüldüğünün tespit edilememesi, koronavirüs günlerinde kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin görünmez kılınmasının bir sonucudur. Kadınların kim tarafından, neden öldürüldüğü tespit edilmedikçe; adil yargılama yapılmayıp şüpheli, sanık ve katiller caydırıcı cezalar almadıkça, önleyici tedbirler uygulanmadıkça şiddet boyut değiştirerek sürmeye devam ediyor.

 

İllere göre Nisan ayının kadın cinayetleri verileri ise şöyle:

 
 
Her biri birer yaşam olan kadın kardeşlerimizin isimlerini sizinle paylaşmak isteriz:
 
 

Kadınlar kimler tarafından öldürüldü?


Nisan ayında öldürülen 20 kadının 4’ünün kim tarafından öldürüldüğü tespit edilememiştir. 2’si evli oldukları erkek, 3’ü birlikte olduğu erkek, 7’si tanıdık biri, 2’si oğlu, 1’i babası ve 1’i de tanımadığı biri tarafından öldürülmüştür.


Kadınlar çoğunlukla evlerinde öldürüldü


Kadınların 16’sı evinde, 3’ü sokak ortasında, 1’i de bir arazide öldürülmüştür.


Kadınlar en çok ateşli silahlarla öldürüldü


10’u ateşli silahlarla, 5’i kesici aletle, 3’ü boğularak, 2’si darp edilerek öldürüldü. 


Kadınların çalışma durumu hala tespit edilemiyor


Kadınların çalışma durumlarını tespit etmek ise çok zor. Önemli olan bu verinin de basın mensupları tarafından dikkate alınması gerektiğini düşünüyoruz. Bu ay TÜİK’in açıkladığı verilere göre, ‘ev işleriyle meşgul’ kadınların sayısı bir önceki yıla göre 126 bin daha arttı. Böylece TÜİK’e göre işgücü dahi sayılmayan kadınların sayısı Ocak 2020'de 11 milyon 438 bine yükseldi. TÜİK’in verileri bu şekilde açıklaması, kadın işsizliğinin gerçek boyutunun üzerini örtmeye çalışmaktır. Biz biliyoruz ki, çalışma hayatına alınmayan ya da istihdamdan uzaklaştırılan kadınlar toplumda oluşan toplumsal cinsiyet temelli ayrımcılık, şiddet ve kadın cinayetleri tehlikelerine karşı daha korunmasız hale gelmektedir. Ulaşılabilen veriye göre kadınların 2’si bir işyerinde çalışıyor ve 16 kadının çalışma durumu bilinememektedir.


Birbirinden farklı bölgelerde ve illerde kadınlar öldürülüyor ve kadınlar öldürülmediği şehirler istiyor.


Kadınlar evlerinde öldürülüyor


Kadın cinayetlerinin artmasına neden olan kadın düşmanı söylem ve uygulamalar da dahil olmak üzere birçok etken bulunmaktadır. Karantina ve sokağa çıkma yasakları boyunca evlerde kalınması nedeniyle, kadınların evde öldürülme oranları ciddi bir şekilde artmış, ev dışı yerlerde işlenen cinayetlerde aşağıdaki grafiklerde de görüleceği üzere bir azalma olmuştur. Kadınlar en çok güvende olmaları gereken yerde evlerinde öldürülmektedir. Nisan ayında öldürülen 20 kadının 16’si evinde, 3’ü sokakta, 1’i arazide öldürülmüştür. Bu ay öldürülen kadınların yüzde 80’i evlerinde öldürülmüştür. Karantina sürecinin kadın cinayetlerine ne şekilde etki ettiği verilerle görülmektedir. 


Şu zamana dek kadın cinayetleri verilerinde, kadınların öldürülme bahanesi olarak karşımıza en çok kendi hayatlarına dair karar alma çıkmaktaydı. Kadınlar en çok boşanmak, ayrılmak, çalışmak gibi kendi hayatlarına dair karar alırken öldürülüyordu. Ancak korona günlerinde kadınların haklarını; boşanmayı, ayrılmayı, şikayeti ertelemeleri  ile karşı karşıyayız. Şiddete uğrayan ya da tanık olanlar, saldırganın korona günlerinde sağlıksız koşullarda kalacağından kaygılanıp şikayetçi olmaktan vazgeçiyor. Kadınlar bu süreçte, boşanma, ayrılma kararlarını erteleyebiliyor. Koronavirüs günlerinde şiddet failleri ile ilgili tedbirlerde aksaklıkla karşılaşma endişesi, kadınları haklarını kullanmaktan geri düşürüyor. Kadınların yaşadıkları bu zorluklar devleti daha çok tedbir almaya itmeli, kadınlar çaresiz bırakılmamalıdır.

 

Şüpheli kadın ölümleri artıyor


Yalnız altını çizmek istediğimiz önemli bir detay, artan şüpheli kadın ölümleridir. Bu ay basın tarafından intihar veya doğal ölüm gibi sunulan şüpheli kadın ölümleri ve şüpheli bir şekilde ölü bulunan kadın sayısında çok ciddi bir artış yaşanmıştır. Şüpheli kadın ölümleri, maalesef kadın cinayetlerinden daha da zorlu olabilmektedir. Kadınların öldürülüp öldürülmediği, gerçekten kaza ile mi öldükleri, intihar edip etmedikleri veya intihara sürüklenip sürüklenmediklerinin açığa çıkarılması gerekmektedir. Yıllar sonra öldürüldüğünü açığa çıkardığımız Esin Güneş örneğimiz var. Daha geçtiğimiz günlerde Hatice Bertan’ın öldürüldüğü 8 yıl sonra açığa çıkarılması örneği var. 


Nisan ayında öğrendiğimiz 20 kadının şüpheli ölümleri bir an önce aydınlatılmalıdır. Yapılacak şey bellidir; 6284 sayılı koruma kanunu ve İstanbul Sözleşmesi tüm kurum ve kuruluşlarla beraber etkin ve bütünlüklü uygulanmalıdır. Şüpheli kadın ölümlerinin soruşturmaları dikkatli bir şekilde incelenmeli ve hızlıca sonuçlandırılmalıdır. 

Elbette mücadelemizle Şule Çet, Aysun Yıldırım’da kadın cinayeti gerçeğini açığa çıkardık. Ancak toplum, öldürülen kadınların aileleri cinayetin açığa çıkarılması için yıllar süren mücadeleler vermek zorunda bırakılmamalıdır.


Bizler dışarıda koronavirüsü içeride şiddet tehdidi altındayken İçişleri Bakanı Süleyman Soylu kadın cinayetlerinin azaldığına yönelik açıklama yaptı. Bu açıklamalar, 6284 sayılı koruma kanunu ve İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanması için kadınların verdiği mücadelenin görünmez kılınmaya çalışılmasıdır. 

 

İnfaz yasası kadınlara ve çocuklara yönelik şiddeti arttıracak


Vahşice öldürülen Emine Bulut, 23 kez şikayet ettiği erkek tarafından öldürülen Ayşe Tuba Arslan unutulmamalıdır. 23 Nisan’dan 2 gün önce öldürülen Ceylan Aslan unutulmamamlıdır. Eşini bıçakladığı için cezaevinde olan erkek tahliyesinin ardından 9 yaşındaki Ceylan Aslan’ı eziyet ederek öldürdü.  Ceylan’ın faili infaz yasası ile cezaevinden çıkmamış. Ancak bu durum, yetkililerin sorumluluğunu bir anda ortadan kaldırmamıştır. Var olan infaz düzenlemesinin sorgulanmasını, kadınları ve çocukları korumak için acil adımlar atılması gerekliliğini bir kez daha ortaya çıkarmıştır. 


Geçen aydan beri süregelen tartışmalı infaz yasa tasarısı kamuoyundan gelen büyük tepkiye rağmen bu ay mecliste yapılan oylama ile kabul edilerek onaylandı. Öncelikli olarak şunu belirtmek isteriz. “Cinsel suçlarda indirime izin vermeyeceğiz”, “kadına ve çocuğa yönelik suçlar” yer almayacak denilmesine rağmen ceza kanunumuzda  “kadına yönelik suç” şeklinde bir tanımlama bulunmamaktadır. Bu nedenle de kadına ve çocuğa yönelik suç faillerine, yönelik ceza infazı indirimine gidilebilmektedir. Açık cezaevine geçen faillerin izinli sayılabileceği durumlar söz konusudur. Çoğunluğu kadınlara karşı işlenmiş olan tehdit, hakaret, yaralama, şantaj gibi suçlar da ceza infaz indirimi ile serbest bırakılmaktadır. Ancak her dava ve her suç ile ilgili ayrı bir düzenleme söz konusudur. O nedenle de takip ettiğimiz tüm kadın cinayeti, kadına yönelik şiddet, çocuk istismarı davalarının hepsi ayrı olarak değerlendirilmektedir. 


Korona günlerinde özellikle hane içinde şiddetin artacağına dair tüm dünya önlem anlamaya çalışırken, Türkiye’de onaylanan bu yasa ile yine kadınların ve çocukların yararına değil onlara yönelik şiddeti arttıracak bir adım atıldı. 


Bu infaz yasasının can yakıcı sonuçlarını görmeye hemen başladık. Nesibe arkadaşımız boşandığı erkek tarafından cezaevinden çıkar çıkmaz tehdit edildi.  Ankara'da cezaevinden çıkan Fatih S., şiddet uyguladığı evli olduğu Alev S. evi terk edince 4 yaşındaki kızı ve 7 yaşındaki oğlunu silahla rehin aldı. Polis ve eve getirilen Alev S. tarafından çocuklar kurtarıldıktan sonra, Fatih S. gözaltına alındı ve hakkında soruşturma başlatıldı. Bu olaylarda failler infaz yasası sebebiyle çıkmasa da faillerin tahliye edilmesi ve önlem alınmaması erkekleri cesaretlendirmiştir.


Kadınlar bu tahliyelere ilişkin acilen haberdar edilmelidir. İstanbul Sözleşmesi’nin 56. maddesi ve İçişleri Bakanlığı’nın 1 Ocak 2020 tarihli Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele genelgesinde kadınlara ve çocukların ailelerine acil olarak bu infaz düzenlemesiyle serbest bırakılacaklar hakkında bilgi verilmesi ve şiddet mağdurlarını korumaya yönelik koruyucu/önleyici tedbirlerin ivedilikle alınmasının sağlanması gerektiği belirtilmektedir. Tüm bu bilgilendirmelerin ve tedbirlerin acilen alınması gerekmektedir. 


Çocuk istismarının “affı” olmaz


İnfaz düzenlemesiyle aynı zamanda hükümetin bir de çocukların kendilerini istismar eden kişilerle evlendiği durumda cezasızlığı öngören tasarı hazırlama gündemi olduğu ortaya çıktı. Henüz böyle bir gündemin resmi olarak meclise gelmemiş olması bir yana, böyle bir konunun gündeme gelme ihtimalini dahi kabul etmiyoruz. Özellikle korona günlerinde evde kalan çocukların istismar tehlikesine karşı daha savunmasız kalacağı öngörülüyorken, çocuk istismarlarının önlenmesine yönelik politikalar geliştirilmesi gerekirken böyle bir düzenleme gündeme dahi getirilmemelidir.


İstanbul Sözleşmesi etkin uygulanmalıdır


Avrupa Konseyi Taraflar Komitesi Covid-19 Süresince İstanbul Sözleşmesi'nin Uygulanmasına Yönelik Bildiri yayınladı. Belirttikleri önerilerin hepsi bu olağanüstü dönem için oldukça önemli özellikler taşımasına rağmen Türkiye’de henüz bir önlem paketi kurum ve kuruluşlar tarafından açıklanmadı. Olağan günlerde dahi uygulanmasında birçok problemle karşılaştığımız İstanbul Sözleşmesi, bütün kadınlar için hayati önem taşıyor. imzacısı olduğumuz İstanbul Sözleşmesi’nin her maddesini harfi harfine uygulanmak zorundadır. Dünya Sağlık Örgütü Corona Virüsünü önlemek için nasıl ki “test, test, test” dediyse biz de bu günlerde kadına karşı şiddetin önlenmesi için “İstanbul Sözleşmesi, İstanbul Sözleşmesi, İstanbul Sözleşmesi” diyoruz. 


Korona günlerinde kadınlar için acil önlemler şart 


Korona günlerinde sığınma evinde kalan kadın ve çocuklar için alınan önlemler, uygulamalar hakkında 40 ilde bir araştırma yaptık. Araştırmamıza göre maske ve eldiven gibi ekipmanların temini sağlanıyor, periyodik ateş ölçümlerinin yapılıyor, yeni başvurulara test yapılıyor ve 14 gün karantina uygulaması yapılıyor. Ancak hala kapasite sorunları nedeniyle başvuru kabullerinin alınamadığı ve kadınlar için başka yerlerin ayarlanmasına yönelik çalışmaların devam ettiğine dair bilgiler edindik. Ayrıca yardım hatlarımıza ulaşan kadınlar 155 veya 183’ü aradıklarında ulaşamadıklarını söylüyorlar. Halbuki telefon hatlarına ulaşımın daha da kolaylaştırılması gerekirken henüz daha şikayetin ilk basamağında kadınlar kapalı kapılarla karşılaşıyor.  İçişleri  Bakanlığı’na hala KADES uygulaması ile ilgili herhangi bir tanıtım yapmadı. Kadınların online olarak başvurabileceği bu uygulamanın her yerden duyurulması gerekiyor. Kadına yönelik şiddete karşı ne yapılması gerektiğini anlatan bir broşür bu dönemde en çok kullanılan eczaneler veya marketlerde dağıtılmalıdır. Kadına yönelik şiddet ve çocuk istismarının önlenmesine dair kamu spotları yayınlanmalıdır. Ancak kadına karşı şiddetin ve kadın cinayetlerinin azaldığına yönelik bilgiler verilerek tam tersi bir algı yaratmaya çalışılıyor.  Tüm dünyada ve Türkiye’de şiddetin arttığı verilerle görülürken özel önlem alınması gerektiği de açıktır. Korona günlerinde kadınlar için alınabilecek acil önlem önerilerimize burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.


6284 ve sonuçları


Şiddet uygulayanlara uzaklaştırma, yakın koruma gibi birçok tedbiri düzenleyen; kadınları maddi olarak güçlendirmekten kimlik bilgilerinin değiştirilmesine kadar birçok hak tanıyan ve kadın örgütlerinin yıllarca süren mücadelesi sonucu yürürlüğe giren 6284 etkin uygulandığı takdirde kadınları koruyor.


Nisan ayında öldürülen kadınların 18’inin  koruma kararının olup olmadığı bilinmezken; yalnızca 2 kadının uzaklaştırma veya koruma kararı olmadığı bilinmektedir.


Ayşe Paşalı, 2010 yılında eskiden evli olduğu erkek tarafından şiddet görmüş, "evli olmadığı" bahanesiyle koruma talebi reddedilmiş ve aynı erkek tarafından öldürülmüştü. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Ayşe Paşalı'nın öldürülmesiyle ilgili olarak yaşamın korunmasındaki başarısızlıklarından dolayı Türkiye'yi sorumlu tuttu. Devlet ise korumadığı için kadın cinayeti davalarında duymaya alışık olduğumuz gibi "pişmanım" dedi.


Mersin'de yaşayan 33 yaşındaki Emel G. boşanmak istediği Hakan G. tarafından 11 yerinden tornavidayla yaraladı, Emel G. hastanede yaşam mücadelesi veriyor. Hakan G. ise olaydan sonra kaçtı ve sosyal medya hesabından "seni kurşuna dizeceğim" diye Emel G.’yi tehdit etti.


Kayseri’de yaşayan Serap İlhan ve kızı F.N.Y, Hacı İlhan tarafından defalarca şiddet gördüğünü söyleyerek yetkililerden yardım istedi.


Antalya'da yaşayan bir kadın, boşanma aşamasında olduğu erkek tarafından boğazına bıçak dayanarak tehdit edildi. Saldırgan, polis tarafından etkisiz hale getirildi.


Konya'da yaşayan Zeynep Y., oğlu Yasin Y. tarafından kurusıkı tabancayla rehin alındı, sonrasında evi ateşe verdi. Zeynep Y. yaralı olarak kurtarıldı.


Bursa'da yaşayan Hatun B. ve avukatı Berrin Bayam, Hatun B'nın boşanma aşamasında olduğu erkek Şükrü B. tarafından ateşli silahla yaralandı. Hatun B. ve Berrin Bayam'ın durumları ağır.


İstanbul'da yaşayan 42 yaşındaki Güleren Ocak, evli olduğu erkeğin yeğeni A.O. tarafından ateşli silahla vurularak yaralandı. A.O. yakalandıktan sonra serbest bırakıldı. Güleren Ocak’ın daha önce de aynı kişi tarafından ateşli silahla ağır yaralandığı ve denetimli serbestlik aldığı ortaya çıktı. Güleren “Sesimin duyulması için öldürülmem mi gerekiyor?” dedi.


İstanbul'da yaşayan bir kadın, ayrılmayı reddeden erkek tarafından cerrahi tulum giyerek ve sahte ambulansla koronavirüs testi yapacaklarını öne sürerek evinden kaçırdı. Bir şekilde kurtulan kadın şikayetçi oldu, ancak kadının daha öncesinde ayrıldığı erkek hakkında rahatsız ettiği için uzaklaştırma kararı aldırdığı ortaya çıktı.


5 Ocak’tan beri kayıp olan 21 yaşındaki Gülistan Doku ile ilgili hala bir gelişme yaşanmadı. Etkin bir soruşturma yapılması ve Gülistan’a ne olduğunun bir an önce açığa çıkarılması için #GülistanDokuNerede diye sormaya devam ediyoruz. Gülistan Doku için barajda yapılan arama çalışmaları sırasında Esma Kılıçaslan’ın cansız bedeni bulundu. Esma Kılıçaslan’ın ölümü bir an önce aydınlatılmalıdır.


Nisan Ayında Kadınlar ile ilgili Neler oldu?

Tüm Gelişmeler:


İşçiler İçin Ücretli İzin, Kadınlar İçin 6284 Hayat Kurtarır

Bu sene 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı önceki senelerden daha farklı ve olağanüstü şartlar altında karşılıyoruz. Bu şartlar, örgütlü mücadelemizle birlikte haklarımızı ve taleplerimizi her zaman olduğu gibi bu 1 Mayıs’ta da söylememize engel olmuyor, olmayacak da. 

'Evde kal' çağrıları yapıldığından beri işçiler evde kalamıyor, sağlıksız koşullarda çalışmak zorunda bırakılıyor. Salgının yavaşlaması için ise herkesin evde kalabilmesi, ücretli izin şart. Kadınlar ise en çok şiddet gördükleri evlerde kalmak zorundalar. Kadınların evde kalmak zorunda kaldığı bu günlerde ise 6284 hayat kurtarıyor. 

Karantina altında da olsak ta balkonlardan, camlardan, binalardan, duraklardan, duvarlardan, sosyal medyadan yine kadınlara seslenmeye devam ediyoruz.  “İşçiler İçin Ücretli İzin, Kadınlar İçin 6284 Hayat Kurtarır” sloganı Türkiye’nin dört bir yanında. Örgütlü mücadelemizle #Koronalı1MayıstaKadınlar olarak ekonomik eşitsizlikleri de haykırmaya ve haklarımızı korumaya devam ediyoruz.Korona günlerinde de hiçbir kadın asla yalnız yürümeyecek. 

Mevcut ekonomik eşitsizliklere ve hak ihlallerine ek olarak koronavirüsü süresince kadınlar ekonomik hayatta daha da güçsüz hale getiriliyor. Hiçbir kimseye sağlığı ve ekonomisi arasında tercih yapmak zorunda bırakılması kabul edilemez. İnsanca yaşam hakkı en temel haklarımızdandır. Evde kalan kadınlar hem iş hem de çocuk, yaşlı ve ev bakım yükünü tek başına omuzlamak zorunda bırakılıyor. Hane içi ev ve bakım görevi sadece kadınlara atanmış bir görev değildir, hane içinde yaşayan herkesin sorumluluğudur. Ekonomik hayat içerisinde bu olağanüstü dönem süresince olağanüstü bir güçlendirme politikası yürütülmesi gerektiğinin önemini vurgulamak istiyoruz.


Diğer ülkelerdeki gelişmeler:


Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu'nun 193 ülkeden aldığı verilere dayanarak en son yaptığı açıklamaya göre koronavirüsü süresince en az 15 milyon daha hane içi şiddet vakası yaşanacağı öngörüsünde bulundu. Ayrıca 44 milyon kadının karantina nedeniyle doğum kontrol haplarına erişemeyeceğin ve buna bağlı olarak 1 milyon istenmeyen hamilelik görüleceğini öngördü. 


Korona günlerinde kadına yönelik şiddetin artmasına karşı Fransa’da bir dizi önlemler alındı. Şiddete uğrayan kadınların otele yerleştirileceği, otel ücretini devletin ödeyeceği, eczane ve marketlerde kadınlar için yardım merkezleri açılacağı öğrenildi. Fransa'da koronavirüs karantinasının ilk haftasında hane içi şiddet vakalarında yüzde 30'dan fazla artış olduğu bildirildi.


ABD'de faaliyet gören Ulusal Hane İçi Şiddet Hattı, 10-24 Mart tarihleri arasında Covid-19'dan bahseden 951 tane arayan kişiden 2 bine kadar çağrı aldıklarını açıkladı.


İtalya'da yaşayan doktor bir kadın, birlikte olduğu erkek tarafından "koronavirüs bulaştırdığı" bahanesiyle öldürüldü.


Ruanda'da korona nedeniyle sokağa çıkma yasağını bahane eden 5 asker, bazı evlere girerek kadınlara cinsel şiddette bulunduğu ortaya çıktı. Askerler tutuklandı.


Kadın düşmanı söylemler ve uygulamalar devam ediyor:


Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İstanbul İl Müdür Yardımcısı Nail Noğay, "Çocuklarım aç, nasıl evde kalayım" diyen kadına düşmanca bir tutum sergileyerek "Geber" cevabını verdi. Tüm toplumun tepkisiyle görevden alındı. 


Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, camide yaptığı bir konuşmasında yine toplumsal cinsiyet eşitliğine aykırı bir şekilde sadece kişilerin kendi özel hayatlarını ilgilendiren konular hakkında homofobik ve düşmanca ifadeler kullandı. Erbaş tarafından yayımlanan “Ramazan Günlükleri” isimli kitapta da üniversite gençleri özel hayatlarıyla ilgili konularda hedef gösterildi. Bu tutum İstanbul Sözleşmesine aykırıdır ve nefret söylemleri ayrımcılığı daha da körüklemektedir.


Diyanet'in açıklamasının ardından Almanya'da yaşayan Metin Çakır isminde bir tıp doktoru eşcinselliği hastalık olarak nitelendirdi. Tepkilerin ardından hastane, doktoru görevden aldığını belirtti.


Kadınlar kadın cinayetlerine karşı mücadeleye devam ediyor:


 İstanbul’da yaşayan 4 çocuk annesi 43 yaşındaki Nurgül Boz, birlikte olduğu ve 15 ayrı suçtan kaydı bulunan Ersin Korkmaz tarafından kıskançlık bahane edilerek evinde vücudunun farklı yerlerinden bıçaklanarak öldürüldü.


Rize’de yaşayan 46 yaşındaki Gamze Pala, reddettiği erkek Savaş Dalançıkar tarafından çalıştığı kurum önünde önce ateşli silahla vuruldu, sonra bıçakla boğazı kesilerek öldürüldü. Failin cinayeti daha önceden planladığına dair görüntüler ortaya çıktı.


İstanbul’da yaşayan 79 yaşındaki Meral Ahmetoğlu, marketten verdiği siparişi getiren kurye tarafından 8 lira eksik verdiği bahane edilerek ayakkabı bağcığıyla boğularak öldürüldü.


Kocaeli’nde yaşayan 3 çocuk annesi 36 yaşındaki Kiraz Yıldırım, evli olduğu erkek Mustafa Yıldırım tarafından evinde balta ile öldürüldü.


Karabük’te yaşayan Satı İ., oğlu Mehmet İ. tarafından evinde kesici aletle boğazı kesilerek öldürüldü.


 İstanbul’da yaşayan 81 yaşındaki Sıddıka K., oğlu Özcan K. tarafından evinde kemerle boğularak öldürüldü.


Adana’da yaşayan Aysel Akkurt evinden çöp dökmek için çıktığı sırada kimliği belirsiz kişi ya da kişiler tarafından sokak ortasında ateşli silah saldırısıyla öldürüldü.


Kadınlar cinsel şiddete uğramaya devam ediyor:


Kütahya'da yaşayan bir kadın sokak ortasında Arif V. tarafından tacize uğradı. Failin daha önceden de cinsel taciz suçundan tutuklandığı ve geçen yıl Aralık ayında tahliye edildiği ortaya çıktı.


İstanbulda üniversite öğrencisi E.A. yurda giderken bindiği takside taksicinin cinsel saldırısına uğradı ve sonrasında da şantaj mesajlarına maruz kaldı. Şikayet üzerine taksici hakkında dava açıldı.


Kırklareli'de yaşayan 7 kadının para karşılığı cinsel ilişkiye zorlandığı ortaya çıktı. Soruşturma sürüyor.


Mardin’de yaşayan A.A., birlikte yaşadığı erkek Y.K. tarafından 3 arkadaşıyla zorla ilişkiye girmesi için tehdit edildi. Bunu kabul etmeyen A.A. evinin bir odasına kilitlendi, birlikte olduğu erkek Y.K.’nın cinsel saldırısına ve ardından da fiziksel şiddetine maruz kaldı. Y.K.’nin A.A.’ya çeşitli kimyasal maddeler içirdiği ve sistematik olarak eziyette bulunduğu ortaya çıktı.Y.K tutuklanarak cezaevine gönderildi.


İstanbul'da yaşayan D.E., birlikte olduğu erkek tarafından cinsel saldırıya maruz kaldı. Fail Uğur A.'nın kendisini doktor olarak tanıttığı ama doktor olmadığı ve 12 kez nitelikli dolandırıcılıktan kaydı olduğu ortaya çıktı.


Geçtiğimiz sene Ocak ayında ailesini ziyaret etmek için Mersin'de bulunan A.Y., A.M.D.'nin cinsel saldırısına uğradı. Saldırının etkisiyle bir süre yargıya başvuramayan A.Y., dava açmaya karar verdi. Ancak 5 yıla kadar hapis cezası öngörülen suç, saldırının üzerinden 6 ay geçmesi gerekçe gösterilerek yargıya taşınamıyor. Failin başka kadınlara da cinsel saldırıda bulunduğu öğrenildi. 


Çocuk istismarları devam ediyor:


Kadın cinayetlerine verilerinde kadınların hangi bahanelerle öldürüldüğünün tespit edilememesi gibi, çocuk istismarı haberlerine de ulaşamıyor oluşumuz çocuk istismarına dair verilerle ilgili değerlendirmelerimizde  de bir zorluk yaratmaktadır. 

 

İstanbul'da bir lisede öğrenci 8 kız çocuğu, öğretmenleri M.K. tarafından cinsel istismara maruz kaldığı ortaya çıktı. Fail tutuklandı, hakkında 120 yıla kadar hapis istemiyle yargılanacak.


Ağrı'da yaşayan 6 yaşındaki kız çocuğu, eve sıva yapmak için gelen M.E.'nin cinsel istismarına maruz kaldı. Fail tutuklandı.


İstanbul Beyoğlu'da 5 yaşlarındaki bir kız çocuğu, 50 yaşındaki bir erkek tarafından sokak ortasından zorla başka bir yere götürülüp tacize uğradı. Fail gözaltına alındı.


Nisan ayı davaları: 


2001 yılında 12 yaşındayken kendi evinde işkenceyle öldürülen Hande Çinkitaş'ın davasının süre aşımına uğramasına 9 ay kaldı, ve 19 yıldır henüz hiçbir faili ceza almadı. 


2006 yılında kaybolduktan günler sonra ölü olarak bulunan Büşra Karabacak ve Tuğçe Yıldırım'ın davası 14 yıldır sonuçlanmadı.


Öğrencisi olan erkek tarafından vahşice öldürülen Ceren Damar'ın davasında mahkeme katile, kasten öldürmeden ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası vermişti. Savcı katilin “canavarca hisle veya eziyet çektirerek” öldürdüğünü belirterek karara itiraz etti. 


Bolu'da yaşayan Ç.Z. 15 yaşındayken, K.E. tarafından arabada cinsel saldırıya maruz kaldı. Failin tutuksuz yargılandığı dava 4 senedir devam ediyor. Cinsel saldırıdan sonra da rahatsız etmeye devam etmesine rağmen, mahkeme heyeti eksik evrakların tamamlanması için davayı erteledi.


Elif Keslerdarp, evli olduğu erkek tarafından şiddete uğramış ve bir gözünü kaybetmişti. Görülen davada fail “Gözüne oklava fırlattım. Fiziksel müdahalede bulunmadım” diyerek hakkında beraat kararı verilmesini talep etti.


Semine Eylence, Recep Y. tarafından sistematik şiddete maruz kalmış ve kaçırılarak darp edilmişti. Recep Y. görülen mahkemece tutuklandı.


 
 
 
 
 
 
 
 

*Raporumuz:Her ay basına yansıyan kadına yönelik şiddet haberlerinde davalar, yeni yaşanan olaylar ve kadın hareketine dair ayrıntılar yer almaktadır. Kadın cinayeti haberleri şikayete bağlı olmaksızın direkt kamuya yansırken; cinsel şiddet ve çocuk istismarı haberlerinin ortaya çıkması, gerek bu suçların üstünün örtülmesi gerek soruşturma ve dava süreçlerinin devam ediyor olmasından dolayı net sayının belirlenmesi zorlaşmaktadır. Dolayısı ile çocuk istismarı ve cinsel şiddet verileri açıkladığımız ve basına yansıyan haberlerden çok daha fazla olduğunu belirtmek isteriz. İstanbul Sözleşmesi kapsamında devletin ilgili mercilerinin tespit etmesi ve buna göre şiddetle mücadele yöntemlerini belirlemesi gerekirken; söz konusu makamlar bunları düzenli yapmamaktadır. Bizler, basına yansıyan ve doğrudan bize gelen başvurular halini derleyerek bir sayıya ulaşıp, bu çerçevede raporumuzu hazırlıyoruz. Kadın Cinayeti raporumuzu Femicide kavramına göre ele alıyor, bir araya getiriyor ve değerlendiriyoruz. Yani Femicide kavramına göre; “embriyodan cenine, bebekten çocuğa, erişkinden yaşlıya kadar tüm kadın cinsiyetteki bireylerin sadece cinsiyetlerinden dolayı ya da toplumsal cinsiyet kimliği algısına aykırı eylemleri bahane edilerek, bir erkek tarafından öldürülmesi ya da intihara zorlanmasıdır. Femisidler salt kadın cinsiyetteki insanların öldürüldüğü cinayetler olarak algılanmamalıdır. Nefretle işlenen bu cinayetlerde, saldırıya uğrayan şey kadın kimliğidir.”